Böbrek tümörlerinin manyetik rezonans görüntüleme ile histopatolojik tip ve fuhrman derecelendirmesi'nin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BETÜL BELKIS TOKLU
Danışman: Zehra Hilal ADIBELLİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda, böbrek kitlesi olan hastalarda kitlenin histopatolojik tip ve Fuhrman Derecelendirme Sistemi'nin (FDS), biyopsi/operasyon öncesinde Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)'de kullanacağımız sekanslar ile saptayabilmeyi amaçladık. Elde edilen bilgiler ışığında da kitle karakterizasyonu için önemli olan sekansları belirleyip elimizde MRG gibi radyasyon güvenliği olan kesitsel inceleme tekniğinin, hasta konforunu rahatsız eden süresini kısaltabilmeyi ve histopatolojik tip ile ilişkili tedavi planının şekillenmesine biyopsi/operasyon öncesinde katkı sağlamayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif olup 2010-2019 yılları arasında hastanemiz SBÜ İzmir Bozyaka EAH'de cerrahi tedaviye gitmiş, histopatolojik tip- derecesi elde olunmuş 83 böbrek tümörlü hastanın, hastanemizde preoperatif 1,5 Tesla MR cihazları ile elde olunmuş dinamik üst batın MRG'lerinin değerlendirilmesini kapsamaktadır. Çalışmada değerlendirilen parametreler; hastaların yaş ve cinsiyet dağılımı; kitlenin boyutu; kitlenin aksiyel planda en geniş çapında ve o kesitte çap içinde nekroz/kist/kalsifikasyon içermeyen, kontrast madde tutan solid komponentine ROİ koyularak o odakta T1 ağırlıklı görüntüleme (T1AG) ve T2 ağırlıklı görüntülemede (T2AG) sinyal intensite (si) özellikleri; intraselüler yağ varlığı; kontrast madde tutma ve kontrast maddeden yıkanma özellikleridir. Bu parametreler ile renal hücreli karsinomlar(RHK) arasında ve berrak hücreli RHK'lerin (BHRHK) histopatolojik olarak FDS'ye göre düşük ve yüksek dereceli subtiplerinde ayrım yapabilmeyi hedefledik. Bulgular: Çalışmamızdaki 83 hastanın 33'ü kadın (%39,8), 50'si (%60,2) erkekti. Hasta yaş ortalaması 57,54 ±12,63'tü. Çalışmamıza 4 anjiomyolipom (AML), 4 onkositom olmak üzere 8 benign lezyon; 42 BHRHK, 19 papiller RHK (PRHK) ve 14 kromofob RHK(KRHK) olmak üzere 75 malign lezyon incelemeye dahil edilmiştir. Benign ve malign lezyonlar arasında hasta yaş ortalaması (p=0,14), kitlenin en uzun çap ortalaması (p=0,23), lezyonun endo-ekzofitik yerleşimi açısından (p=1,00), dominant komponenti kistik/nekrotik-solid olma özelliği açısından (p=0,56) istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı faklılık saptanmadı. BHRHK ve nonberrak hücreli RHK'ler (NBHRHK) arasında hasta yaş ortalaması (p=0,57), kitlenin en uzun çap ortalaması (p=0,77), lezyonun endo-ekzofitik yerleşimi açısından (p=0,62), dominant komponenti kistik/nekrotik-solid olma özelliği açısından (p=0,84) istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı faklılık saptanmadı. BHRHK, PRHK ve KRHK'ler arasında hasta yaş ortalaması (p=0,24), kitlenin en uzun çap ortalaması (p=0,86), dominant komponenti kistik/nekrotik-solid olma özelliği açısından (p=0,19) istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı faklılık saptanmadı. Düşük dereceli berrak hücreli RHK (DDBHRHK) ve yüksek dereceli berrak hücreli RHK'ler (YDBHRHK) arasında hasta yaş ortalaması (p=0,70), lezyonun endo-ekzofitik yerleşimi açısından (p=0,47), dominant komponenti kistik/nekrotik-solid olma özelliği açısından (p=0,70) istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı faklılık saptanmadı. Sadece kitlenin en uzun çap ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlılık (p=0,01) saptandı. BHRHK ve NBHRHK'ler arasında, tümörün en geniş çapında ve o çapta konulan ROİ ile saptanan odakta; T2AG'de yağ baskısız serilerde si özelliği, T2SİO, T1SİO, TDSİO, Wiİ1-2-3 ve Woİ1 değerleri istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı olarak (p 0,05) saptanmadı. Yalnızca T2 A yağ baskısız görüntülemede Sİ değeri geniş çapta anlamlı (p=0,03) çıkıp odakta (p=0,08) çıkmadı ve Woİ2 değeri odakta anlamlı (p=0,03) çıkıp geniş çapta (p=0,33) çıkmadı. DDBHRHK-YDBHRH'leri birbirinden ayırmada da engeniş çap ve odakta yapılan; T2 A yağ baskısız ve T1AG'deki Sİ özelliği, T1SİO, TDSİO, Wiİ1-2-3ve Woİ2 değerleri istatiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı olarak (p>,05) saptanmadı. Yalnızca T2SİO (p=0,03) ve Woİ1 değeri (p=0,04), geniş çapta anlamlı çıkıp odakta çıkmadı. Odakta yapılan ölçümlerin geniş çap ölçümlerine göre anlamlılık veren bir katkısı olmadı. Sonuç: Çalışmamızda kullandığımız T2 A yağ baskısız sekanslı görüntüler; T1 A serilerde in faz (IP)-opposed faz (OP), prekontrast ve kontrast madde verdikten sonra dinamik elde olunan görüntüleri göz önüne aldığımızda, bu görüntüler ile ele olunan T2 A yağ baskısız ve T1AH'deki Sİ özelliği, T1SİO, TDSİO, Wiİ1-2-3 ve Woİ1-2 değerleri ile, böbrek tümörlerinde histopatolojik tip belirleyebilmekteyiz. Kullandığımız tüm sekanslara ait görüntüler bize bu ayrımda fayda vermekte olup; yalnızca prekontrast elde olunan T1 A serilerdeki görüntülerde elde olunan ölçümler tek başına anlam vermemekte, lezyonun kontrast madde tutulumu ve kontrast maddeden yıkanması için prekontrast tetkikleri ile karşılaştırıldığından indirekt olarak tanı için yardımcı olmaktadır. BHRHK'lerde FDS'ye göre DDBHRHK- YDBHRHK'leri ayırabilmek için ise, sadece kitlelerin en uzun çap ortalamaları ile FDS'ye göre dereceleri arasında doğru orantı saptanmış olup kullanılan sekanslar ve bu sekanslarda elde olunan ölçümler arasında FDS'ye göre istatiksel olarak anlamlılık saptanmadı. Yalnızca tümörün en geniş çapında ölçülen T2SİO değeri (p=0,03) ve Woİ1 değeri (p=0,04) sınırda istatiksel olarak anlamlı bilgi vermektedir. Böbrek tümörlerinde, MRG' de kullandığımız tüm sekanslar ve bu sekanslardaki görüntülerle elde olunan ölçümler, RHK'lerde subtip ayrımı yapabilmek için ayrı katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Böbrek kitlelerinde MRG, Fuhrman Derecelendirme Sistemi, renal hücreli karsinom.