Yenidoğan servis ve yoğun bakım ünitesinde tanı alan konjenital kalp hastalığı olgularının geriye dönük değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK SAĞLIĞI VE EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE KARAPINARLI

Danışman: Ayşe Esin KİBAR GÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Doğumsal kalp hastalığı (DKH) yenidoğan (YD) döneminde görülen en sık konjenital anomalidir. Ekokardiyografi (EKO) DKH'nin erken tanı ve izleminde önemli ve pratik bir tanı aracıdır. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) DKH tanısı alan olguların sıklığı, tanılarının dağılımı ve risk faktörleri açısından değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve yöntemler: Mayıs 2013-Mayıs 2017 tarihleri arasında YYBÜ'de takip edilen 2766 hasta geriye dönük incelendi. Kardiyoloji konsültasyonu istenen 762 term ve preterm YD'den DKH tanısı alan 365 bebek çalışmaya dahil edildi. Ekokardiyografisi normal olan, patent foramen ovale (PFO) tanısı alan olgular, ilk 3 günde kapanan ve suprasternal çalışmada kapanmakta olan ince patent duktus arteriozus (PDA) olguları çalışmaya dahil edilmedi. İstatistiksel analiz için SPSS Statistics 22.0 for Windows Evaluation Version programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Hastaların en sık başvuru yakınmaları solunum sıkıntısı (%34,5), sarılık (%10,9) ve emmede azalma (%8,7) idi. Hastaların yatış nedenlerine bakıldığında en sık solunumsal nedenler (%28,3) görüldü. Olguların çoğu term doğum olup %60,5'i erkek, %39,5'u kız idi. %19,9'unun ebeveynleri arasında akrabalık mevcuttu. En sık kardiyoloji konsültasyonu istenme nedeni üfürüm (%27,4), solunum sıkıntısı (%15,9) ve prematürite (%10,1) idi. Merkezimizde DKH sıklığı %13,2 olarak bulundu. Hastaların %96,2'sinde asiyanotik, %3,8'inde siyanotik DKH vardı. Yenidoğanlarda en sık görülen asiyanotik DKH sırasıyla atriyal septal defekt (ASD) (%40,8), pulmoner darlık (PD) (%15,3), PDA (%13,4), ventriküler septal defekt (VSD) (%9,3) iken, siyanotik DKH sırasıyla hipoplastik sol kalp sendromu (HSKS) (%1,1), pulmoner atrezi (PA) (%0,8) ve çift çıkışlı sağ ventrikül (ÇÇSV) (%0,8) idi. Term bebeklerde asiyanotik DKH'ler sıklık sırasına göre ASD, PD ve VSD iken, preterm bebeklerde ASD, PDA ve PD idi. Hastaların %7,1'inde DKH'ye eşlik eden genetik sendrom mevcut olup, bunların içinde %38,5 ile Down Sendromu ilk sırada yer almakta idi. Hastaların %10,1'inde major ekstrakardiyak anomali saptanmıştır. %9,3'ü diyabetik anne bebeği (DAB) olarak takip edilirken bunlarında %20,6'sında septal hipertrofi görüldü. Çalışmamızda tek zamanlı nabız oksimetre ölçümleri yapılmış olup siyanotik DKH grubunun %72,7'sinde SatO2'nin <%90; asiyanotik DKH grubunun %76,3'ünde SatO2'nin ≥%95 olduğu ve anlamlı olarak farklı görüldü (p<0,05). Asiyanotik DKH'ye eşlik eden hipokseminin çoğunlukla solunumsal hastalıklara (%66,7) bağlı olduğu görüldü. Toplam 365 olgunun 319'u (%87,4) taburcu, 21'i (%5,8) ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka merkezlere sevk edilirken, 25'i (%6,8) de çoğunlukla sepsis nedeniyle kaybedildi. Sonuç: Yenidoğan döneminde hemodinaminin farklı olması ve DKH sıklığının giderek artması nedeniyle kardiyolojik değerlendirme önem kazanmaktadır. Bu nedenle EKO YYBÜ'ye yatan bebeklerde önemli bir tanı aracı olarak gözükmektedir. Doğumsal kalp hastalıklarının erken saptanması girişimsel işlemlerin erken yapılmasına ve böylece mortalite ve morbiditenin azalmasında fayda sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Yenidoğan yoğun bakım, yenidoğan, doğumsal kalp hastalığı, ekokardiyografi