Esansiyel hipertansiyonu olan çocuklarda serum renalaz düzeyi ile hipertansif kardiyak değişiklikler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİ ATA ÇERKEZOĞLU
Danışman: Halil İbrahim YAKUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç Çocuklarda hipertansiyon sıklığı erişkinlerden daha azdır. Bununla birlikte hipertansiyon, pediatrik yaş grubunda önemli bir klinik sorundur ve tanım, etiyoloji ve tedavisi erişkinlerden bazı temel yönlerden farklıdır. Çocuklarda kan basıncının belirlenmesi uygun teknik ve cihazların kullanılmasını gerektirir. Hipertansiyona bağlı hedef organ hasarları arasında sol ventrikül hipertrofisi, ekokardiyografinin geniş kullanım alanı nedeniyle en fazla çalışılan indekstir. Renalaz esas olarak böbrekler tarafından üretilen ve dolaşımdaki katekolaminleri, özellikle adrenalini azaltarak kan basıncını düzenleyen ve kardiyovasküler fonksiyonlar üzerine etki gösteren bir monoamin oksidazdır. Bu yazıda, esansiyel hipertansiyonu olan çocuklarda serum renalaz düzeyi ile hipertansif kardiyak değişiklikler arasındaki ilişki, sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılarak gözden geçirilmiştir. Gereç ve Yöntem Yaşları 4-18 arasında değişen (ortalama15,1±1,9 yıl) 60 hipertansif çocuk (Erkek: 40, Kız:20) çalışmaya dahil edildi. Vücut kitle indeksi normal sınırlarda olan, yaş (4-18, ortalama14,2±1,3 yıl) ve cinsiyeti (Erkek:10, Kız:10) uyumlu 20 sağlıklı çocuk kontrol grubunu oluşturdu. Hipertansif çocukların 30 unda (Erkek:21, Kız:9) ekokardiyografide sol ventrikül hipertrofisi varken; kalan 30 hipertansif hastanın (Erkek:19, Kız:11) ekokardiyografi bulguları normaldi. Hipertansif gruplardan biyokimyasal incelemeler için venöz kan örneği toplandı. İdrar incelemeleri için sabah ilk idrar örnekleri ve 24 saatlik idrar örnekleri toplandı. Venöz kan örneklerinden serum üre,kreatinin,total kolesterol, Hdl-kolesterol, Ldl-kolesterol, Vldl-kolesterol, trigliserid, adrenalin, T4,TSH,renin ve aldosteron düzeyleri çalışıldı. Hasta ve kontrol gruplarından herhangi bir nedenle kan alınırken renalaz düzeyi bakılması için 2 cc kan örneği de alınarak santrifüj edilip uygun koşullarda saklandı. Hipertansif grupların kan basıncı ölçümünde 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitörizasyonu (AKBM) kullanıldı. Hipertansif grupların kardiyak açıdan değerlendirilmesi M-mode ekokardiyografi kullanılarak yapıldı ve elde edilen veriler ekokardiyografi formlarına kaydedildi. Normotansif grubun ekokardiyografisi yapılmadı. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, Tek yönlü varyans analizi testi kullanıldı. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında ki-kare testi kullanıldı. Veriler %95 güven düzeyinde incelenerek, p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular Hipertansif gruplarda vücut kitle indeksi, kan basıncı normal olan gruba göre anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0.05). Hipertansif grupların kendi arasında karşılaştırmasında ise vücut kitle indeksi açısından anlamlı fark saptanmadı. Hipertansif olup ekokardiyografide sol ventrikül hipertrofisi olan grubun tüm gün sistolik, diastolik; gece sistolik,diastolik ve gündüz sistolik kan basıncı yükleri, ekokardiyografide sol ventrikül hipertrofisi olmayan hipertansif gruba göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). M-mode ekokardiyografi ile yapılan değerlendirmede, sol ventrikül kitle indeksi ekokardiyografide sol ventrikül hipertrofisi olan grupta 39,7 g/m2.7 ve ekokardiyografide sol ventrikül hipertrofisi olmayan hipertansif grupta 27,9 g/m2.7 olarak saptandı (p<0.05). Gruplar arasında kan basıncı yükleri ile sol ventrikül kitle indeksi arasındaki ilişki karşılaştırıldığında, gündüz sistolik kan basıncı yükü artışı ile artmış sol ventrikül kitle indeksi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Renalaz düzeyi hipertansif gruplarda normotansif gruba oranla anlamlı olarak düşük saptandı (p<0.05). Hipertansif gruplar arasında ise renalaz düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Buna karşın renalaz düzeyi düşük olan grubun sol ventrikül kitle indeksi, renalaz düzeyi normal aralıkta olan gruptan anlamlı olarak yüksek bulundu. Sonuç Renalaz düzey düşüklüğü ile artmış sol ventrikül kitle indeksi arasında bir ilişki vardır. Bu nedenle hipertansiyon gelişimi ve hipertansiyonun uzun dönem komplikasyonları açısından risk altında olan çocuklarda renalaz düzey düşüklüğünün erken bir belirteç olarak kabul edilmesinin erişkin dönemde gelişebilecek komplikasyonları önlemede kullanışlı ve değerli bir parametre olduğu kanısındayız. Anahtar kelimeler: çocuk, hipertansiyon, sol ventrikül kitle indeksi, renalaz