Obezitesi olan bireylerde diyastolik disfonksiyon prevalansı ve ilişkili risk faktörleri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUNUS BOZKURT
Danışman: Feray AKBAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Obezite başta kardiyometabolik komplikasyonlar olmak üzere pek çok patolojiye sebep olan, global prevalansı giderek artan, ciddi sağlık ilişkili ve ekonomik yükle sonuçlanan kronik bir hastalıktır. Obezite kardiyak morfoloji ve ventriküler fonksiyondaki değişikliklere yatkınlık yaratan hemodinamik değişiklikler yapabilir. Bunlar; artmış kalp debisini, sol ventrikül hipertrofisini ve her iki ventrikülün diyastolik ve sistolik fonksiyon bozukluğunu içerir. Sol ventriküler diyastolik disfonksiyonunun (LVDD), kalp yetmezliğinin erken bir preklinik bulgusu olduğu düşünülmektedir. Kalp yetmezliğinin yaygınlığı ve artmış morbidite ve mortalitesi göz önüne alındığında, kalp yetmezliği gelişimini geciktirmek veya önlemek için LVDD göstergesi olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi gerekir. Bu çalışmada; obezitesi olan hastalarda diyastolik disfonksiyon (DD) sıklığının belirlenmesi, DD'nin kardiyometabolik risk faktörleriyle ilişkisinin ve bu risk faktörlerinin farklı obezite düzeylerindeki etkisinin araştırılması ve obezitede olası DD varlığını taramanın önemine dikkat çekilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Obezite Polikliniğine 2010-2021 yılları arasında başvurup, dosya açılarak takip ve tedavi edilmiş hastaların verileri retrospektif olarak tarandı. Hastalar dahil etme ve dışlama kriterlerine uyan hastalardan rastgele olarak seçildi. Hastaların yaş, cinsiyet, boy, kilo, beden kitle indeksi (BKİ), bel çevresi (BÇ), HT ve DM varlığı, sigara kullanımı, sistolik ve diyastolik kan basıncı dökümante edildi. Laboratuvar tetkiklerine hastane veritabanından ulaşıldı ve yine hastaların ilk muayene tarihleri baz alınarak veriler kaydedildi. AKŞ, açlık insülini, HOMA-IR, HbAlc, total kolesterol, LDL, TG, HDL, ürik asid düzeyleri ve EKG ve EKO bulguları kaydedildi. Hastalar DD bulunan ve bulunmayan olarak sınıflandırılarak araştıma parametreleri karşılaştırıldı. Sonuçlar SPSS 23.0 istatistiksel analiz yöntemiyle değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya obezite polikliniğinden seçilen 254 hasta dahil edildi. Hastaların % 48.03 (n=122)' ünde diyastolik disfonksiyon saptandı. 3. Düzey obezite oranı DD olanlarda (%57.38, n=70) DD olmayanlara (%41.67, n=55) göre anlamlı (p 0,05) farklılık saptanmadı. Sigara kullanımı, ürik asit ve HDL kolesterol düzeyinde ise tüm hasta grubunda, cinsiyet özelinde ve obezite düzeyleri ayrı ayrı ele alındığında DD olan ve olmayan hastalar arasında anlamlı (p>0,05) farklılık saptanmadı. Sonuç: Obezitede DD sıklığı artmıştır ve KVH risk belirteçleriyle ilişkilidir. DD henüz spesifik bir tedavisi bulunmayan sistolik fonksiyonları korunmuş kalp yetmezliğine ilerlemede ciddi rol oynar. Bu nedenle obezitesi olan bireylerde diyastolik disfonksiyonun erken belirlenmesi ve ilişkili risk faktörlerine yönelik önleyici tedbirlerin alınması obezite-ilişkili morbidite ve mortalitenin azaltılmasına katkı açısından büyük önem taşır. Anahtar kelimeler: Obezite, diyastolik disfonksiyon, kalp yetmezliği