Vajinal histerektomi ve vNOTES lateral süspansiyon ameliyatı uygulanan ileri evre pelvik organ prolapsusu hastalarında transperineal ultrason bulguları ile de novo üriner inkontinans ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL GAZİOSMANPAŞA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BATUHAN BULUT
Danışman: Fatma KETENCİ GENCER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, ileri evre pelvik organ prolapsusu (POP) nedeniyle vajinal histerektomi ile vNOTES (vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) lateral süspansiyon tekniği uygulanan hastalarda, pelvik taban anatomisinin transperineal ultrasonografi (TPUS) ile dinamik olarak değerlendirilmesidir. Özellikle mesane boynu mobilitesi, posterior üretrovezikal açı ve üretral rotasyon derecesi gibi anatomik parametrelerin cerrahi öncesi ve sonrası değişimlerinin karşılaştırılmasıyla, bu değişikliklerin postoperatif üriner inkontinans gelişimiyle olası ilişkisi ortaya konulmak istenmiştir. Ayrıca, TPUS'un, pelvik taban cerrahisi sonrası oluşabilecek fonksiyonel değişikliklerin öngörülmesinde güvenilir, non-invaziv bir görüntüleme yöntemi olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Yöntem ve Gereç: Bu tek merkezli retrospektif çalışmaya evre 3-4 pelvik organ prolapsusu tanısı ile vajinal histerektomi ile vNOTES lateral süspansiyon ameliyatı geçirmiş, 18 yaş üstü, gebe olmayan, vücut kitle indeksi 40'ın altında olan 35 kadın hasta dahil edilmiştir. Veriler, hastane bilgi sistemi ve arşiv kayıtlarından retrospektif olarak elde edilmiştir. Tüm hastalar preoperatif dönemde detaylı bir anamnez ve fizik muayene ile değerlendirilmiş, üriner enfeksiyon açısından taranmış ve transperineal ultrasonografi (TPUS) ile pelvik taban yapıları görüntülenmiştir. Üriner inkontinans semptomları sorgulanmış ve ameliyat sonrası dönemde aynı değerlendirmeler tekrarlanarak yeni gelişen (de novo) inkontinans semptomları analiz edilmiştir. Postoperatif değerlendirme sürecinde ayrıca ICIQ-UI SF anketi ve işeme günlüğü kullanılmıştır. Cerrahi işlemde vajinal histerektomiyi takiben vNOTES tekniği ile lateral süspansiyon uygulanmış, polipropilen bir mesh kullanılarak vajinal cuff askıya alınmıştır. Cerrahi sırasında anatomik yapıların korunmasına ve enfeksiyon kontrolüne özen gösterilmiştir. Ultrasonografik değerlendirmeler hem operasyon öncesi hem de postoperatif 2. ayda TPUS ile yapılmış; mesane boynu mobilitesi, üretrovezikal açı, üretral rotasyon açısı ve sistosel varlığı gibi parametreler ölçülmüştür. İstatistiksel analizler SPSS 24.0 programı ile gerçekleştirilmiş, parametrik olmayan testler tercih edilmiş, p 0,05). Postoperatif stres inkontinansı devam eden tek hastanın yaşı 70,0 yıl, VKİ'si 22,0 kg/m², parite sayısı 1 ve doğum şekli vajinaldi. Bu hastanın postoperatif üretrovezikal açısı 98,0°, mesane boynu mobilitesi 5.0 mm, üretral rotasyonu 21,0°, sistosel ölçümü -20,0 mm ve ICIQ-UI SF skoru 8,0 idi. Postoperatif stres inkontinansı düzelen 4 hastanın ortanca yaşı 61,5 (59,0-63,5) yıl, VKİ'si 30,1 (29,8-34,2) kg/m², parite sayısı 3,5 (2,5-7,0) idi ve tamamı vajinal doğum yapmıştı. Bu hastaların postoperatif dönemde sistosel bulgusu kalmamış ve ICIQ-UI SF skorları ortanca 5,0 (2,0-11,0) olarak saptanmıştı. Ancak, düşük örneklem nedeniyle bu gruptaki değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sonuç: Çalışmanın sınırlılıkları arasında retrospektif tasarım, küçük örneklem büyüklüğü, ölçümde gözlemci değişkenliği ve uzun dönem takip verilerinin olmaması yer almaktadır. Bu durumlar, neden-sonuç ilişkisi kurulmasını, istatistiksel gücü ve sonuçların genellenebilirliğini kısıtlamıştır. Buna rağmen, apikal prolapsus nedeniyle yapılan vajinal histerektomi ile vNOTES lateral süspansiyon cerrahisinin ardından TPUS ile değerlendirilen hastalarda hem anatomik hem de fonksiyonel anlamda anlamlı iyileşmeler gözlenmiştir. Özellikle sistosel düzelmesi, mesane boynu mobilitesinin azalması ve üretral rotasyonun fizyolojik değerlere yaklaşması cerrahinin pelvik taban yapısını başarıyla yeniden yapılandırdığını göstermektedir. Cerrahi sonrası yeni gelişen üriner inkontinans oranı düşük olup, semptomatik kontrol genel olarak başarılıdır. TPUS'un pelvik organ prolapsusu cerrahisi sonrası değerlendirmede rutin kullanılmasının faydalı olduğu, cerrahi planlamada üretral rotasyon ve mesane boynu mobilitesi gibi parametrelerin dikkate alınmasının ameliyat başarısını artırabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca, semptom skorlamalarının objektif görüntüleme ile değerlendirilmesi hasta takibini iyileştirecektir. Gelecekte daha geniş, prospektif ve çok merkezli çalışmalarla uzun dönem etkinliğin değerlendirilmesi, TPUS'un standardize skorlamalarla kullanımı ve çok değişkenli analizlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pelvik Organ Prolapsusu (POP), vNOTES (vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) Lateral Süspansiyon , Vajinal Histerektomi, Transperineal Ultrasonografi (TPUS), Pelvik Taban Anatomisi, Üriner İnkontinans