Prematüre yenidoğanlarda kan ürünü transfüzyonlarının ve enteral beslenmenin nekrotizan enterokolit gelişimindeki rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ADEM DEĞERMENCİ

Danışman: Güner KARATEKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Preterm yenidoğanlarda, kan ürünü transfüzyon maruziyetinin, transfüzyon sırasındaki eşik hemoglobin değerlerinin ve enteral beslenme durumunun nekrotizan enterokolit (NEK) gelişimi üzerine etkisini araştırmak. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2012 ile Aralık 2018 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitemize yatırılan, ≤ 36+6 gestasyon haftasında olan, prematüre yenidoğanlar (n=4730) geriye dönük olarak incelendi. Evre ≥2 olan 79 NEK tanılı yenidoğan belirlendi. Nekrotizan enterokolit olguları içerisinden, tanı öncesi belirgin anemi için 48 saat içerisinde kan transfüzyonu alan 22 vaka transfüzyon ilişkili nekrotizan enterokolit (TANEK) Grup 1 olarak, geriye kalan vakalar transfüzyon ile ilişkisi olmayan NEK (Non-TANEK) Grup 2 (n=57) ve transfüzyon aldığı halde NEK geliştirmeyenler kontrol grubu vakası Grup 3 (n=79) olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 158 yenidoğan alındı. Preterm bebeklerde tüm evreleri içeren NEK insidansı % 3, Evre ≥2 NEK insidansı ise %1.7 saptandı. TANEK insidansı, NEK hastalarının %27.8'ini oluşturmakta idi. Nekrotizan enterokolit vakalarının ortanca gestasyon yaşı ve doğum ağırlıkları sırasıyla 29 (28-32) hafta,1130 (780-1480) gr idi. Çalışma sonuçlarımız doğum ağırlığı 500-1000 gr olanların, doğum ağırlığı 2001-2500 gr olanlara göre 16 kat daha fazla NEK riskine sahip olduğunu gösterdi. Nekrotizan enterokolit vakalarının 36'sına (%45.6) tam kür antenatal steroid tedavisi uygulanmıştı. Tam kür antenatal steroid tedavisinin NEK'e karşı koruyucu olduğu saptandı (p=0.007). Non-TANEK'ler ile kıyaslandığında pozitif inotrop desteği alanlarda TANEK sıklığı, 2.5 kat daha fazla bulundu (p=0.034). Benzer şekilde sepsisi olan hastalarda TANEK sıklığı daha fazla saptandı (p=0.008). Transfüzyon öncesi hastalarda ortanca hemoglobin değeri ve hematokrit yüzdesi sırasıyla 9.4 (8.6-11.1) gr/dl, %27 (24-33) idi. Hemoglobin ve hematokrit düzeyleri TANEK ve kontrol grupları arasında farklılık göstermiyordu. Hematolojik parametrelerde tek fark TANEK grubu vakalarında trombosit düşüklüğü idi (p=0.005). Nekrotizan enterokolit gelişen hastalarda anne sütü ile beslenme oranları, kontrol grubuna göre %10 daha düşük bulundu. Anne sütü ile birlikte formula ile beslenenlerde NEK insidansı daha yüksek saptandı (p=0.014). Transfüzyon süresince beslenmeyi durdurmanın NEK'e karşı koruyucu olduğu görüldü (p=0.001). Cerrahi müdahale ihtiyacı TANEK grubu vakalarında 1.8 kat daha yüksek saptandı (p=0.041). Non-TANEK'ler ile kıyaslandığında TANEK grubu vakalarında morbidite göre 1.4 kat, mortalite ise 2.8 kat daha yüksek bulundu. Sonuç: Çalışmamızın sonucu olarak kan transfüzyonu sırasında enteral beslenmeyi kesmenin preterm yenidoğanlarda NEK gelişimini azalttığı görülmüştür. Ancak eşik hemoglobin düzeyleri ve NEK gelişimi arasında bir ilişki saptanmamıştır. Kan transfüzyon sırasında enteral beslemenin NEK gelişimi için bağımsız bir risk faktörü mü olduğu yoksa prematüreliğin sorunlarından mı kaynaklandığını retrospektif çalışmalarla ortaya koymak oldukça zordur. Bu alanda standart transfüzyon ve beslenme protokollerinin kullanıldığı prospektif randomize kontrollü daha geniş serilerde çalışmalara ihtiyaç vardır.