40 yaş altı meme kanserlerinde tanısal mamografinin cerrahi planlamaya etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP BÖREKCİ ARVAS

Danışman: Aytül Hande YARDIMCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve amaç: Meme kanseri, hem dünya genelinde hem de ülkemizde kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türüdür ve sıklığı her yıl artış göstermektedir (1). Meme kanseri yaş ortalaması Türkiye'de 51 yıl iken Dünya genelinde bu ortalama 61 yıldır (2). Özellikle 40 yaş altı meme kanseri oranı ülkemizde giderek artmaktadır (3). Meme kanserinin tedavisinin planlanmasında öncelikle tümörün boyut ve yayılımının, klinik evrelemesinin tam ve doğru şekilde yapılmış olması gerekmektedir. Ayrıca hastanın prognositik faktörlerinin de multidisipliner olarak değerlendirilmesi sonrasında uygun tedavi planı yapılmalıdır. Çalışmamızda 40 yaş altı meme kanser tanısı almış hastalarımızda cerrahi tedavi planı yapılırken operasyon öncesi çekilmiş tanısal mamografinin (MG) yapılacak cerrahi tedavinin şekline ve genişliğine etkisi ve katkısını araştırdık. Bu sayede 40 yaş altında tanısal MG'nin cerrahi öncesi dönemde doğru ve etkili cerrahi için etkilerini araştırarak eksik-yetersiz tedavi planlamasının önüne geçmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Çam ve Sakura Şehir Hastanesine 1 Ocak 2021-1 Haziran 2023 tarihleri arasında başvuran patoloji ile meme kanseri tanısı almış 40 yaş altı, hastanemizde opere olan ve operasyon öncesi MG görüntülemesi bulunan 68 hasta dahil edildi. Belirtilen tarihte meme kanseri tanılı hastalardan 40 yaş üstü, hastanemizde opere olmayan ve cerrahi öncesi MG görüntülemesi olmayan veya görüntülerine erişilemeyenler, çalışmaya dahil edilmedi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 68 hastanın yaş ortalaması 35 olarak ölçüldü. Hastaların yaş, cinsiyet, tümör tarafı, tümörün radyolojik ve morfolojik görüntüsü, şekil, kontur ve sınır özelliği, MG'de eşlik eden kalsifikasyon distorsiyon gibi ek özellikleri, lokal yayılım ve nodal tutulum özelliklerine bakıldı. Ayrıca biyopsi doku ve immünohistokimyasal sonuçları incelendi. Tümör boyut ve yaygınlığı Ultrasonografi (USG), MG ve Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG)'de ayrı ayrı ölçüldü ve karşılaştırıldı. Mamografi öncesi ve sonrası cerrahi yaklaşım karşılaştırıldı. Preoperatif mamografinin nihai cerrahi karara, yani meme koruyucu cerrahi (MKC) mi yoksa mastektomi mi olacağına olan etkisi değerlendirildi. Mamografi değerlendirmeye alınmadan, hastaların %72,1'ine meme koruyucu cerrahi (MKC) yapılmasına karar verilmişken, bu oran mamografi değerlendirmeye alındıktan sonra %60,3'e düştü. Mamografi kullanımıyla mastektomi oranında istatistiksel olarak anlamlı bir artış (%11,8) gözlendi (p=0,008). Sonuç: 40 yaş altında tarama MG'si rutin ulusal programda yer almaz ancak tanısal MG, semptomatik hastalarda meme kanseri tanısı araştırılırken veya histopatolojik olarak meme kanseri tanısı konulduktan sonra tümör yaygınlığını ve eşlik eden ek bulguları değerlendirmede önemli bir yere sahiptir. Özellikle tedavi planlanırken kalsifikasyonların değerlendirilmesinde temel görüntüleme olup bu açıdan mutlaka yapılması gereken radyolojik incelemedir. Meme MRG günümüzde özellikle tümörün lokal evrelemesinde başvurulan en etkili radyolojik modalite olup MG ve USG ile karşılaştırıldığında tümör yayılımını değerlendirmede daha üstündür. Kansere eşlik eden DCIS (Duktal Karsinoma In Situ) komponentin temel göstergesi olan patolojik mikrokalsifikasyonları değerlendirmede MG temel vazgeçilmez modalitedir. Özellikle memede DCIS'ın çok yüksek oranda kalsifikasyonlarla kendini gösterdiği göz önüne alındığında hastanın uygun cerrahi şekline karar verilmesinde MG'nin katkısını bu çalışmamızda objektif olarak gösterdik. Meme kanserin cerrahi planlamasında tümör yaygınlığının radyolojik olarak doğru şekilde gösterilmesi hastanın tedavisinin eksik kalmaması ve uzun vadede oluşacak nüks veya uzak organ metastazlarının önüne geçmek açısından temel gerekliliktir. Çalışmamızda memede temel tarama yöntemi olarak kabul edilen MG'nin yoğun meme yapısına sahip genç yaş grubu hastalarda bile kanserin tedavisinin doğru ve eksiksiz yapılmasındaki etki ve katkıları bir kez daha ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: 40 yaş altı meme kanseri, cerrahi planlama, tanısal MG, mikrokalsifikasyon