Üriner sistem enfeksiyonu tanısı ile yatırılan hastalarda risk faktörleri, klinik özellikler ve tedavi başarısı


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE KAPLAN

Danışman: Asuman İNAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) kaynaklı hastane yatışı sıklığı giderek artmaktadır. Bu çalışmada hastaların yatış sebepleri, klinik özellikleri ve risk faktörlerinin irdelenmesi, etiyolojik ajanlar ve direnç profilleri saptanarak bölgesel epidemiyolojik verilere katkıda bulunulması, uygulanan tedaviler ve tedavi başarısına etki eden faktörlerin incelenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne, 1 Ocak 2019–31 Aralık 2021 tarihleri arasında ÜSE tanısı ile yatırılan ≥18 yaş hastaların kayıtları, hastane bilgi sisteminden geriye dönük olarak incelendi. Hastaların klinik ve laboratuvar bulguları, kültür ve antibiyogram sonuçları, yatış süreleri, risk faktörleri, uygulanan tedavileri ve bir yıl içinde ÜSE nedenli tekrarlayan başvuruları kaydedildi. Bulgular: Toplam 384 hastanın 495 ÜSE atağı incelendi. Hastaların %53'ü erkekti. Ortalama yaş 65.57±18.08, ortanca yatış süresi 14 gündü. Olguların 21'i (%4.2) asemptomatik bakteriüri, 65'i (%13.1) sistit, 409'u (%82.7) piyelonefrit tanılı, 396'sı (%80) komplike ÜSE idi. Hastaların %64.8'inde en az bir üropatoloji mevcuttu. En sık yatış sebepleri genel durum bozukluğu (%41) ve geniş spektrumlu ampirik tedavi gereksinimiydi (%35). En sık saptanan etkenler E.coli (%44.8), Klebsiella spp. (%21.7), P.aeruginosa (%13) idi. Çoklu ilaca direnç oranı %63.7'ydi. Olguların %84'ünde tedavi ampirik olarak başlanmıştı. Tüm başlangıç tedavilerinin %20.6'sı antibiyotik duyarlılık testi sonucuna uygun değildi. En sık kullanılan ajan ertapenemdi (%40.1). Toplam tedavi süresi ortalama 13.24±3.88 gündü. Kontrol idrar kültürü alınma süresinin ortanca değeri dört gündü. Hastaların 18'inde (%6.3) aynı etken üremeye devam etmişti. Yatışı sırasında hastaların %2.9'u yoğun bakım ünitesine nakil olurken, %3.5'i kaybedilmişti. Olguların, 105'i (%24) 60 gün içinde olmak üzere, 152'si (%34.8) bir yıl içinde tekrar başvurmuştu. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde prostat kanseri, renal taş, anatomik bozukluk, bez kullanımı, sepsis, nefrostomi ve GSBL üreten mikroorganizma varlığının tekrar başvuru riskini artırdığı belirlendi. Tedavi süresi ve uygun olmayan ampirik tedavi başlanması tekrar başvuru ile ilişkili değildi. Komplike piyelonefritli hastalardan ≤10 gün tedavi alanların 22'si (%40), >10 gün tedavi alanların 83'ü (%37.6) bir yıl içinde tekrar başvurmuştu. Tedavi süresi ile tekrar başvuru arasında anlamlı ilişki yoktu (p>0.05). Sonuç: ÜSE'lerde etkenlerin direnç oranları ve hastane yatış sıklığı önemli bir sorundur. ÜSE'lerin ve tekrarlayan başvuruların risk faktörlerinin belirlenmesi, bu risklere yönelik önlemlerin alınabilmesi için önemlidir. Çalışmamızda daha kısa tedavi süreleri ile tekrar başvuru sıklığının artmadığı gösterilmiştir. ÜSE tedavisinde daha kısa süreli antibiyotik kullanımının, artan çalışmalar ile net öneriler haline geleceğini, bu sayede antibiyotik direnci, maliyet, yan etki gibi sorunlara azaltıcı yönde katkı sağlanacağını düşünmekteyiz.