Radyoembolizasyon tedavisinde Tc-99m makroagregat albumin(MAA) SPECT/BT dozimetrisinin gerçek absorbe dozlar için öngörü değeri ve cam/reçine mikrokürelerde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE BETÜL DERE
Danışman: Burcu ESEN AKKAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; cam ve reçine mikrokürelerle tedavi edilen hastalarda, tedavi öncesi Tc-99m MAA SPECT/BT temelli planlama dozimetresi ile tedavi sonrası Y-90 PET/BT temelli gerçek dozimetri ölçümlerinin karşılaştırılması ve klinik pratikte Tc-99m MAA SPECT/BT verilerinin gerçekleşen absorbe dozları öngörme kapasitesinin araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Haziran 2022–Ocak 2025 arasında Transarteriyel Radyoembolizasyon (TARE) uygulanan ≥18 yaş 124 hasta (155 tedavi seansı, 173 lezyon) retrospektif olarak analiz edilmiştir. Hastaların Tc-99m MAA SPECT/BT ve Y-90 PET/BT görüntüleri üzerinden hem volumetrik hem de absorbe doz parametreleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Analizlerde tümör volümü (TV), perfüze volüm (PV), normal karaciğer volümü (NKV) ve total karaciğer volümü (TKV) ile tümör absorbe dozu (TAD), perfüze alan absorbe dozu (PAAD), perfüze normal karaciğer absorbe dozu (PNKAD), normal karaciğer absorbe dozu (NKAD) ve total karaciğer absorbe dozu (TKAD) parametreleri dikkate alınmıştır. Ayrıca reçine mikrokürelerle tedavi edilen olgularda ise klasik partitisyon modeli ile voksel tabanlı dozimetri yöntemleri karşılaştırılarak yöntemler arası uyum değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmada cam mikroküre ile tedavi edilen 80 hastaya ait 101 lezyon ve reçine mikroküre ile tedavi edilen 57 hastaya ait 72 lezyon incelenmiştir. Her iki grupta da olguların yarısından fazlasını hepatoselüler karsinom (HCC) tanılı hastalar oluşturmuş olup, bunu sırasıyla kolorektal kanser metastazları, nöroendokrin tümörler (NET) ve intrahepatik kolanjiyoselüler karsinomlar (iCCA) izlemiştir. Tedavi uygulanan lob dağılımı her iki grupta da benzer olup, yaklaşık %80 oranında sağ lob yerleşimlidir. Tedavi yaklaşımları sıklık sırasına göre segmentektomi, bisegmentektomi ve lobektomi şeklindedir. Tedavi öncesi MAA SPECT ve tedavi sonrası Y90 PET üzerinden hesaplanan volümlerin karşılaştırmasında; TV her iki grupta da benzer hesaplanırken, PV'de tedavi görüntülerinde anlamlı azalma saptanmıştır. Buna karşılık, TKV ve NKV tedavi görüntülerinde artış göstermiştir. Dozimetrik analizlerde, tedavi görüntülerinde TAD ve PAAD'nin anlamlı şekilde arttığı, buna karşın NKAD'nin istatistiksel olarak anlamlı biçimde azaldığı gözlenmiştir. TKAD, cam mikroküre grubunda tedavi görüntülerinde anlamlı azalma ix göstermiş olup, reçine mikroküre grubunda ise anlamlı bir değişiklik izlenmemiştir. Tümör alt tiplerine göre yapılan analizde, tedavi öncesi ve sonrası ölçüm farklarının her iki grupta da büyük oranda HCC tanılı olgularda meydana geldiği gözlenmiştir. Ayrıca, reçine mikroküre ile tedavi edilen hastalarda yapılan Simplicit90Y ve Partitisyon modeli dozimetri karşılaştırmasında Wilcoxon testi sonuçlarına göre iki yöntem arasında TAD açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. SONUÇ: Tc-99m MAA planlama dozlarının tedavi sonrası Y-90 PET/BT ile doğrulanan absorbe dozlarla karşılaştırılması sonucunda, hem cam hem de reçine mikroküre gruplarında tümör absorbe dozunun tedavi sonrasında arttığı, buna karşılık normal karaciğer absorbe dozunun daha düşük gerçekleştiği saptanmıştır. Bu bulgular, planlama aşamasında Tc-99m MAA'nın öngörü gücünün sınırlı olabileceğini ve tedavi sonrası gerçekleşen absorbe dozların Y-90 PET/BT dozimetrik verileriyle doğrulanması gerektiğini göstermektedir. Normal karaciğer absorbe dozunun planlamada öngörülen değerin altında gerçekleşmesi ise, normal parankimin korunmasına yönelik klinik bir emniyet şeridi sağlandığını düşündürmektedir. Ayrıca reçine mikroküre grubunda, partisyon modeli ile voksel tabanlı dozimetri yöntemleri arasında anlamlı bir fark saptanmamış, bu da klinik uygulamada her iki yöntemin de karşılaştırılabilir ve birbirinin yerine kullanılabilir olduğunu desteklemektedir. ANAHTAR KELİMELER: İtriyum-90; Tc-99m MAA; PET/BT; Voksel tabanlı dozimetri; Radyoembolizasyon; Partitisyon modeli.