Skleroderma hastalarında kas kütlesi kaybı ve kas fonksiyonu: sarkopeni ile ilişkili klinik bulgular
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FEYZA NUR NANE
Danışman: Suade Özlem BADAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Sistemik skleroz (SSc), kronik inflamasyon, fibrozis, malnütrisyon ve fiziksel aktivite azalması gibi mekanizmalar aracılığıyla düşük kas kütlesi gelişimine zemin hazırlayabilen multisistemik bir bağ dokusu hastalığıdır. Bu çalışmanın amacı, SSc hastalarında düşük kas kütlesi prevalansını belirlemek, farklı ölçüm yöntemleri arasındaki uyumu değerlendirmek ve düşük kas kütlesi ile klinik/laboratuvar parametreleri arasındaki olası ilişkileri incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya sistemik skleroz tanılı 73 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik alt tipleri, organ tutulumları, laboratuvar parametreleri ve vücut kompozisyon ölçümleri değerlendirildi. Düşük kas kütlesi değerlendirmesinde biyoelektrik impedans analizi (BİA; Tanita ASMI), hesaplanan ASMI ve yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (HRCT) tabanlı iskelet kas indeksi (SMI) kullanıldı. Sarkopeni taraması için SARC-F anketi uygulandı. Düşük kas kütlesi sınıflaması için EWGSOP kriterleri esas alındı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 53.0 ± 13.9 yıl olup, %90.4'ü kadındı. Olguların %68.5'i sınırlı, %31.5'i diffüz SSc tanılıydı. İnterstisyel akciğer hastalığı %52.1, pulmoner hipertansiyon %23.3 ve gastrointestinal sistem tutulumu %26.0 oranında saptandı. HRCT tabanlı SMI ölçümlerine göre düşük kas kütlesi prevalansı %11.0 (n=8) olarak bulundu. Buna karşın BİA ile ölçülen ASMI değerlerine göre hiçbir hastada düşük kas kütlesi saptanmadı (%0.0). Hesaplanan ASMI ile Tanita ASMI arasında güçlü pozitif korelasyon (r=0.79), Tanita ASMI ile HRCT SMI arasında orta düzey pozitif korelasyon (r=0.60) izlendi. Pro-BNP ile HRCT SMI arasında negatif korelasyon saptandı (r=-0.32). Düşük kas kütlesi olan hastalarda CRP düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0.0146). Buna karşın hastalık süresi ile kas kütlesi parametreleri arasında anlamlı ilişki saptanmadı. SARC-F skor dağılımları düşük kas kütlesi olan ve olmayan gruplar arasında benzerdi (p=0.4759). Ayrıca düşük kas kütlesi prevalansı sınırlı ve diffüz SSc alt tipleri arasında anlamlı farklılık göstermedi (p=0.701). Sonuç: Sistemik skleroz hastalarında düşük kas kütlesi prevalansı kullanılan ölçüm yöntemine göre belirgin farklılık göstermektedir. HRCT tabanlı ölçümler düşük kas kütlesini saptamada daha duyarlı görünürken, genel popülasyon için önerilen BİA eşik değerleri bu hasta grubunda yetersiz kalabilir. SARC-F'nin SSc'de düşük kas kütlesini yansıtmada sınırlı olduğu görülmüştür. Bu bulgular, SSc hastalarında sarkopeni değerlendirmesinde hastalığa özgü yaklaşım ve yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Ancak sonuçlar, çalışmanın kesitsel tasarımı ve sınırlı örneklem büyüklüğü nedeniyle hipotez oluşturucu nitelikte değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Sistemik skleroz, skleroderma, sarkopeni, düşük kas kütlesi, HRCT, biyoelektrik impedans analizi, SARC-F.