Laparoskopik bariyatrik cerrahi olgularında perfüzyon indeksi, pleth variabilite indeksi ve laktat ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANSIN UZUN
Danışman: Arzu YILDIRIM AR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Laparoskopik bariatrik cerrahi, obeziteye bağlı değişen solunum ve dolaşım fizyolojisi, pnömoperitonyum ve mekanik ventilasyon etkileri nedeniyle perioperatif hemodinamik yönetimin dikkatle izlenmesi gereken cerrahiler arasındadır. Bu çalışmada, laparoskopik bariyatrik cerrahi geçiren hastalarda Perfüzyon İndeksi (PI), Pleth Variability Index (PVI) ve laktat düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi; ayrıca bu parametrelerin perioperatif sıvı gereksinimi, idrar çıkışı, cerrahi süre, vücut kitle indeksi (VKİ), yoğun bakım ünitesi (YBÜ) yatışı ve hastanede kalış süresi ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu prospektif gözlemsel çalışmaya, Şubat 2024-Eylül 2024 tarihleri arasında elektif laparoskopik bariyatrik cerrahi uygulanan, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) I–III sınıfında, 18–65 yaş aralığında toplam 60 hasta dahil edildi. Kardiyak aritmi, kalp yetmezliği, derin anemi, ciddi karaciğer yetmezliği, malignite, periferik damar hastalığı olan ve eksik verisi bulunan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Tüm hastalara standart monitörizasyon uygulandı. PI ve PVI ölçümleri Masimo Rad- 97 cihazı (Masimo Corp., Irvine, CA, ABD) ile, anestezi derinliği Bispektral İndeks (BIS) monitörizasyonu ile takip edildi. Anestezi ve mekanik ventilasyon standart protokole uygun olarak gerçekleştirildi. Pnömoperitonyum sırasında intraabdominal basınç 12–15 mmHg aralığında tutuldu ve hastalara ters Trendelenburg pozisyonu verildi. Belirlenen zaman noktalarında hemodinamik parametreler, PI ve PVI değerleri kaydedildi. Ayrıca cerrahi süre, verilen sıvı miktarı, idrar çıkışı, arteriyel kan gazı ve laktat düzeyleri değerlendirildi. Postoperatif 30. dakikada laktat ölçümleri tekrarlandı; postoperatif komplikasyonlar, YBÜ ihtiyacı ve hastanede kalış süresi kaydedildi. Bulgular: PI ile PVI arasında entübasyon sonrası erken intraoperatif dönemde (5.dk ve 60. dk) anlamlı negatif korelasyon saptanırken, bazal ölçümlerde anlamlı ilişki izlenmedi. Laktat düzeyleri ile PI ve PVI arasında anlamlı korelasyon bulunmadı. PVI'nın hiperlaktatemiyi öngörmedeki tanısal performansının sınırlı olduğu görüldüCerrahi süre uzadıkça bazı zaman noktalarında PVI değerlerinin arttığı; VKİ arttıkça ise bazı ölçümlerde PVI değerlerinin azaldığı saptandı. VKİ ≥45 olan hastalarda belirli zaman noktalarında PVI ortalamaları daha düşük bulunurken, laktat düzeyleri açısından gruplar arasında fark izlenmedi. PVI, PI ve laktat ile verilen sıvı miktarı ve idrar çıkışı arasında yalnızca belirli zaman noktalarında anlamlı ilişkiler saptandı. Altmışıncı dakika PVI değerine göre yapılan analizde, PVI>%14 olan hastalarda kalp hızı daha yüksek, postoperatif 30. dakikadaki idrar çıkışı daha düşük bulundu; buna karşın verilen toplam sıvı miktarı benzerdi. Postoperatif laktat düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı fark izlenmedi. YBÜ yatışı gereken hastalarda postoperatif 30. dakika laktat düzeylerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı. Sonuç: Bu çalışma, laparoskopik bariyatrik cerrahi hastalarında PI, PVI ve laktat parametrelerinin farklı fizyolojik süreçleri yansıtan, birbirini tamamlayıcı göstergeler olduğunu ortaya koymuştur. PI ile PVI arasındaki erken dönemde saptanan negatif korelasyon, bu parametrelerin periferik vasküler tonus, preload değişimleri ve cerrahi stres yanıtına duyarlı olduğunu düşündürmektedir. Buna karşılık PVI ile laktat arasında anlamlı ilişki bulunmaması, laktatın daha geç yanıt veren bir metabolik belirteç olması ile açıklanabilir. PVI'nın cerrahi süre, VKİ ve bazı klinik parametrelerle ilişkili bulunması, bu parametrenin perioperatif izlemde yararlı olabileceğini göstermektedir. Ancak pnömoperitonyum, hasta pozisyonu, mekanik ventilasyon ve obeziteye bağlı fizyolojik değişiklikler PVI ölçümlerini etkileyebilmektedir. Bu nedenle PVI tek başına hipovolemi veya doku hipoperfüzyonu göstergesi olarak değerlendirilmemelidir. Sonuç olarak, bariyatrik cerrahi hastalarında perioperatif hemodinamik yönetimde PI, PVI, laktat, idrar çıkışı ve klinik bulguların birlikte değerlendirildiği çok parametreli ve bütüncül bir yaklaşımın daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bariatrik Cerrahi, Pleth Variabilite İndeksi, Laktat, Perfüzyon İndeksi, Hemodinamik Monitörizasyon, Sıvı Yönetimi.