Optik nörit tanılı hastalarda transorbital ultrasonografi ile optik kohorens tomografi anjiografi bulgularının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MELİS SUSKUN
Danışman: Hülya ERTAŞOĞLU TOYDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Optik nörit, optik sinirin akut inflamatuar bir reaksiyonu olup genç erişkinlerde görülen en sık optik nöropatidir. Yaygın olarak görülen klinik semptom ve bulgular, perioküler ve retrobulber ağrı, subakut, tek taraflı tutulum, sıklıkla sentro-çekal görme alanı kaybı, renkli görme bozukluğu ve rölatif afferent pupil defektidir. Optik nöritin doğru ve hızlı tanısı, görme kaybının ilerideki nörolojik engelliliğin ve organ hasarının önüne geçilebilmesi için kritik önemdedir. Vasküler değişikliklerin inflamasyon sürecindeki rolü ve inflamasyon sonrası optik sinirde görülen demiyelinizasyon ile atrofik değişikliklerin saptanması optik nörit tanı ve takibinde giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada rutin klinik uygulamalarda kullanılan tetkiklere tamamlayıcı olarak kullanılabilecek optik kohorens tomografi anjiografi (OCTA) ve transorbital ultrasonografi (TOUS) yöntemlerinin optik nörit tanı ve takibindeki yerinin berlirlenmesi ve bunların birbiri ile korelasyonunun araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya optik nörit tanılı 7 erkek, 17 kadın hastadan ve 7 erkek, 17 kadın gönüllüden oluşan toplam 48 katılımcı dahil edildi. Hastalar optik nörit tutulumu olan gözleri (ON+) ve optik nörit tutulumu olmayan (ON-) gözlerine göre iki gruba ayrıldı ve kontrol grubuyla birlikte tüm katılımcılar toplam üç grupta incelendi. Demografik özellikleri kaydedildi. Hastaların görme keskinliğindeki iyileşme oranları LogMAR ölçeğine göre hesaplandı. Takiplerinde yapılmış olan optik kohorens tomografi (OCT) ve görsel uyandırılmış potansiyel (VEP) incelemeleri kaydedildi. Tüm hasta ve kontrol grubuna 5-12 MHz doğrusal dizi dönüştürücülü B mod transdüseri kullanılarak ultrason eğitimi sertifikalı uzman bir nörolog tarafından ALARA (as low as reasonably achievable) prensibine uygun şekilde TOUS yapılarak optik sinir kılıfı aksiyel ve transvers kesiti ölçüldü. Ayrıca hastaların Split-Spectrum Amplitüd Decorelation Angiography (SSADA) algoritmasını kullanan OCTA ile optik sinir başı ve optik disk görüntüleri kaydedildi. Bu iki yöntemin verileri optik nörit tutulumu olan göz, optik nörit tutulumu olmayan gözlerine göre hasta grupları ve kontrol grubu arasında karşılaştırıldı. Bu tetkiklerin sonuçları hastaların görme keskinliğindeki iyileşme oranı, VEP ve OCT incelemeleriyle kıyaslandı. Son olarak TOUS ile OCTA verilerinin birbiri ile korelasyonu incelendi. Bulgular: Görme keskinliğinde tam iyileşme olan hastalarda parsiyel iyileşen ve iyileşme olmayan hastalara göre başlangıçtaki VEP incelemesinde P100 latansı daha uzun, görme keskinliğinde parsiyel iyileşme görülen hastalarda OCTA ile ölçülen PP temporal superior DY daha az saptandı (p<0,05). P100 latansı uzun olan hastalarda TOUS ile ölçülen optik sinir kılıfı aksiyel kesitinde anlamlı olarak incelme görüldü (p=0,02). OCTA ile ölçülen PP inferior, inferior nazal, nazal inferior, temporal inferior, superior temporal katman kalınlığı (KK) daha ince saptandı (p<0,05). OCT ile ölçülen retinal sinir lifi tabakası (RSLT) tüm retinal alanların vaskülaritesindeki azalma ile korele bulunurken, optik sinir kılıfı kalınlığı ile ilişkili görülmedi. Gruplar arası karşılaştırmalarda OCTA ile ölçülen peripapiller 8 kadrandan inferior temporal ve temporal inferior DY'de ON+ hasta grubu ile hem ON- hasta grubu hem de kontrol grubu arasında anlamlı ilişki varken diğer PP alanların vaskülaritesinde ON+ hasta grubunda sadece kontrol grubuna göre azalma saptandı. PP katman kalınlığı, tüm kadranlarda ON+ hasta grubunda hem ON- hasta grubuna hem de kontrol grubuna göre ince izlendi (p<0,001). TOUS incelemesinde optik sinir kılıfı aksiyel kesitinde ON+ ve ON- hasta grubunda, transvers kesitinde ise sadece ON+ hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı incelme görüldü (p<0,001). OCTA incelemesinde PP damar yoğunluğu ve PP katman kalınlığı ile TOUS'la ölçülen optik sinir kılıfı kalınlığı arasında korelasyon saptanmadı. Sonuç: Optik nörit, görme kaybı ile engelliliğe yol açabilen, bu nedenle hızlı tanınması ve optimal tanısal çalışmaların yapılıp etkili tedavilerin uygulanması önem taşıyan bir hastalıktır. Çalışmamızın, optik nörit tanı ve takibinde rutin klinik uygulamalarda kullanılan tetkiklere ek olarak OCTA ile retinal vaskülarizasyon ve TOUS ile optik sinir kılıfı değişiklikleri saptanarak optik nörite yatkınlık yaratabilecek veya erken dönemde fark edilebilecek bulgular konusunda katkı sağlayacağı kanısındayız.