Primer immun yetmezlik hastalarında hastane anksiyete-depresyon ölçeği ve tam kan inflamasyon indeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULLAH ÖMER AYDAR

Danışman: Sait YEŞİLLİK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Primer immün yetmezlik (PİY), tekrarlayan enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar, maligniteler ve kronik inflamasyon ile seyreden, yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyen heterojen bir hastalık grubudur. Son yıllarda PİY hastalarında anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik sorunların sık görüldüğü ve immün sistem ile ruhsal durum arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğu gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, PİY tanılı erişkin hastalarda Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ) ile anksiyete ve depresyon sıklığını ölçmek, anksiyete ve depresyonun tam kan parametreleri ve tam kan inflamasyon indeksleri (TKİİ) ile ilişkisini değerlendirmek ve ikincil sonlanım noktası olarak TKİİ'nin PİY tanısını öngörmedeki rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Ağustos 2024 – Ağustos 2025 tarihleri arasında Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Alerji ve İmmünoloji polikliniğine başvuran 69 PİY tanılı ve 71 PİY tanısı olmayan birey çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara demografik ve klinik verileri içeren anket formu ile Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) uygulanmıştır. Son bir hafta içinde yapılmış tam kan sayımı olmayanlardan kan örneği alınmış, tam kan parametreleri ve bunlardan türetilen TKİİ (ör. NLO, PLO, MLO, SIYI, Sİİ, PİYİ, ELO, BLO vb.) hesaplanmıştır. Komorbidite yükü Charlson komorbidite indeksi (CCİ) ile değerlendirilmiş, PİY ve kontrol grupları sosyodemografik, klinik ve hematolojik değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizlerde Mann-Whitney U testi, Ki-kare/Fisher testi, Spearman korelasyon, çok değişkenli lojistik regresyon ve ROC analizi kullanılmış, p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: PİY tanılı hastalarda komorbidite yükü (CCİ skorları) ve son bir yıldaki hastane yatış sayıları kontrol grubuna göre belirgin şekilde artmıştır. HADÖ ile değerlendirildiğinde, PİY grubunda anksiyete sıklığı %20,3, depresyon sıklığı %40,6 bulunmuş; kontrol grubunda ise anksiyete %16,9, depresyon %38,0 oranında saptanmıştır. PİY grubu ile kontrol grubu arasında anksiyete, depresyon açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Tüm örneklemde CCİ skorunun artması, anksiyete ve depresyon sıklığı ile ilişkili bulunmuştur. PİY grubunda IgG1 eksikliği olan hastalarda anksiyete sıklığı anlamlı derecede yüksek bulunmuş, ancak çok değişkenli analizde bu ilişki bağımsız belirteç düzeyinde doğrulanmamıştır. Tam kan parameterleri ve TKİİ açısından değerlendirildiğinde PİY tanılı olup anksiyetesi olanlarda RDW ve BLO anlamlı şekilde yüksek; şiddetli anksiyetesi olanlarda MPV anlamlı derecede düşük; şiddetli depresyonu olanlarda ise ELO anlamlı derecede düşük saptanmıştır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde MPV, PİY tanılı hastalarda şiddetli anksiyete için bağımsız bir öngördürücü olarak bulunmuş; ROC analizinde MPV için AUC değeri yaklaşık 0,85 olarak hesaplanmıştır. PİY tanılı ve tanısız gruplar karşılaştırıldığında, PİY grubunda PLT düşük, MONO ve MLO yüksek bulunmuştur. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde CCİ skoru, düşük PLT ve yüksek MONO düzeyleri PİY tanısı ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada PİY tanılı hastalar ile PİY tanısı olmayanlar arasında anksiyete ve depresyon skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Ancak PİY hastalarında komorbidite yükünün ve psikiyatrik belirtilerin belirgin olduğu, anksiyete ve depresyonun özellikle artmış CCİ skoru ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. PİY hastalarında RDW, BLO, MPV ve ELO gibi rutin hematolojik parametreler, psikiyatrik yük ile ilişkili görünmekte; özellikle MPV şiddetli anksiyete için potansiyel bir biyobelirteç adayı olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca düşük trombosit ve yüksek monosit düzeyleri PİY tanısını öngörmede yardımcı olabilecek hematolojik belirteçler olarak dikkat çekmektedir. PİY hastalarının izleminde psikiyatrik değerlendirme için HADÖ gibi ölçekler ile tam kan gibi rutin laboratuvar verilerinin birlikte yorumlanması faydalı olabilir ancak daha geniş örneklemli, çok merkezli çalışmalarla bu bulguların desteklenmesi gerekmektedir.