İnflamatuar bağırsak hastalarında biyolojik ajan başlama zamanlaması, takibi ve sonuçları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE YÖRÜK ÖĞÜT

Danışman: Ferda AKBAY HARMANDAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç:İnflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) kronik ve tekrarlayan inflamasyonlarla karakterize bir hastalık grubudur ve tedavi stratejileri hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Son yıllarda, tümör nekroz faktörü alfa (TNF- α) inhibitörleri başta olmak üzere biyolojik tedaviler, İBH tedavisinde önemli yer edinmiştir. Bununla birlikte, biyolojik tedavi başlama zamanlaması ve tedavi sürecinin izlenmesine ilişkin yapılan çalışmalar giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, İBH hastalarında biyolojik tedavilerin başlama zamanlaması, tedavi izlemi ve klinik sonuçlar üzerindeki etkilerini inceleyerek, biyolojik tedaviye erken müdahalenin klinik remisyon sağlanmasında ve uzun vadeli hastalık kontrolünde nasıl bir rol oynadığını değerlendirmeyi hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Ocak 2000-Aralık 2024 tarihleri arasında SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji kliniğinde takip edilen 18 yaş ve üzeri, biyolojik tedavi kullanan crohn hastalığı (CH) ve ülseratif kolit (ÜK) hastalarının verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik, klinik ve laboratuvar verileri, hastalık tutulum tipi ve lokalizasyonları, ekstraintestinal bulguları (EİB), aldıkları tedaviler ve yanıt durumları retrospektif olarak kaydedildi. Hastaların biyolojik tedaviye olan yanıtı ve remisyon süreleriyle buna etki eden/ilişkili faktörler değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 163'ü (%69,7) CH, 71'i (%30,3) ÜK ile takiplidir. CH tanılı hastaların %60,7'si erkek, ÜK tanılı hastalarda ise bu oran %50,7'dir. CH olanlarda ortalama tanı yaşı 35,0 ± 13,0 iken, ÜK'li hastalarda 35,5 ± 12,4'dür. ÜK hastalarında hastalık takip süresinin daha uzun saptandı (122,7 ± 68,6 vs. 99,1 ± 66,6, p=0,014). Biyolojik ilaç öncesi dönemde sistemik steroid kullanımı ÜK hastalarında daha yüksek oranda izlenirken (%69 vs. %43,1 p 1 biyolojik tedavi kullanım öyküsü olanlar ile tek biyolojik ilaç kullanmış olanlar karşılaştırıldığında kadın cinsiyetin ve EİB'nin >1 biyolojik kullananlarda daha sık olduğu görüldü (sırasıyla p= 0.010, p= 0.028). CH ve ÜK hastalarında, tanı anından biyolojik ilaç başlangıcına kadar geçen süre ve ilaç devamlılık süreleri karşılaştırıldığında fark saptanmadı. İBH hastaları hastalık şiddetine göre kategorize edildiğinde de ilk biyolojik ilaç devamlılık süresi açısından benzerdi. Sonuç: Bulgularımız, erken veya geç dönemde başlanan biyolojik tedavilerin ilaç devamlılık süreleri açısından anlamlı fark yaratmadığını göstermektedir. Bu nedenle tedavi karar sürecinde yalnızca biyolojik ajan başlama zamanlamasına değil, hastaya özgü risk profiline dayalı kişiselleştirilmiş yaklaşımların önemi bir kez daha vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyolojik ajan tedavisi, crohn hastalığı (CH), İnflamatuar bağırsak hastalığı (İBH), ülseratif kolit (ÜK)