Ratlarda latissimus dorsi kas flebi donör alanında seroma oluşumunun azaltılmasında; Tutopatch®, "quilting" sütür, keystone flep ve fibrin glue uygulamalarının karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PLASTİK, REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALPER TAŞAN
Danışman: Kamuran Zeynep SEVİM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Latissimus dorsi flebi elevasyonu ve aksiller diseksiyon sonrası seroma oluşumu, ölü boşluk gelişimi, lenfatik yapıların hasarı ve protein açısından zengin seröz sıvı artışı nedeniyle en sık karşılaşılan komplikasyonlardan biridir. Bu çalışmanın amacı, deneysel bir sıçan modelinde Tutopatch ®, "quilting" sütürler, keystone flep ve fibrin glue gibi farklı yöntemlerin seroma oluşumunu azaltmadaki etkinliklerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Toplam 25 adet Sprague-Dawley sıçan (300–400 g), rastgele beş gruba ayrıldı (her grupta n=5): kontrol, fibrin glue, "quilting" sütür, Tutopatch ® ve keystone flep grupları. Standart seroma modeli; latissimus dorsi kasının eksizyonu, aksiller diseksiyon ve dermal lenfatiklerin bozulması ile oluşturuldu. Her grupta ölü boşluğun yönetimine yönelik farklı bir müdahale uygulandı. Postoperatif 10. günde seroma hacmi aspirasyon ile ölçüldü. Histopatolojik inceleme ile inflamasyon, vasküler proliferasyon ve fibroblast aktivasyonu değerlendirildi. Bulgular: Gruplar arasında seroma hacmi 0 ile 12,7 cc arasında değişiklik göstermiştir. En düşük seroma hacmi keystone flep grubunda, en yüksek ise Tutopatch ®(Germany) ve kontrol gruplarında saptanmıştır. "Quilting" sütür ve fibrin glue grupları orta düzeyde sonuçlar göstermiştir. Kruskal–Wallis testi ile yapılan istatistiksel analizde gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p=0,0118). Keystone flebin diğer yöntemlere kıyasla seroma oluşumunu azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Sonuç: De-epitelize keystone flep, vaskülarize doku ile ölü boşluğu doldurması ve doku yüzeyleri arasında adezyonu artırması nedeniyle seroma oluşumunu azaltmada en etkili yöntem olarak bulunmuştur. Sadece yüzey stabilizasyonu sağlayan veya pasif bariyer oluşturan tekniklerin geniş ölü boşlukların yönetiminde yetersiz kalabileceği düşünülmektedir. Bu bulgular, seroma oluşumunun önlenmesinde hem mekanik hem de biyolojik etkileri hedefleyen yaklaşımların daha üstün sonuçlar sağlayabileceğini göstermektedir.