Gastrointestinal sistem kanamalarında mortalite ve rekürrens değerlendirmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA YOKARIBAŞ

Danışman: Elmas BİBERCİ KESKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızda, 2021–2024 yılları arasında üst gastrointestinal sistem kanaması nedeniyle takip edilen hastaların demografik verileri, mevcut ek hastalıkları, kullandıkları antikoagülan ve antiagregan ilaçlar, laboratuvar sonuçları ve endoskopik bulgularının; yeniden kanama ve mortaliteye etki eden faktörlerin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışma, 2021–2024 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'nde üst gastrointestinal sistem kanaması nedeniyle yatırılan hastalarda yürütülmüştür. Özofagogastroduodenoskopi ile varis dışı üst gastrointestinal kanama tanısı doğrulanan ve 18 yaşını doldurmuş toplam 299 hasta analize alınmıştır. On sekiz yaş altı, varis veya maligniteye bağlı kanama saptanan ya da kanama kaynağı alt gastrointestinal sistem belirlenen olgular çalışmaya dahil edilmemiştir. Hastane otomasyon sistemi verilerinden elde edilen bilgiler ışığında demografik özellikler, eşlik eden hastalıklar, kullanılan ilaçlar, laboratuvar sonuçları, endoskopik bulgular ve Forrest sınıflaması kaydedilmiştir. Mortalitenin yanı sıra yeniden kanama, hastane yatış süresi, yoğun bakım gereksinimi, uygulanan girişimler ve transfüzyon ihtiyacı değerlendirilmiştir. Tüm hastalarda Rockall ve Glasgow-Blatchford skorları ile Charlson Komorbidite İndeksi hesaplanmış; bu skorların mortalite ve rekürrensle ilişkisi lojistik regresyon, ROC analizi ve Kaplan–Meier yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 299 hastanın %68,9'u erkek, %31,1'i kadın olup, yaş ortalaması 62±17 yıl idi. Başvurularda en sık görülen semptom melena, ikinci sırada ise hematemezdi. Hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon ve diabetes mellitus mevcut olup, yaklaşık %11'inde karotis arter darlığı veya geçirilmiş nörolojik olay öyküsü saptandı. En sık etiyolojik neden peptik ülserdi. Nüks oranı %17,7 olarak belirlendi. Nüks gelişen olgularda karotis arter darlığı/nörolojik olay öyküsü anlamlı derecede daha sık görüldü (p=0,014). Hematemez nüks olmayan grupta daha yaygınken (p=0,018), eroziv-inflamatuvar lezyonlar da bu grupta daha yüksek orandaydı (p=0,045). Endoskopik incelemede Forrest Ib lezyonları nüks grubunda, Forrest III lezyonları ise nüks olmayanlarda daha sık izlendi (p=0,014 ve p=0,022). Gastroprotektif ajan kullanımı (evde ve hastane yatışı sırasında) nüks grubunda anlamlı şekilde daha fazlaydı (p<0,001). Çok değişkenli analizde hematemezin nüks riskini azaltıcı, gastroprotektif ajan kullanımının ise artırıcı etkisi olduğu bulundu. Mortalite oranı %11 idi. Kaybedilen hastalar daha ileri yaşta olup (p<0,001), ), heparin/Düşük moleküler ağırlıklı heparin kullanımı (p=0,011), karotis arter darlığı/nörolojik olay öyküsü (p=0,043) ve karaciğer hastalığı (p=0,015) bu grupta daha sık izlendi. Mortalite ile ilişkili bağımsız göstergeler düşük albümin (p=0,004), Forrest IIc lezyonları (p=0,031), yüksek Glasgow-Blatchford Skoru (p=0,007), yoğun bakım gereksinimi (p<0,001) ve transfüzyon ihtiyacı (p<0,001) olarak belirlendi. Kaplan-Meier analizinde Rockall ve Glasgow-Blatchford skorlarının mortaliteyi öngörmede anlamlı olduğu, ancak nüks tahmininde ek katkı sağlamadığı gösterildi. Sonuç: Çalışmamızda, üst gastrointestinal sistem kanamalı olgularda mortalite oranı %11, rekürrens oranı ise %17,7 olarak saptanmıştır. Multivaryant analizlerde mortalite ile düşük albümin düzeyi, ileri yaş, Forrest IIc lezyonları, yüksek Glasgow-Blatchford Skoru, yoğun bakım ihtiyacı ve transfüzyon gereksinimi arasında bağımsız ilişki bulunmuştur. Rekürrenssiz grupta hematemezin daha sık görülmesi, semptom farklılığını yansıtmakta olup klinik açıdan koruyucu bir etki olarak değerlendirilmemiştir. Rekürrens grubunda gözlenen yoğun gastroprotektif tedavi kullanımı (evde ve hastane yatışında) ise, esasen olguların daha ağır klinik seyri ve artan tedavi ihtiyacını göstermektedir. Sonuçlarımız, mortalite ve yeniden kanamanın öngörülmesinde klinik, laboratuvar ve endoskopik parametrelerin birlikte değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Özellikle ileri yaş, çoklu komorbidite veya yüksek riskli endoskopik bulgular varlığında, uygun tedavi stratejilerinin erken dönemde planlanması hasta yönetiminde kritik rol taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Üst gastrointestinal sistem kanaması, rekürrens, mortalite.