Dünya Sağlık Örgütünün eski ve yeni yaş sınıflandırmasına göre geriatrik travma hastalarında kırılganlık ölçeği'nin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RUMEYSA SÜT

Danışman: Özgür SÖĞÜT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Bu çalışmada DSÖ'nün yeni yaş sınıflandırmasına göre geriatrik travma hastalarında posttravmatik erken dönemde (ilk 24 saatte) 15 değişkenli Travmaya Spesifik Kırılganlık İndeksi (TSKİ) ölçeğinin, travma ciddiyetini belirlemede ve klinik sonlanımı (yatış ya da taburculuk) tahmin etmedeki rolünün araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem Prospektif gözlemsel tek merkezli bu çalışmada; 65 yaş ve üstü künt travmaya maruz kalan 169 geriatrik vaka dahil edildi. Künt travmaya maruz kalan hastalar, DSÖ'nün yeni ve eski yaş sınıflandırmasına göre; 65-79 yaş (eski sınıflandırmaya göre yaşlı, yeni sınıflandırmaya göre orta yaş; Grup I) ile yeni yaş sınıflandırmasına göre yaşlı olarak tanımlanan 80 yaş ve üstü hastalar (Grup II) olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Travmalı hastalarda ilk başvuruda travmanın ciddiyetinin belirlenmesi amacı ile travma skorlamaları (GKS; Glasgow koma skalası skoru, ISS; yaralanma ciddiyet skoru ve RTS; Revize Edilmiş Travma Skoru) hesaplanmıştır ve ilk başvuruda ölçülecek TSKİ ölçeği ile korelasyon gösterip göstermediği analiz edilmiştir. Bulgular Çalışmaya 68'si erkek (%40,2), 101'i kadın (%59,8) olmak üzere toplam 169 travma geçiren geriatrik hasta dahil edildi. Hasta grubunun yaş ortalaması 79,20 ± 7,80 (yaş aralığı; 65-97) yıl idi. 65-79 yaş aralığında 80 hasta olup (Grup I), bunların 44'ü (%54,30) kadın ve 37'si (%45,68) erkek idi. Grup II'de 80 yaş ve üzeri 89 hasta olup, bunların 57'si (%64,77) kadın, 31'si (%35,23) erkek idi. Kadın hastalarda ortalama TSKİ ölçeği değeri erkek hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı (p=0,025). Grup II'deki hastaların ortalama TSKİ ölçeği değeri Grup I'deki hastalara göre istatiksel olarak anlamlı yüksek saptandı (p=0,021). Ancak, gruplar arasında ortalama ISS, RTS ve GKS değerleri açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık viii saptanmadı (p=0,807, p=0,149 ve p=0,922; sırasıyla). Ek olarak, Grup I'deki hastaların TSKİ değeri ile ISS, RTS ve GKS değerleri arasında anlamlı bir korelasyon saptanmadı. Benzer şekilde, grup II'deki hastaların TSKİ değeri ile ISS, RTS ve GKS değerleri arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı. Grup I'deki hastalar klinik sonlanım (yatış ve taburculuk) açısından değerlendirildiğinde; yatış yapılan hastalar ile acil servisten taburcu edilen hastalar arasında ortalama TSKİ değeri açısından anlamlı bir farklılık saptandı (4,12 ±2,81 vs. 2,49±2,57, sırasıyla, p=0.005). Ancak grup II'deki hastalar klinik sonlanımı (yatış ve taburculuk) açısından değerlendirildiğinde; yatış yapılan hastalar ile acil servisten taburcu edilen hastalar arasında ortalama TSKİ değeri açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı (3,62 ±2,77 vs. 3,94±2,72, sırasıyla, p=0.520). Tartışma ve Sonuç Geriatrik travma sıklığı ve kırılganlık şiddetinin kadın cinsiyette arttığı söylenebilir. DSÖ'nün yeni yaş sınıflandırmasına göre yaşlı kabul edilen ≥80 yaş geriatrik hastalar TSKİ ölçeği şiddeti açısından en yüksek riske sahiptir. 65-79 yaş aralığındaki geriatrik hasta popülasyonunun yatış ya da taburculuk kararını öngörmede klinisyenlere yardımcı olarak, TSKİ ölçeğinin travma skorlamalarından; ISS, RTS ve GKS'den daha yararlı ve etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geriatri, travma, DSÖ, kırılganlık, TSKİ, klinik sonlanım