Gebelerde indirekt Coombs testi taraması ile RhD antikoru ve RhD dışı antikorların sıklığının araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞEYMANUR ASLAN

Danışman: Hilal ÖZKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Gebelerde kan grubu uyuşmazlıkları bebekte ciddi sorunlara yol açılabilen bir durumdur. RhD antikoru kadar RhD dışı antikorların da taranması anne ve bebek sağlığı açısından önem arz etmektedir. Ülkemizde RhD dışı antikorların tespiti için bir tarama programı bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, gebelerde indirekt Coombs testi taraması ile RhD antikoru ve RhD dışı antikorların sıklığını belirlemek ve maternal antikor varlığı ile obstetrik geçmiş ve neonatal sonuçlar arasındaki olası ilişkileri değerlendirmektir. Çalışma, prenatal dönemde maternal antikorların belirlenmesi ve yüksek riskli gebeliklerin erken tespiti açısından klinik önem taşımaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma prospektif, tanımlayıcı bir araştırmadır. Çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenmiş (Proje Numarası: 2025/038) ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Gebe Polikliniklerinde, 01.08.2025–31.12.2025 tarihleri arasında 1353 gebe ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılmayı kabul eden, 18-50 yaş aralığındaki, gravida 2 ve üzeri olan gebelerden demografik ve obstetrik bilgileri içeren 15 maddelik standart anamnez formu alınmış ve venöz kan örnekleri ile İndirekt Coombs Testi uygulanmıştır. Test pozitifliği saptanan olgularda, antikor türü ve klinik önemi antikor tanımlama testi ile belirlenmiş; böylece anti-D'nin yanı sıra Kell, Duffy, Kidd, MNS gibi Rh dışı antikorlar da değerlendirilmiştir. İmmünohematolojik analizler hastane Transfüzyon Tıbbı Birimi'nde yapılmış, İndirekt Coombs Testi jel kart teknolojisine dayalı kolon aglütinasyon yöntemi ile uygulanmış ve pozitif/negatif sonuçlar belirlenmiştir. Pozitif olgularda genişletilmiş antikor paneli ile antikor tanımlaması yapılmış; tüm testler kalite kontrol prosedürlerine uygun yürütülmüş ve veriler laboratuvar bilgi yönetim sistemi ile takip edilmiştir. İstatistiksel analiz SPSS 26.0 ile yapılmış, parametrik olmayan veriler için Mann Whitney U testi, niteliksel veriler için Ki-Kare ve Fisher's Exact testi kullanılmış, anlamlılık p 0,05). Geçmiş doğumlarda sarılık öyküsü olanlarda test pozitifliği daha yüksek gözlenmiş (%54,5 vs %30,5) ve bu bebeklerde fototerapi gereksinimi %16,7, YBÜ yatışı %50, exchange transfüzyon %16,7 olarak belirlenmiş; exchange transfüzyon farkı istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Antikor tanımlama testlerinde 10 olguda antikor tespit edilmiş, en sık Cw (%40), D (%30), E (%20), Kpa (%30) ve Lua (%30) antikorları görülmüştür. Türkiye'deki diğer çalışmalar genellikle retrospektif tasarlanmış olduğundan ve yalnızca klinik olarak belirgin olgular üzerine yapıldığından Cw ve Lua gibi klnik olarak daha hafif seyirli antikorlar düşük oranlarda bildirilmiştir. Anti-D antikoru ise üç olguda pozitif saptanmıştır. Sonuç: Çalışma, maternal antikor sıklığını tarama temelli olarak ortaya koymuş, Rh uyumsuzluğu ve geçmiş sarılık öyküsü gibi risk faktörlerinin neonatal hemolitik komplikasyonlarla ilişkisini göstermiştir. Cw ve Lua gibi hafif kinik seyirli antikorların tarama ile saptanması, antikor yükünün yalnızca klinik olarak belirgin olgularla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Anti-D antikoru gibi önlenebilir durumların tespiti, RhIg uygulaması ile fetal hemolitik hastalık riskinin azaltılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, prenatal dönemde risk odaklı takip ve koruyucu müdahalelerin önemini desteklemekte olup, antikor taraması, yüksek riskli gebeliklerin erken tespiti ve gerekli koruyucu önlemlerin planlanması açısından kritik bir uygulamadır. Anahtar Kelimeler: Gebelik, İndirekt Coombs Testi, RhD antikoru, RhD dışı antikorlar, aile hekimliği