Ailevi akdeniz ateşi tanısı ile takip edilen hastalarda atak ve atak dışı dönemlerde akut faz belirteçlerinin düzeyinin genetik mutasyonlarla ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK SAĞLIĞI VE EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET ÖNDER

Danışman: İlker GÜNAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı ile takip edilen hastalarda atak ve atak dışı dönemlerde akut faz belirteçlerinin düzeyinin genetik mutasyonlarla ilişkisinin değerlendirilmesi Giriş: Ailevi Akdeniz Ateşi tekrarlayan ateş ve beraberinde periton, plevra, sinovya gibi seröz zarların inflamasyonu ve bu durumun klinik yansıması olan peritonit, plörit, artritin bulunduğu ataklarla karakterize, otozomal resesif geçişli, MEFV geni mutasyonları sonucu oluşan otoinflamatuar, genetik hastalıktır (1-3). Amaç: 2009- 2017 yılları arasında hastanemiz Romatoloji Polikliniğinden takipli Ailevi Akdeniz Ateşi tanılı hastalarda atak ve atak dışı dönemlerde akut faz belirteçlerinin düzeylerinin incelenip genetik mutasyonlarla ilişkisinin değerlendirilmesidir. Metod: Çalışmada Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Polikliniğinde Ailevi Akdeniz Ateşi tanısıyla takip edilen 220 olgunun hastane kayıtları incelendi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, atak sayısı ve tipi, genetik mutasyonu, amiloidoz varlığı, hastalığın süresi, tedavi dozu ve süresi, atak ve atak dışı dönemde Eritrosit Çökme Hızı (ESH), Serum Amiloid A (SAA), Fibrinojen, C-Reaktif Protein (CRP) düzeyleri kaydedildi. MEFV gen analizi için Pcr ve Pyro-sekans yöntemi kullanılarak 22 mutasyon taranmaktadır; E148Q, P369S, F479L, H478Y, S675N, G678E, M680L, M680I(G>C), M680I(G>A), T681I, I692del, M694V, M694L, M694I, K695R, K695M, R717S, I720M, V722M, V726A, A744S, R761H. Sonuçlar: Çalışmaya dahil edilen 220 olgudan 30 olgu veri yetersizliği, 17 olgu da eşlik eden hastalık nedeniyle çalışmadan çıkarıldı. 173 olgunun 92'si kız, 81'i erkekti. Olguların yaş ortalamaları 11,11 ±4,43 yaş saptandı. Şikayet başlangıç yaş ortalaması 5,57±3,72 yaş, tanı alma yaş ortalaması ise 7,95±4,01 yaş olarak saptandı. Çalışmamıza dahil edilen 173 olgunun genetik mutasyon tipleri değerlendirildiğinde 13 (%7,5) olguda genetik tanı konulamadığı ve klinik tanıyla takip edildikleri tespit edildi. Genetik tanı tespit edilen olgularda ise sıklık sırasına göre en sık 5 mutasyon 39 (%22,5) M694V v homozigot, 32 (%18,5) M694V heterozigot, 28 (%16,2) E148Q heterozigot, 19 (%11) M694V/M680I heterozigot, 16 (%9,2) M694V/M680I homozigot idi. Olgularımızın atak sayıları incelendiğinde tedavi öncesi ayda 1'den fazla atak geçiren olgu sayısı 102 (%59), ayda 1'den az atak geçiren olgu sayısı 69 (%39,9) saptandı. Tedavi sonrası ise ayda 1'den fazla atak geçiren olgu sayısı 16 (%9,2), ayda 1'den az atak geçiren olgu sayısı 82 (%47,4), hiç atak geçirmeyen olgu sayısı 75 (%43,4) saptandı. Kolşisin tedavisi alan olguların atak sıklıklarında belirgin azalma gözlendi. En sık saptadığımız genetik mutasyon alt grupları kendi içinde tek tek incelendiğinde M694V heterozigot, M694V/E148Q heterozigot ve E148Q heterozigot mutasyonlarında tedavi sonrası atak sıklığında anlamlı fark saptandı. Fakat M694V homozigot ve M694V/M680I mutasyonlarında tedavi sonrası atak sayısında anlamlı fark saptanmadı. Atak ve atak dışı dönemde akut faz belirteçlerinin M694V homozigot mutasyonu ile diğer tüm genetik gruplar arasındaki değerleri karşılaştırıldığında atak döneminde sedimantasyon, CRP ve Fibrinojen düzeylerinde, M694V homozigot mutasyonunda anlamlı derecede fark saptandı. SAA düzeyinde ise iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Atak dışı dönemde ise M694V homozigot mutasyonuyla diğer gruplar arasında 4 akut faz belirteci düzeylerinde de anlamlı fark saptandı. Çalışmamızda en sık olarak saptanan 5 genetik mutasyon tipi atak dışı dönemde akut faz belirteçlerinin pozitif veya negatif olduğu olgu sayısı açısından değerlendirildi. M694V homozigot mutasyona sahip olgularda atak dışı dönemde CRP ve fibrinojen düzeyleri negatif olan hasta sayısı anlamlı olarak düşük saptandı. Sedimantasyon değeri atak dışı dönemde de pozitif olan olgu sayısı daha fazla olsa da anlamlı saptanmadı. SAA düzeyinde ise atak dışı dönemde pozitif değerlere sahip olgu sayısı anlamlı yüksek saptandı. M694V/M680I genetik mutasyonuna sahip olgularda fibrinojen ve CRP düzeylerinde negatif değerler anlamlı yüksek saptandı. SAA ve sedimantasyon düzeyleri incelendiğinde ise pozitif değere sahip olgu sayısı negatiften fazla saptansa da anlamlı bir fark saptanmadı. E148Q heterozigot mutasyona sahip olgularda tüm akut faz belirteç düzeyleri negatif olgu sayısı anlamlı olarak yüksek saptandı. Tartışma: Sonuç olarak çalışmamızda M694V homozigot mutasyona sahip olguların atak dışı dönemde SAA düzeyleri pozitif olgu sayısının anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür. Aynı zamanda M694V homozigot mutasyona sahip olguların atak sıklıklarında kolşisin tedavisi öncesi ve sonrası anlamlı bir fark saptanmaması nedeniyle bu olgularda subklinik inflamasyon ve amiloidoz açısından daha yakın izlem, kolşisin tedavi dozunun arttırılması veya ek ilaç tedavisi başlanması açısından daha dikkatli olunmalıdır.