Dahiliye servisinde yatan hastalarda vankomisin dirençli enterokok kolonizasyonu için risk faktörlerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİYE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PINAR ZEHRA DAVARCI

Danışman: Funda Müşerref TÜRKMEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hastane enfeksiyon etkenleri ile bu etkenlerin antibiyotiklere direnç durumları bölgeden bölgeye ve hastaneden hastaneye değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle geniş spektrumlu antibiyotik kullanımına bağlı olarak mikroorganizmalar direnç kazanmakta ve ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Bu bağlamda vankomisin dirençli enterokoklar hastane ortamında kolaylıkla üreyebilmekte ve bunlara bağlı kolonizasyon ve infeksiyon görülme sıklığı artmaktadır. İlk 'Vankomisin Dirençli Enterokok' (VRE) suşu 1988 yılında İngiltere'den bildirilmiş ve ardından dünyanın çeşitli yerlerinden izole edilmiştir. Yurdumuzda ilk VRE izolatı 1998 yılında Akdeniz Üniversite'sinden bildirilmiş olup, Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Ağı üzerinden Türkiye Üniversite Hastanelerinde 2012 yılında Enterokok üremelerinin %18.5'inin VRE olduğu raporlanmıştır. Hastanede yatan hastalarda dirençli enterokok kolonizasyonunun erken tespiti, enterokokal infeksiyonların kontrolünde önemlidir. Dışkı veya rektal sürüntü kültürleri ile kolonizasyonun ortaya çıkarılması, infeksiyonun yayılımının önlenmesi açısından önemlidir. Çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Servisinde Ocak 2014-Nisan 2014 tarihleri arasında yatan hastaların, rektal sürüntü örneklerinden VRE izole edilmesi açısından ilişkili faktörler araştırılmıştır. Çalışmamız retrospektif bir çalışma olup 371 hastanın 55 tanesi; VRE kolonize olduğu bilinmesi, yatışı süresince VRE taraması yapılamaması (istem yapılmamış, örnek laboratuvar ulaşmamış, sonucun görülemediği vb.), hastanın hastanedeki yatış süresinin bir günden az olması gibi nedenlerle dışlanarak 316 hasta tarandı. Toplam 70 hastada VRE kolonizasyonu saptandı. VRE kolonizasyonu açısından taranmış ve negatif bulunmuş 246 hasta arasından 46'sı kontrol grubu olarak rastgele seçildi. Hastaların yatışları süresince haftada 2 alınan perirektal sürüntü xi örneklerinde VRE rektal taşıyıcılığı araştırıldı. Hastaların komorbit hastalıkları, ilaç kullanımları, son 6 ay içinde yoğun bakım öyküleri, beslenme şekilleri, hemogram ve çeşitli biyokimyasal değerleri; taburculuk dosyaları, hastane işletim sisteminde kayıtlı epikrizler ve hemşire kayıtları incelenerek araştırıldı. Sonuçlar istatistiksel açıdan SPSS programı kullanılarak değerlendirildi. Çalışmamızda, dışlama kriterleri uygulandıktan sonra 316 hasta taranmıştır. Bunların 70'inin (%22.2) rektal sürüntü kültüründe VRE üremesi tespit edilmiştir. Ortalama VRE izole edilme gün sayısı 8.7 bulunmuş olup, VRE izole edilen hastaların yatış süresinin anlamlı derecede daha fazla olduğu saptanmıştır. Glikopeptid ve metranidazol kullanımının VRE pozitif hastalarda anlamlı derecede daha fazla olduğu görülmüş olup diğer antibiyotikler açısından bir fark görülmemiştir. Enteral beslenen ve koroner arter hastalığı tanısı olanlarda VRE kolonizasyonu anlamlı derecede daha az görülürke; akut renal yetmezlik, hipertansiyon ve Alzheimer/Serebrovasküler olay (SVO) tanısı olanlarda VRE kolonizasyonu daha fazla saptanmıştır. Son 6 ay içinde yoğun bakıma yatma öyküsü bir VRE kolonizasyonu ile ilişkili olup, lojistik regresyon analizine göre riski 6.63 kat artırmaktadır. VRE ile kolonize olan ve olmayan hasta grupları incelendiğinde VRE ile kolonize olan hastalarda hemoglobin, C-reaktif protein (CRP), tiroksin (T4) ve albumin değerinin daha düşük, gama glutamil transferaz (GGT) değerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Lojistik regresyon analizine göre GGT'nin bir birim artması riski 1.01 kat artırdığı bulunmuştur. Hastane enfeksiyon etkenleri içinde yer alan VRE'nin görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bu oranı düşürmek için akılcı antibiyotik kullanımına dikkat edilmesi; hastaların hastane içi veya hastane dışı nakli sırasında tarama yapılması gerektiği; hastaların mümkün olan en kısa zamanda taburcu edilmesi gerektiği; Akut renal yetmezlik (ARY), Hipertansiyon (HT) ve Alzheimer/SVO hastalığı olanlar VRE kolonizasyonu açısından özellikle taranmalı ve takiplerinde dikkatli xii olunması gerektiği; fizyolojik olması dolayısıyla enteral beslenmenin mümkün olduğunca desteklenmesi ve bu konuda ısrar edilmesi gerektiği; özellikle beslenme durumu ile ilişkili olan serum albümin ve hemoglobin düzeyinin azalması VRE kolonizasyonu ile ilişkili olduğundan, beslenmesi kötü olan hastalarda VRE kolonizasyonu açısından dikkatli olunması gerektiği kanaatindeyiz.