Beta laktam ilaç alerjisi olan çocukların retrospektif incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEYMA DİLEK
Danışman: Deniz ÖZÇEKER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk İmmunoloji ve Alerji Polikliniğine beta laktam ilaç alerjisi ön tanısıyla başvuran ve ilaç yükleme testi yapılan 0-18 yaş arasındaki hastaların retrospektif olarak klinik, demografik ve laboratuvar özelliklerinin değerlendirilmesi, tanısal testler sonucunda gerçek ilaç alerji sıklığının belirlenmesi ile beta laktam alerji tanılı hastaların klinik, demografik ve laboratuvar özelllikleri açısından belirteçlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2017- Ocak 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Çocuk Alerji Polikliniğine beta laktam alerji şüphesiyle başvuran ve ilaç yükleme testi yapılan 0-18 yaş aralığındaki hastalar dahil edildi. Etik kurul onayı alındıktan sonra retrospektif olarak son 6 yılın kayıtları hastane bilgi sistemi (Panates) verilerinden incelenerek; bu hastaların yaş (ay), cinsiyet, başvuru yaşı, eşlik eden kronik hastalık öyküsü, ek alerjik hastalık öyküsü, ailede ilaç alerji öyküsü, başvuru reaksiyon tipi (erken tip; ürtiker, anaflaksi, anjioödem, anaflaksi, bronkospazm ve geç tip; makülopapüler döküntü, fix ilaç reaksiyonu ve diğer) , sistemde kayıtlı serum total IgE, sistemde kayıtlı eozinofil yüzdesi (%), beta laktam ilaç kullanım öyküsü (penisilin V, penisilin G, ampisilin, amoksisilin vs), spesifik IgE değerleri, intradermal, yama test sonuçları ve ilaç yükleme testi sonuçları kaydedildi. Hastalardan herhangi bir ek tetkik istenmedi ve anket uygulanmadı. Bulgular: Bu çalışmanın örneklemi, ortalama yaşı 127,6 ±46,1 ay olan 141 çocuktan oluşmaktadır. Vakaların %45,4'ü kız ve %54,6'sı erkek idi. İlaç yükleme testi uygulanan 108 hastanın %7,4 )'ü pozitif sonuçlandı. Hastalarda en sık görülen reaksiyon şekli ürtiker olup, %63,1 sadece oral yolla, %31,2 sadece intramuskuler/intravenöz yolla, 8 (%5,7)'i ise hem oral hem intramuskuler/intravenöz yolla ilaç kullanmıştı. Hastaların %85,1'inde tekli ilaç kullanımı alerjiden sorumlu iken %14,9'unda çoklu ilaç kullanımı alerjiden sorumluydu. Geç reaksiyon gözlenen hastaların yaş ve başvuru yaş ortancası erken tipe göre istatistiksel açıdan değerlendirildiğinde anlamlı düzeyde daha küçüktü (sırasıyla p=0,001 ve p= 0,002). Reaksiyon zamanına göre gruplar arasında ek alerjik hastalık, ailede ilaç alerjisi öyküsü ve eşlik eden kronik hastalık varlığı açısından değerlendirildiğinde anlamlı farklılık olmadığı belirlendi (p>0,05). Yapılan tek değişkenli binary lojistik regresyon analizlerinde başvuru yaşının her bir birim artışı erken reaksiyon görülme riskini 1,012 kat (%95 Güven Aralığı=1,003-1,021) arttırıyordu (p=0,007). İntradermal test pozitifliği ise erken reaksiyon görülme riskini 0,40 kat (%95 GA=0,18-0,91) azaltıyordu (p=0,029). Tüm bu değişkenler çok değişkenli modele alınarak yapılan değerlendirmede ise erken tip reaksiyon riskini başvuru yaşının 1,01 kat arttırdığı (%95 GA=1,003-1,021; p=0,009), İDT pozitifliğinin 0,30 kat azalttığı (%95 GA=0,12-0,73; p=0,008) belirlendi. Ayrıca bu modelde daha önce tek başına etkisi olmadığı belirlenen intramuskuler/intravenöz yolla ilaç kullanımının 2,49 kat (%95 GA=1,11-5,56) arttırdığı belirlendi (p=0,026). Sorumlu ilaçlar tek tek kullanım durumuna göre karşılaştırıldığında ise sadece 3. kuşak sefalosporin alerjisi olanlarda ilaç yükleme testi pozitifliğinin istatistiksel anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ( p=0,034) tespit edildi. İlaç yükleme testi pozitifliğine etki eden risk faktörlerini belirlemek için yapılan tek değişkenli binary lojistik regresyon analizlerinde çoklu ilaç kullanımının tekli ilaç kullanımına göre test pozitifliğini 5,4 kat arttırdığı belirlendi (%95 GA=1,12-26,0; p=0,036). Benzer şekilde 3. kuşak sefalosporin kullanımının ise test pozitifliğini 6,9 kat arttırdığı belirlendi (%95 GA=1,38-34,2; p=0,018). Tüm bu değişkenler çok değişkenli modele alınarak yapılan değerlendirmede ise bu etkenlerin bir arada ilaç yükleme testine etkisinin bulunmadığı belirlendi. Sonuç: Sonuç olarak, beta laktam antibiyotikler tüm dünyada yaygın olarak kullanılmakta olup ilacın sebep olduğu alerjik reaksiyonların en çok görülen nedenidir. Çocuklarda viral enfeksiyonların sebep olduğu makülopapüler döküntüler ve akut ürtiker çoğunlukla o dönemde kullanılan antibiyotiklerin sebep olduğu alerjik reaksiyon olarak kabul edilir. Yalnızca anamneze dayanarak beta laktama bağlı olduğu düşünülen ilaç alerjisi tanısının konulması, gereksiz yere geniş spektrumlu antibiyotik kullanımına ve sonuçta antibiyotik direnci oluşmasına neden olmaktadır. Şüpheli beta laktam içeren antibiyotiklere bağlı alerjisi olan hastalarda, tam alerjik değerlendirilme gerçek ilaç alerji düzeyinin tahmin edilenden düşük olması ve yerine tercih edilen ilaç kullanımının sebep olduğu yükten dolayı büyük öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, ilaç alerjisi, beta laktam , penisilin, sefalosporin