Ebus ve/veya mediastinoskopi ile tanı konulamamış mediastinal lenf nodları olan hastaların klinik özellikleri, EBUS, BT VE PET/BT ile lenf nodu histopatoloji bulgularının değerlendirilmesi ve prognoza etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ARZU DENİZ AKSAN

Danışman: Ayşe BAHADIR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Akciğer ve mediasten, zengin bir lenfatik ağa sahiptir ve mediastinal lenf nodlarına drene olmaktadır. Bu bölgedeki organlardan kaynaklı enfeksiyon, inflamatuar veya tümöral hastalıklara bağlı lenf nodunun verdiği yanıt sonucu mediastinal ve hiler lenfadenopatiler (MHL) oluşmaktadır. EBUS ve mediastinoskopi ile elde edilen patolojik bulgular lenf nodlarının benign-malign ayrımı yapılmasına olanak sağlar. Ancak benign lenfadenopatilerin patolojisinde özel bir sınıflandırma bulunmaması, bening hastalıklarda kesin bir ayırıcı tanı sağlamamaktadır. Literatürde tanı konulamayan bening MHL prognozu ve takibi açısından bir rehber bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda hastanemizde EBUS ve/veya mediastinoskopi yapılan ve patolojik olarak yetersiz veya tanı konulamamış MHL olan hastaların klinik özelliklerini, toraks BT ve PET-BT bulgularını değerlendirerek, bu bulgular ile etyoloji ayrımı, takip kriterleri ve prognoza etki eden faktörlerin saptanması amaçlandı. Yöntem: Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde, 04/2015-04/2020 tarihleri arasında, başvurusunda BT ve/veya PET-BT'de patolojik boyutta mediastinal lenfadenopatisi olup toraks veya toraks dışı malignitesi olmayan, EBUS veya mediastinoskopi işlemi sonucunda lenf nodu histopatolojisi yetersiz, reaktif ve antrakoz saptanan olgular seçildi. Bir yıllık takibi olan 180 hastanın örneklenen 384 lenf nodu retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmamıza alınan 180 hastanın yaş ortalaması 56.0±12, 127'si (% 70.6) erkek, 53'ü (%29.4) kadın idi. Hastaların %68.3'ünün (123) sigara öyküsü, %91.1'inin (164) en az bir tane solunumsal semptomu mevcuttu. Ek hastalık %45.6'sında (82) saptanırken, %67.8'inde (122) altta yatan akciğer hastalık öyküsü de mevcuttu. Toraks tomografisinde %93.9'unda (169) parankim bulgusu görülürken, %82.8'inde (149) hem mediastinal hem de hiler lenfadenopatisi bulunmaktaydı. EBUS ile en sık örneklenen lenf nodu %36.7 (141) ile subkarinal idi. Lenf nodlarının 216'sında (%56.2) reaktif histopatoloji saptandı. Tüm hastaların lenf nodu oval olup, %90.6'sı (311) hipoekojen, %45.5'i (155) homojen ve %54.5'i (185) heterojen içyapıya sahipti. %84.6'sının (293) ise kenarları düzenli ve belirgin idi. Lenf nodlarının sonografik özellikleri ile reaktif ya da antrakoz histopatolojiye sahip olmaları arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Lenf nodunun başlangıç toraks BT'de kısa ve uzun akslarının ortalama boyutu 12.59±3.20 - 15.47±4.56 mm ve 1 yıl kontrol sonrası ortalama boyutu 11.35±3.51 - 13.64±4.61 mm saptandı. Aralarında istatistiksel olarak anlamlı küçülme görüldü (P<0.001). PET-BT ortalama boyutu 12.74±4.48 mm, SUVmax 6.87±4.18 idi. Başlangıç toraks BT'de kısa akslarının ortalama boyu ile EBUS lenf nodları çapı arasında pozitif yönde orta düzeyde doğrusal bir ilişki saptandı (r=0,485 P<0.001). Lenf nodlarını reaktif ve antrakoz olarak gruplandırdığımızda PET-BT ortalama lenf nodu boyutu ve SUVmaxları arasında anlamlı fark saptanmadı. Hastaların bir yıllık takipte 90'ının stabil, 21'inin progrese, 68'inin regrese olduğu görüldü. Bir hastada takip sırasında lenfoma gelişti. Sonuç: Çalışmamızda hastaların bir yıl sonraki son tanıları gözden geçirildiğinde reaktif ve antrakotik MHL etyolojilerinin altta yatan hastalıklarla ilişkili olduğu görülmüştür. Örneklem sayısı az olmakla birlikte toraks BT'de 15 mm den küçük MHL'si olan hastalarda, EBUS ile reaktif ve antrakotik lenf nodu saptanmışsa lenf nodlarının takibinden ziyade, altta yatan parakim hastalıklarının takibi önerilmektedir. Bu konuda prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.