Pelvik organ prolapsusu olan hastalarda sakrospinöz fiksasyon ve pektopeksinin karşılaştırılması ve kısa dönem sonuçları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YASEMIN ABOALHASAN

Danışman: Ahmet KALE

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Pelvik organ prolapsusu olan hastaların cerrahi tedavisinde uygulanan Vajinal Sakrospinöz Fiksasyon ve Laparoskopik Pektopeksi prosedürlerinin kısa dönem sonuçlarının karşılaştırılması. Gereç ve yöntemler: Bu prospektif randomize çalışma Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde 01/01/2019 ile 27/02/2020 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmamıza evre 3 ve üzeri pelvik organ prolapsusu (POP) nedeni ile operasyon planlanan 68 hasta dahil edildi. Daha önce pelvik organ prolapsusu nedeni ile opera olan, pelvik enflamatuar hastalık (PID) öyküsü olan ve daha önce malignensi şüphesi ile opere olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Bu hastalar kapalı zarf yöntemi ile randomize edilerek iki gruba ayrıldı. Grup 1'e vajinal sakrospinöz fiksasyon (VSSF) prosedürü, grup 2'ye ise laparoskopik pektopeksi (LPP) prosedürü uygulandı. Preoperatif dönemde hastaların demografik özellikleri, fizik muayenedeki Pelvic organ prolapse quantification (POP-Q) evresi kaydedildi ve sorgularla üriner inkontinans varlığı belirlendi. Her iki gruba Urogenital distress inventory-6 (UDI-6), Incontinence impact questionnaire-7 (IIQ-7), Prolapse quality of life questionnaire (P-QOL) ve Pelvic organ prolapse/urinary incontinence sexual questionnaire (PISQ-12) anketleri preoperatif dönemde ve postoperatif 6.hafta, 3.ay ve 6.ayda uygulandı, daha sonra iki grubun sonuçları karşılaştırıldı. Bulgular: Otuz üç hastaya VSSF prosedürü, yirmi altı hastaya ise LPP prosedürü uygulandı. Elde edilen sonuçlara göre VSSF grubunun yaş ortalaması 58,487,73, LPP grubunun yaş ortalaması 53,6511,68 olarak bulunmuştur. VSSF grubunda ortalama vücut kitle indeksi (BMI) 27,104,35 LPP grubunda ise ortalama BMI 26,673,16 olarak bulundu. VSSF grubunda gravida sayısı ortalama 3,841,37, parite sayısı da ortalama 3,181,07 idi. LPP grubunda ise gravida sayısı ortalama 3,181,07, parite sayısı da ortalama 3,301,34 idi. Her iki grupta UDI-6 ve IIQ-7 anketleri yardımı ile sorgulanan üriner inkontinansın yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde postoperatif dönemde belirgin iyileşme izlenirken iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Prolapsusun yaşam kalitesi üzerine etkisi (P-QOL) değerlendirildiğinde özellikle postoperatif 3.ay ve 6.ay sonuçlarında yaşam kalitesinde her iki grupta belirgin iyileşme izlenirken, VSSF grubunda bu iyileşme daha belirgindir ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Prolapsusun seksüel fonksiyon üzerine etkisi (PISQ-12) değerlendirildiğinde ise her iki grupta elde edilen preoperatif ve postoperatif sonuçlar karşılaştırıldığında cinsel fonksiyonda hafif iyileşme izlenirken, iki grup arasındaki istatistiksel olarak anlamlı bulunan fark sadece partner bağımlı seksüel fonksiyonda saptanmıştır (p<0,05). Çalışmamızın postoperatif 6.ay takip sonuçlarına göre ise VSSF grubu ve LPP grubu arasından de novo sistosel, de novo rektosel, de novo stres tipi üriner inkontinans ve de novo urge tipi üriner inkontinans gelişimi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Pelvik organ prolapsusunun cerrahi tedavisinde VSSF prosedürü doğal doku onarımı açısından önemini korurken, benzer olumlu kısa dönem sonuçlara sahip olan LPP prosedürü uygun hastalarda tedavide alternatif yöntem olarak değerlendirilebilir. Anahtar kelimeler: pelvik organ prolapsusu, sakrospinöz fiksasyon, laparoskopik pektopeksi.