COVİD-19 hastalarında hipertansiyonun laboratuvar değerleri ve prognoza etkisi: Vaka-kontrol çalışması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUHAMMED CAN AYRANCI
Danışman: Berrin TELATAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışmada bir eğitim ve araştırma hastanesinde yatarak tedavi alan Covid-19 hastalarında hipertansiyonun laboratuvar değerleri ve prognoza etkisini görmek amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamız retrospektif bir vaka-kontrol çalışmasıdır. Mart 2020 - Mart 2021 tarihleri arasında Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatarak tedavi gören, 18 yaş ve üzerinde, PCR (+) liği ve/veya pulmoner BT bulguları ile Covid-19 tanısı alan 216 hasta çalışmamıza dahil edilmiştir. Hastalar öncelikle hipertansiyonu olan hasta grubu ve herhangi bir komorbiditesi olmayan hasta grubu olarak 2 gruba ayrılmıştır. Sonra hipertansiyon grubundaki hastalardan; hipertansiyon tanısına diyabet ve/veya koroner arter hastalığı eklendiğinde prognozun nasıl etkilendiğini görmek için 4 alt vaka grubu oluşturulmuştur. Sadece hipertansiyonu olan ve ek komorbiditesi olmayanlardan bir grup; hipertansiyona ek olarak sadece diyabetes mellitus olanlardan bir grup; hipertansiyona ek olarak sadece koroner arter hastalığı olanlardan bir grup; hipertansiyon, diyabetes mellitus ve koroner arter hastalığı komorbiditelerini bir arada bulunduran hastalardan da bir grup oluşturulmuştur. Hipertansiyonu olan gruba diyabet ve koroner arter hastalığı haricinde covid-19 prognozuna ve mortalitesine etki eden herhangi bir başka ek komorbiditesi olan hasta alınmamıştır. Kontrol grubu ise herhangi bir komorbiditesi olmayan hastalardan oluşmaktadır. Veriler hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden toplanmıştır. Veri toplama formu ile yaş, cinsiyet, yatış anındaki şikayetler, hastanın kronik hastalık varlığı bilgisi, başvuru anında tespit edilmiş olan laboratuvar değerleri (Tam Kan Sayımı, CRP, Ferritin, Fibrinojen, LDH, D-dimer, ALT, AST) ve hastaneden çıkış biçimi (haliyle taburcu, yoğun bakım ünitesine yatış, başka servise sevk, exitus) kayıt edilmiştir. Daha sonra oluşturulan gruplar arasında laboratuvar değerleri ve prognoz verileri anlamlı farklılık olup olmadığının tespiti için karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmamıza 123'ü erkek (%56,9) 93'ü kadın (%43,1) toplamda 216 hasta dahil edildi. Yoğun bakım ihtiyacı gelişen ve exitus olan hastalar ciddi sonuçlanma durumu olan olay olarak kabul edilmiştir. Ciddi sonuçlanma durumu olan 13 (%6) ve exitus olan 5 (%2,3) hasta bulunmaktaydı. Hastalar tanımlayıcı verilerine göre prognoz açısından değerlendirildiğinde 65 yaş üstü olan hastalarda ciddi sonuçlanma 3,32 kat ve anlamlı ölçüde daha yüksek saptandı (p<0,05). 65 yaş üstü hastalar takipte 2,91 kat ve anlamlı olarak daha sık desatüre olmaktaydı (p<0,001). Erkek cinsiyet olan hastalarda CRP (p<0,001), Ferritin (p<0,001), ALT (p<0,001), AST (p<0,01), Nötrofil (p<0,05), değerleri anlamlı oranda daha yüksek ve lenfosit (p<0,01) değeri anlamlı oranda daha düşük saptandı. Hipertansiyonu olan vaka grubu, herhangi bir komorbiditesi olmayan kontrol grubu ile karşılaştırıldığında hipertansiyonu olan grubun 2,42 kat ve anlamlı oranda daha sık desatüre olduğu tespit edilmiştir (%55,6'ya karşı %34; p<0,01), ciddi sonuçlanma durumları açısından anlamlı fark görülmemiştir. Laboratuvar değerleri incelendiğinde CRP (p<0,01), Ferritin (p<0,05), D-dimer (p<0,001), Nötrofil (p<0,05) değerlerinin anlamlı oranda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hipertansiyonla ilgili diğer alt gruplarda da benzer bulgular gözlenmiştir. SONUÇ: Hipertansiyon dünyada ve ülkemizde çok yaygın olarak görülen bir komorbiditedir. Çalışmamızdaki bulgulara göre hipertansiyon tanısı takipteki oksijen desteği ihtiyacını anlamlı ölçüde artırmakta ve laboratuvar değerlerini anlamlı oranda kötüleştirmektedir. Ayrıca hastaların sahip olduğu komorbiditeden bağımsız olarak 65 yaş üstü olması, erkek cinsiyet olması gibi faktörlerle ilgili de ciddi hastalık tablosuyla ilişkilendirilebilecek anlamlı sonuçlar gözlenmiştir. Bu sebeple hipertansiyonu olan Covid-19 hastaları hastaneye ilk başvurusunda ayrıntılı değerlendirilmelidir. Mevcut komorbiditeleri sorgulanmalıdır. Hastanın başvurusundaki vital, laboratuvar verileri de birlikte değerlendirilmelidir. Yatış anından itibaren hipertansiyon tanısı olan hastaların komorbiditesi olmayan hastalara göre daha sık desature olma riski bulunduğundan yakın takip edilmesi önerilebilir. Covid-19 hastalığında hipertansiyonun etkisini daha iyi anlayabilmek için daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır. ANAHTAR KELİMELER: Prognoz, D-dimer, SARS-CoV-2, Hipertansiyon, COVID-19