Üçüncü nesil yapısal olarak eşdeğer ultra ince strutlı biyoeriyebilir polimerli sirolimus ve everolimus salınımlı stentlerin kısa ve uzun dönem klinik sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL DR. SİYAMİ ERSEK GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET CEYHUN CEBECİ

Danışman: Barış YAYLAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Modern üçüncü nesil, ultra ince strutlu ve biyoeriyebilir polimerli ilaç salınımlı stentlerin (BP–DES) gerçek yaşam performansını değerlendirmek, güncel perkütan koroner girişim (PKG) pratiğinde önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Bu çalışma, akut koroner sendrom (AKS) veya kronik koroner sendrom (KKS) tanısı almış, primer veya elektif PKG uygulanan hastalarda modern üçüncü nesil, ultra ince strutlı ve biyoeriyebilir polimerli aynı stent platformuna sahip sirolimus salınımlı stentler (BP–SES) ile everolimus salınımlı stentlerin (BP–EES) hastane içi ve uzun dönem klinik sonuçlarını karşılaştırmayı amaçlamıştır. Bire bir aynı yapısal özelliklere sahip olmalarına karşın yalnızca salınan ilacın farklı olması, iki platform arasındaki olası klinik ayrışmanın ilaç biyolojisine özgü mekanizmalar üzerinden ortaya çıkıp çıkmadığının incelenmesini bilimsel açıdan değerli kılmaktadır. Bu bağlamda çalışma, güncel ilaç salınımlı stent (DES) teknolojilerinin etkinlik ve güvenlik profillerini değerlendirmeye yönelik özgün bir yaklaşım sunmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif, tek merkezli, gözlemsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Nisan 2020 – Ocak 2024 tarihleri arasında bire bir aynı platformlu ultra ince strutlı BP–SES ve BP–EES implantasyonu yapılan 1300 hasta değerlendirildikten sonra dahil edilme ve hariç tutulma kriterleri doğrultusunda toplam 983 hasta çalışma popülasyonuna alınmıştır. Hastaların 596'sına BP–SES, 387'sine BP–EES implante edilmiştir. Demografik veriler, klinik özellikler, laboratuvar sonuçları, anjiyografik bulgular, işlem detayları ve takip verileri hastane bilgi yönetim sisteminden elde edilmiştir. Primer klinik sonlanım noktası hedef lezyon başarısızlığı (TLF) olarak belirlenmiş; hedef damar miyokart enfarktüsü (TVMI), klinik endike hedef lezyon revaskülarizasyonu (CITLR), kardiyak ölüm ve sekonder klinik sonlanımlar stent trombozu (ST) ve stent içi restenozu (ISR) ayrıca değerlendirilmiştir. Değişkenlerin öngördürücü etkileri çok değişkenli Cox ve lojistik regresyon analizleri ile incelenmiştir. Bulgular: Her iki grubun takip süreleri benzer olup (BP–SES 33.5 ± 11.6 ay, BP–EES 29.9 ± 8.1 ay), tüm çalışma popülasyonunun ortalama takip süresi 31.2 ± 13.8 ay olarak hesaplanmıştır (p = 0.27). Çalışma popülasyonunun ortalama yaşı 58.2 ± 10.3 yıl olup BP–EES grubunda yaş anlamlı olarak daha ileri bulunmuştur (p < 0.01). Hipertansiyon, BP–SES grubunda anlamlı olarak daha yüksek oranda izlenmiştir (p < 0.01); diyabet, hiperlipidemi ve sigara kullanımı açısından anlamlı fark saptanmamıştır (p = 0.77, p = 0.94, p = 0.12). Kronik böbrek hastalığı, BP–EES grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuş ve daha düşük tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) değerleriyle anlamlı olarak uyumlu saptanmıştır (p = 0.04, p = 0.01). BP–SES grubunda ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü (STEMI) oranı anlamlı daha yüksektir (p < 0.01). Ayrıca BP–SES grubunda lökosit ve nötrofil değerleri anlamlı daha yüksek (p < 0.01, p < 0.01), toplam stent uzunluğu anlamlı daha fazla (p = 0.01), trombüs yükü ve postdilatasyon ihtiyacı anlamlı daha fazla izlenmiştir (p < 0.01, p = 0.02). Kalsifikasyon, tortüozite ve diseksiyon oranları benzer bulunmuştur. (p = 0.12, p = 0.36, p = 0.74). Uzun dönem klinik sonuçlar incelendiğinde, ST (%7.0 – %3.6; p < 0.01) ve ISR (%12.4 – %8.8; p < 0.01) oranlarının BP–SES grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. CITLR, BP–SES grubunda %11.4 – %7.2 oranlarıyla anlamlı daha yüksek olarak saptanmıştır (p < 0.01). Buna karşın TVMI (p = 0.31) ve kardiyak ölüm (p = 0.49) açısından iki grup arasında anlamlı fark izlenmemiştir. Bu nedenle kompozit sonlanım TLF, iki stent arasında benzer bulunmuştur (BP–SES %16.3, BP–EES %13.4; p = 0.27). Çok değişkenli analizlerde diyabet ve stent konumlandırma paterni ST, ISR ve CITLR için ortak olarak bağımsız güçlü belirleyiciler olarak saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, yapısal olarak aynı platformu paylaşan iki modern üçüncü nesil DES arasında gözlenen klinik ayrışmanın, esas olarak salınan ilacın biyolojik etkileriyle ilişkili mekanizmalar üzerinden ortaya çıktığını göstermektedir. BP–SES grubunda ST, ISR ve özellikle CITLR oranlarının anlamlı daha yüksek bulunması bu ilaçla ilişkili farklılaşmayı desteklerken, TVMI, kardiyak ölüm ve TLF açısından anlamlı fark izlenmemesi majör klinik sonlanımların benzerliğini ortaya koymuştur. Çok değişkenli analizlerde diyabet ve stent konumlandırma paterninin, diğer anlamlı belirleyicilere ek olarak ST, ISR ve CITLR'nin üçünde de ortak biçimde güçlü bağımsız belirleyiciler olarak ortaya çıkması; klinik sonuçların hem stentten salınan farklı ilaçların etkilerinden hem de hasta profili ile lezyon ve işlemsel özelliklerin etkileşiminden anlamlı ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Anahtar sözcükler: Everolimus, İlaç Salınımlı Stent, Koroner Arter Hastalığı, Perkütan Koroner Girişim, Sirolimus