Diyabetik evre 3-4 kronik böbrek hastalarının serum maresin-1 düzeyi ile karotis arter intima media kalınlığı arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYDIN GÜRELME

Danışman: Arif Alper KIRKPANTUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Diyabetik böbrek hastalığı (DKD), kronik böbrek hastalığının (KBH) en sık nedenlerinden biri olup inflamasyon, oksidatif stres, endotelyal disfonksiyon ve hızlanmış ateroskleroz ile ilişkilidir. Son yıllarda inflamasyonun aktif çözülme sürecinde görev alan özelleşmiş pro-rezolving mediyatörlerden biri olan MaR1'in (MaR1), antiinflamatuvar, antioksidan ve vasküloprotektif etkileri literatürde vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, diyabetik evre 3-4 KBH hastalarında serum MaR1 düzeyleri ile subklinik ateroskleroz göstergesi olan karotis arter intima media kalınlığı (CIMT) ve karotis arter plak varlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya diyabetik evre 3-4 KBH tanısı bulunan toplam 80 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik verileri, laboratuvar parametreleri ve kullandıkları ilaçlar kaydedildi. Serum MaR1 düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçüldü. Karotis arter intima media kalınlığı ve plak varlığı, Mannheim Konsensüsü kriterlerine uygun şekilde karotis arter Doppler ultrasonografi ile değerlendirildi. Serum MaR1 düzeyleri ile klinik, biyokimyasal ve radyolojik parametreler arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Çalışma grubunda ortalama serum MaR1 düzeyi 198,92 ± 203,35 pg/mL, ortalama CIMT değeri ise 0,80 ± 0,16 mm olarak saptandı. Serum MaR1 düzeyi ile hemoglobin düzeyi (r=0,236; p=0,035) ve spot albümin/kreatinin oranı (r=0,398; p<0,001) arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon bulundu. Buna karşın serum MaR1 düzeyi ile pH (r=-0,235; p=0,036) ve bikarbonat düzeyi (HCO₃⁻) (r=- 0,337; p=0,002) arasında negatif yönde anlamlı korelasyon saptandı. Serum MaR1 düzeyi ile CIMT arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gösterilemedi. Ancak karotis arter plak varlığı bulunan hastalarda MaR1 düzeylerinin daha düşük olma xii eğiliminde olduğu gözlendi. Ayrıca bazal insülin kullanan hastalarda serum MaR1 düzeylerinin anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptandı (p=0,036). Sonuç: Diyabetik evre 3-4 KBH hastalarında serum MaR1 düzeyleri; inflamasyon, metabolik asidoz ve renal hasar belirteçleri ile ilişkili bulunmuştur. Artmış albüminüri ile birlikte serum MaR1 düzeylerinin yükselmesi, MaR1'in renal inflamasyonu ve doku hasarını sınırlamaya yönelik kompansatuvar bir yanıt olabileceğini düşündürmektedir. Her ne kadar serum MaR1 düzeyi ile CIMT arasında anlamlı ilişki saptanmamış olsa da, plak varlığı bulunan hastalarda düşük MaR1 düzeyleri gözlenmesi, MaR1'in vasküler koruyucu etkilerine işaret edebilir. Bu bulgular, MaR1'in diyabetik KBH'de potansiyel bir biyobelirteç ve terapötik hedef olabileceğini düşündürmekte olup, daha geniş örneklemli prospektif çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabetik böbrek hastalığı, kronik böbrek hastalığı, MaR1, inflamasyon, ateroskleroz, karotis arter intima media kalınlığı, özel pro-rezolving mediyatörler.