Hipoksik iskemik ensefalopatili yenidoğanlarda terapötik hipoterminin fentanil klerensi üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİCLEHAN ÇİFTÇİ
Danışman: İlke MUNGAN AKIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Asfiksi nedeniyle terapötik hipotermi uygulanan yenidoğanlarda analjezi amacıyla sıklıkla fentanil kullanılmaktadır. Bu çalışmada fentanilin, terapötik hipotermiye bağlı olarak etkinliğinde ve klerensinde meydana gelen değişiklikleri belirlemeyi ve böylelikle yenidoğanlarda olası bir fentanil doz ayarlaması gerekliliğini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız; tek merkezli, prospektif, kontrollü ve kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya Temmuz 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde perinatal asfiksi nedeniyle terapötik hipotermi uygulanan 15 yenidoğan hasta grubu olarak ve benzer gestasyon haftalarında, perinatal asfiksi dışı sebeplerle entübe olarak takip edilmesi nedeniyle sedoanaljezi amaçlı benzer dozlarda fentanil infüzyonu uygulanan 13 normotermik term yenidoğan kontrol grubu olarak dahil edildi. Çalışmaya katılan tüm yenidoğanların demografik, prenatal ve perinatal özellikler, kord ve 1. Saat kangazı değerleri ile APGAR skorları kaydedildi. Terapötik hipotermiye başlangıç anında ve terapötik hipoterminin başlangıcından itibaren 12., 24., 72. ve 96. saatlerde elde edilen vital bulguları, mekanik ventilatör desteği, hipotermi tedavisi alan YD'ların Thompson-Sarnat skorlamaları, aEEG'leri, klinik nöbet varlıkları antiepileptik, nefrotoksik ilaç kullanıp kullanmadıkları, fentanil dozları, midazolam dozları, NPASS skorları, laboratuvar değerleri, idrar çıkış hızları, kreatinin klerensleri, idrar fentanil düzeyleri, görüntüleme özellikleri, tam enterale geçiş günleri, inotrop ihtiyaçları, entübasyon süreçleri, hastanede yatış süreleri, taburculukta vücut ağırlığı, nörolojik muayeneleri, beslenme ve solunum özellikleri kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Fentanil infüzyonuna başlandıktan sonraki 12., 24. ve TH'nin sonlandırıldığı 72. saatte ve tedavi bitiminden sonraki 24. saatte alınan idrar numuneleri <-20°C koşullarda saklandı ve sıvı kromatografi-tandem kütle spektrometresi analizi (LCMS) yöntemiyle idrar örneğinden fentanil analizi yapıldı. Bulgular: Tüm hastaların %67,9'u erkek cinsiyette ve %32,1'i kız cinsiyette idi. Demografik veriler ve antropometrik ölçümler açısından iki grup arasında ix anlamlı farklılık mevcut değildi. Hastaların kord kan gazları karşılaştırıldığında pH ve HCO3 değerlerinin hipotermi uygulanmayan grupta, baz açığı ve laktat değerlerinin ise hipotermi uygulanan grupta daha yüksek olduğu tespit edildi (sırasıyla p=0,002, p=0,001, p=0,001 ve p=0,001). Birinci saat kan gazında pCO2 ve HCO3 değeri hipotermi uygulanmayan hastalarda ve baz açığı ve laktat değeri ise hipotermi uygulanan hastalarda istatistiksel açıdan anlamlı seviyede yüksek bulundu (p=0,001). Kalp tepe atımı ve vücut ısısı terapötik hipotermi uygulanan süre boyunca hipotermi grubunda anlamlı olarak düşük seyretti. Sistolik ve diyastolik kan basıncı terapötik hipotermi uygulanması boyunca hipotermi uygulanan yenidoğanlarda yüksek seyretse de bu yükseklik özellikle 12. Saat ölçümlerinde kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak yüksek saptandı. Hastaların N-PASS sedasyon ve ağrı skorları ile fentanil infüzyon dozları takip süresince istatistiksel açıdan anlamlı olarak farklı değildi. Özellikle terapötik hipoterminin başlangıcından itibaren 24. Ve 72. Saat ölçümlerinde ortalama idrar fentanil düzeyleri hipotermi uygulanan hastalarda kontrol grubuna göre daha yüksek idi. Ancak bu yükseklik istatistiksel açıdan anlamlı değildi. Terapötik hipotermi uygulanan hastaların albumin düzeyleri takip boyunca kontrol grubuna göre yüksek saptandı. Kreatinin klirensi ve böbrek fonksiyon testleri dahil olmak üzere diğer laboratuvar parametreleri açısından takip süresince iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlendi. Sonuç: Çalışma sonucunda elde ettiğimiz veriler ve literatür verileri bir arada değerlendirildiğinde terapötik hipotermi ile birlikte fentanil klirensinin azaldığı görülmektedir. Ancak bu azalmanın plazma fentanil düzeyleri ve hastanın kliniği üzerine etkileri henüz bilinmemektedir. Bu sonuçlar ışığında terapötik hipotermi uygulanan yenidoğanlarda fentanil infüzyonu kullanıldığı takdirde hastanın klinik durumu göz önünde bulundurularak doz ayarlaması yapılmalıdır. Çalışmamızın sonuçlarının güçlü kanıtlarla desteklenmesi adına çok merkezli, randomize, kontrollü ve aynı zamanda farmakokinetik ve klinik olarak tasarlanmış çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hipoksik İskemik Ensefalopati, Perinatal asfiksi, Terapötik Hipotermi, Yenidoğan, Yoğun Bakım