Trakeostomili çocuklarda trakeal aspirat kültür üremelerinin alt solunum yolu enfeksiyonu ve kolonizasyon şeklinde ayrımına etki eden faktörler:Çocuk yoğun bakım deneyimi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMET SAFA KÜTÜK

Danışman: Emrah CAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Trakeostomi ile ilişkili solunum yolu enfeksiyonları yaygındır, ancak tanısı ve tedavisi çocuklarda zor ve karmaşıktır. Bu çalışmada trakeostomili kritik çocuk hastalarda demografik, klinik ve laboratuvar bulguların VİP tanısındaki önemi ve klinik pulmoner enfeksiyon skoru (CPIS), klinik pulmoner enfeksiyon skoru- prokalsitonin (CPIS-P), Phoenix sepsis skorlaması ve Pediatrik Mortalite Riski Skorlaması (PRISM-III) gibi skorların VİP tanısındaki performansını değerlendirmeyi amaçladık. Aynı zamanda en yaygın VİP etkenlerini saptamayı, bu etkenlerin antibiyotik duyarlılık ve direnç durumlarını değerlendirerek literatüre katkı sağlamayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEMLER: Bu çalışma, Ocak 2019 – Aralık 2024 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesine (ÇYBÜ) yatırılan, takibi ve tedavisi yapılan 31 gün – 18 yaş arası trakeostomili hastaların verilerinin retrospektif olarak incelenmesi ile gerçekleştirilen, gözlemsel tek merkezli bir çalışmadır. Çalışmaya 56 hasta ve onların oluşturduğu 80 olgu dahil edildi. Çalışmamızda hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet), akut ve kronik tanıları, trakeostomi açılma sebepleri, trakeal aspirat kültürleri, TAK alınması esnasındaki klinik (ateş, dispne, sekresyonlarda artış ve koyulaşma, taşikardi, hipotansiyon ve kardiyak arrest durumu), laboratuvar (hemogramdaki lökosit, lenfosit, nötrofil, platelet sayısı, albümin, C-reaktif protein (CRP) ve prokalsitonin düzeyi) ve radyolojik bulguları, TAK antibiyotik duyarlılıkları, yoğun bakımda yatış süreleri, Phoenix sepsis skoru, PRISM-3 skoru, CPIS, CPİS-P, mortalite skoru ve hastanın exitus olup olmadığı excel dosyasına kaydedildi. İstatistik analizde tüm testler çift yönlü olarak gerçekleştirilmiş olup p <0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Çalışmaya 56 hasta ve onların oluşturduğu 80 olgu dahil edilmiş olup, bunların 53.8%'i (43/80) erkek, 46.3%'ü (37/80) kızdır. Yaşları 2 ile 197 ay arasında olan toplam 80 vakanın ortalama yaşları ortalama yaşları 27±15,2 ay olarak saptandı. Hastaların 43 tanesinin kültürde üremesi vardır, ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) tanısı kriterlerini karşılamaktadır ve 37 tanesi pnömonisi olmayan kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Vakaların 36.3%'ünde (29/80) ateş, %75'inde (60/80) dispne, 58.8%'inde (47/80) sekresyonlarda artma, %57.5'inde (46/80) sekresyonda koyulaşma ve %42.5'inde (34/80) mekanik ventilatör basınç ihtiyacında artma mevcuttu. Hastaların kronik sistem hastalıkları %72.5 (58/80) nörolojik, %18.75 (15/80) solunum, %16.25 (13/80) metabolik ve %7.50 (6/80) diğer sistemlerle ilgiliydi. Hastaların trakeostomi açılma sebebi %16.3 (13/80) akciğer problemleri, %40 (32/80) solunum yollarındaki problemler ve %43.8 (35/80) solunum dışı problemler kaynaklı saptanmıştır. Semptomların dağılımına bakıldığında; ateş varlığı, kontrol grubunda %27.0 iken, VİP grubunda %44.2 oranında gözlenmiştir. Bununla birlikte; dispne, sekresyonlarda artma ve sekresyonda koyulaşma VİP grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek oranlarda gözlenmiştir (hepsi için p<0.001). Laboratuvar parametrelerine bakıldığında, VİP grubu, kontrol grubuna kıyasla daha yüksek inflamatuar yanıt göstermiştir. Lökosit sayısı VİP grubunda ortalama 14.1 x10^3/μL olarak bulunurken, kontrol grubunda 10.7 x10^3/μL düzeyindedir. C-reaktif protein (CRP) ve prokalsitonin düzeyleri de VİP grubunda belirgin olarak daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla p=0.006 ve p=0.003) Yoğun bakım yatış süresine bakıldığında VİP grubundaki hastaların medyan kalış süresi 15 gün iken, kontrol grubunda bu süre 10 gün olarak saptanmıştır. (p=0.012). Mekanik ventilatör basınç ihtiyacında artış VİP grubunda %76.7 oranında gözlenirken, kontrol grubunda %2.7 oranında tespit edilmiştir. Trakeostomili çocuklarda en sık saptadığımız mikroorganizma %52 ile Pseudomonas aeruginosa'ydı ve etken mikroorganizmaların antibiyotik direncine bakıldığında, kontrol grubunda (%29,4) kolistin direnci VİP grubuna (2.6%) göre anlamlı derecede yüksekti (p:0.009). ROC analizimize göre VİP tanısında skorlamalarımızın öngörme gücü CPIS (AUC:0.976), CPIS-P (AUC:0.973) ve Phoenix sepsis skoru (AUC:0.865) şeklinde sıralandı. Çalışmamızda incelenen 80 vakanın 6'sı exitus olmuştur, genel mortalite oranımız %7.5 olarak belirlenmiştir. Exitus olan hastaların tamamı VİP grubundadır. SONUÇ: Çalışmamız VİP gelişiminin yoğun bakım yatış süresini uzatarak ÇYBÜ'nün etkin kullanımını engellediğini ve maliyetleri arttırdığını göstermektedir. Bu hastaların VİP'e bağlı yatışlarını azaltmak için kliniklerin çeşitli önlemler alması gerekmektedir. Elde ettiğimiz verilere göre CPIS ve CPIS-P'nin VİP tanısında birbirine üstünlüğü olmadığı, her iki skorunda VİP tanısında iyi bir ön görücü olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz. VİP tanılı hastalarda en sık izole edilen mikroorganizma Pseudomonas aeruginosa'dır; kolistin dışındaki antibiyotiklere karşı yüksek dirence sahiptir ve antibiyotik dirençleri bu hasta grubu açısından endişe vericidir. Çalışmamızın sunduğu bulgular ile trakeostomili pediatrik hastalarda antibiyotik direnç ve duyarlılıkları açısından literatüre katkı sağladığını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Trakeostomi, Ventilatör İlişkili Pnömoni, Klinik Pulmoner Enfeksiyon Skoru (CPIS), Prokalsitonin