Refrakter aşırı aktif mesane hastalarında radyofrekans ablasyon ve intravezikal onabotulinum toksin a enjeksiyonunun tedavi etkinliğinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SALİH ZEKİ SÖNMEZ
Danışman: Muhammet Murat DİNÇER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Aşırı aktif mesane (AAM) sendromu, altta yatan patolojik bir durum olmaksızın, genellikle gün boyunca ve/veya gece boyunca ortaya çıkan, ani idrara çıkma hissi (urgency) ile karakterize edilen bir grup semptomu ifade eder. Aşırı aktif mesane sendromu tedavileri kendi içinde çeşitli sınırlamalar içermektedir ve dirençli AAM hastaları için daha etkili, tolere edilebilir ve uygun tedavi seçeneklerine hala ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, dirençli AAM hastalarında selektif mesane denervasyonu ile radyofrekans ablasyonunun (RFA) etkinliğini ve güvenliğini araştırılması amaçlanmıştır. Bu yeni tedavi seçeneğinin sonuçları, etkisi kanıtlanmış ve kılavuzlarda kullanımı önerilen üçüncü basamak tedavi yöntemi olan intravezikal botulinum toksin enjeksiyonu (BTA) ile karşılaştırarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Şubat 2023 ve Şubat 2024 tarihleri arasında kliniğimizde AAM sendromu tanısı almış ve davranışsal tedavi ve sonrasında en az iki farklı medikal tedaviye 3 ay devam etmesine rağmen fayda görmemiş veya medikal tedaviyi tolere edememiş 18 yaş üstü semptomatik 54 kadın hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalar, RFA ile selektif mesane denervasyonu ve intravezikal Onabotulinum toksin A (BTA) enjeksiyon tedavisi uygulanacak şekilde 27 hastadan oluşan 2 gruba ayrılmıştır. Hastalar postoperatif 2. hafta – 4. hafta ve 12. haftalarda tekrar kontrol amaçlı çağırılmışlardır. Tedavi sonrası hastaların tedavi yanıtlarının değerlendirilmesi için ICQ-FLUTS, OAB-V8 ve I-QOL anketleri kullanılmıştır. Ayrıca kontrol başvurularında hastaların tam idrar tahlili, idrar kültürü, ultrason, post-miksiyonel rezidü ve kreatinin bulguları kaydedilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 54 hasta dahil edilmiştir. Hastaların ortalama yaşı 53.3 ± 14.4 (min:21 max:75) tür. BTA grubunda diabetes mellitus oranı RFA grubundan anlamlı (p 0.05) farklılık göstermemiştir. BTA grubunda postop 2.hafta dizüri oranı RFA grubundan anlamlı (p<0.05) olarak daha düşük bulunmuşken, BTA grubunda postop 4.hafta kesintili işeme şikayeti oranı RFA grubundan anlamlı (p<0.05) olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada, dirençli AAM hastalarında RFA yöntemi ile selektif mesane denervasyonu ve intravezikal BTA etkinliği ve yan etki profilleri karşılaştırılmıştır. Bulgular, her iki tedavi yönteminin de AAM semptomlarını azaltmada etkili olduğunu, ancak BTA tedavisinin semptomları iyileştirme ve yaşam kalitesini artırmada daha etkili olabileceğini göstermiştir. Özellikle postoperatif dönemde, BTA grubunda günlük işeme sayısında ve ani sıkışma ataklarında daha belirgin iyileşmeler gözlenirken, RFA grubunda yan etki profili açısından daha avantajlı sonuçlar elde edilmiştir. Gelecek çalışmalar için, RFA etki mekanizması göz önüne alınarak tedavi protokolü randomize edilebilir. Her iki tedavi yöntemi de semptomları azaltmakta ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Bu anlamda kombine tedavi potansiyel sinerjik etkiler sunabilir. İki grup arasındaki farkın daha kapsamlı bir şekilde anlaşılabilmesi için, daha büyük bir örneklem grubunu ve uzun dönem takip değerlendirmelerini içeren ileri araştırmalara ihtiyaç vardır.