Epileptik gebelerde hastalık seyri ile ilaç kullanımının gebelik ve yenidoğan sonuçlarına etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYBÜKE KEVSER HALAÇ ABASIYANIK

Danışman: Yusuf ÜSTÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Epilepsi, üreme çağındaki kadınlarda en sık, gebelikte ise migrenden sonra 2.en sık gözlenen nörolojik hastalıktır. Gebelikteki insidansı % 0.3 - 0.7 arasında bildirilmektedir. Epilepsi anne ve fetüs için olumsuz sonuçlarda artışa neden olur. Yapılan çalışmalarda abortus, antepartum kanama, postpartum kanama, hipertansif hastalıklar, doğum indüksiyonu, sezaryen, erken doğum, maternal mortalite ve fetal gelişim kısıtlılığı oranları epilepsisi olan gebelerde olmayanlara kıyasla yüksek olarak bulunmuştur. Bunlara ek olarak epileptik gebelerde antiepileptik ilaç kullanımına bağlı olarak fetal malformasyon oranları genel populasyona kıyasla artar; kullanılan ilaç sayısı arttıkça gebelik ve yenidoğan sonuçları olumsuz etkilenir. Epilepsinin üreme çağındaki dolayısıyla gebelerdeki sıklığı ve mortalite/morbidite sebebi olması; araştırma konumuz olmasına sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı; kronik bir hastalık olan epilepsinin sağlıklı gebelere kıyasla ve epileptik gebelerin ise kendi içerisinde gebelik süresince ilaç kullanımı/sayısının, nöbet varlığı/sayısının, folik asit desteğinin gebelik ve yenidoğan sonuçlarına etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma dahilinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde son 10 yılda doğum yapmış epileptik gebeler ile aynı zaman diliminde hastanemizde doğumu gerçekleşen tekil, ek hastalık ya da ilaç kullanımı olmayan sağlıklı gebeler içerisinden randomizasyon ile seçilen gebelerde; yaş, eğitim durumu, sigara-alkol kullanımı, ek hastalık varlığı, ilaç kullanımı, eş ile akrabalık durumu, gebelik sayısı, önceki gebeliklerin sonuçları, gebelik komplikasyonu olup olmadığı, ailede epilepsi varlığı, epilepsi başlama yaşı, kaç yıldır epilepsi olduğu, epilepsi ve nöbet tipi, gebelikteki nöbet sayısı, gebelikte nöbet varsa kaçıncı haftada olduğu, antiepileptik ilaç kullanımı, ilaç sayısı, ilaç dozu, doğum şekli, doğum haftası, doğum ağırlığı, konjenital malformasyon varlığı, 1.dakika ve 5.dakika APGAR skorları, yoğun bakım ihtiyacı olup olmadığı retrospektif olarak hasta dosyaları ve hastane sistemi üzerinden incelendi. Bulgular: Toplam 79 epileptik gebe ve aynı tarih aralığında hastanemizde doğum yapan 10815 gebe arasından randomizasyon ile seçilen; sistemik hastalığı ve ilaç kullanımı olmayan, tekil gebeliği olan, benzer yaş grubundaki 439 sağlıklı gebe çalışmaya dahil edildi. Epileptik grup ile kontrol grubu arasında yaş, folik asit kullanımı açısından anlamlı bir farklılık bulunmamakta iken epileptik gruptaki eğitim durumu ve sigara kullanımı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı oranda daha yüksekti. Epileptik grupta kontrol grubuna göre yenidoğan yoğun bakıma yatış ihtiyacı, düşük APGAR skoru, preterm doğum, gebelik komplikasyonu, konjenital malformasyon oranı istatistiksel olarak anlamlı oranda daha yüksek bulundu. İki grup arasında doğum ağırlığı açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Epileptik gruptaki sezaryen oranı kontrol grubuna kıyasla daha yüksek izlendi. Primer sezaryen oranının da epileptik grupta aynı şekilde daha yüksek olduğu görüldü. Epileptik gebelerde 1. ve 5. dk.APGAR skoru ve laktasyon oranı daha düşük bulundu. Epileptik grupta 2 maternal ölüm, 1 intrauterin fetus ölümü, 1 neonatal ölüm, kontrol grubunda ise 2 intrauterin fetus ölümü saptandı. Epileptik grupta ilaç kullanımı olup/olmaması ya da kullanılan ilaç sayısına göre APGAR, gebelik komplikasyonu, doğum şekli, preterm doğum ya da konjenital malformasyon açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktaydı. Epileptik grupta gebelikte geçirilen ortalama nöbet sayısı 2.45 (0-20) olup gebelikte nöbet geçiren hastalarda geçirmeyenlere oranla 1.dk APGAR skoru anlamlı oranda düşük bulunmuştur. Bu parametre dışında epileptik gebelerde gebelik süresince nöbet geçirip/geçirmeme ya da geçirilen nöbet sayısı ile maternal ve fetal sonuçlarda arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı. Sonuç: Çalışmamızda epileptik gebelerde sezaryen oranı ve maternal/neonatal riskler daha yüksek bulunmuştur. Tüm bu risklerin önlenebilmesi, risklerin öngörülebilmesi ve uygun müdahale edilebilmesi için en önemli basamak prekonsepsiyonel danışmanlığın yapılmasıdır. Anahtar kelimeler: Epilepsi, gebelik, antiepileptik ilaç, gebelik sonuçları, konjenital malformasyon, neonatal sonuçlar, folik asit