Spinal omurga cerrahisinde intravenöz izotonik bolus sıvı uygulamasının endtidal CO2, alveolo-arteriyel CO2 gradiyentine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OĞULCAN PAŞAHAN
Danışman: Fatma Yeşim ABUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada, spinal cerrahi sırasında prone pozisyonda uygulanan izotonik bolus sıvı tedavisinin, end-tidal karbondioksit (ETCO2) değişimi ve alveolo-arteriyel karbondioksit (PaCO2) gradienti üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Prospektif, randomize ve kontrollü olarak gerçekleştirilen bu çalışma, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde spinal cerrahi geçiren, ASA I-II sınıfına dahil, 18-65 yaş aralığındaki hastaları içermektedir. Hastalar randomize olarak Grup B (prone pozisyonu verilmeden önce 500 mL izotonik intravenöz bolus sıvı alanlar) ve Grup K (standart sıvı tedavisi uygulananlar) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Operasyon odasına alınan her hastaya rutin EKG, SpO2, NIBP ve Masimo Rainbow ROOT (Corp., Irvine, CA, USA) cihazı ile PVI monitörizasyonu uygulanmıştır. Anestezi indüksiyonu sonrası, T0 (indüksiyon sonrası 5. dakika), T1 (prone pozisyon sonrası 15. dakika) ve T2 (prone pozisyon sonrası 30. dakika) zaman noktalarında kalp hızı, ortalama arter basıncı, end-tidal karbondioksit (ETCO2), peak havayolu basıncı (Ppeak), ortalama havayolu basıncı (Pmean) ve Pleth Variability Index (PVI) değerleri kaydedilmiştir. Aynı zamanda her ölçüm sırasında arter kan gazı analizi yapılmış ve alveolo-arteriyel karbondioksit (A-a CO2) gradienti hesaplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastalar arasında ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (HR), peak ve ortalama havayolu basınçları (Ppeak, Pmean), ve alveolo-arteriyel karbondioksit gradienti (Pa–EtCO₂) açısından gruplar arasında anlamlı fark izlenmemiştir. Her iki grupta da prone pozisyon sonrası akciğer kompliyansı anlamlı şekilde azalmış, ancak bu azalma grup karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Pleth Variability Index (PVI) ve kalp atım hızı, bolus sıvı uygulanan grupta anlamlı azalma göstermiştir. Bu durum, preload'un sıvı desteği ile stabilize edildiğini göstermektedir. EtCO₂ düzeyleri kontrol grubunda anlamlı düşüş gösterirken, bolus grubunda daha stabil seyretmiştir. PaCO₂ ve diğer respiratuvar parametrelerde anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç: Spinal cerrahi sırasında prone pozisyonda uygulanan izotonik bolus sıvı tedavisinin, ventilatuvar ve hemodinamik parametreler üzerinde klinik açıdan anlamlı bir bozulmaya neden olmadığı, aksine bazı hemodinamik göstergeleri stabilize edebileceği sonucuna varılmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark bulunmasa da, bolus grubunda hemodinamik ve respiratuvar parametrelerin değişkenlik oranının azaldığı, bu durumun preload yönetimiyle dolaşım ve solunum dinamiklerinin daha kontrollü seyrettiğini gösterdiği sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, prone pozisyondaki cerrahilerde izotonik bolus sıvı uygulamasının güvenli bir sıvı yönetim stratejisi olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Spinal cerrahi, prone pozisyon, bolus sıvı tedavisi, end-tidal CO2, alveolo-arteriyel CO2 gradienti.