Dens meme yapısına sahip nonkalsifik prezentasyonlu meme kanserli hastalarda tomosentezli mamografinin tanı performansı; negatif grupta radyopatolojik özelliklerin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET ARDA OKUMUŞ

Danışman: Aytül Hande YARDIMCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Mamografi inceleme tüm dünyada kanserin erken tespitinde kabul gören ve nüfus tabanlı taramalar yapılan bir radyolojik görüntüleme yöntemidir. Ancak yoğunluk ve süperpozisyon nedeni ile kanser tespitinde sorunlar yaşanabilmektedir. Meme kanser tespitinde ACR sınıflamasına göre tip A ve B yağlı memelerde tanı oranı yüksekken, tip C ve özellikle tip D yoğun meme yapısına sahip kadınlarda bu oran parankimal süperpozisyonlar nedeniyle düşük kalmaktadır. Özellikle kalsifikasyon eşlik etmediği durumlar, değerlendirmeyi zorlaştırmakta ve tanının atlanma olasılığını artırmaktadır. Tomosentez ile görüntülenemeyen lezyonların belli radyopatolojik özelliklere sekonder görüntülenemediği öngörülmektedir. Bu araştırmada, tomosentez incelemesinin tanısal katkısının ortaya konulması ve tomosentezin dahi negatif kaldığı tümörlerde radyolojik ve patolojik özelliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Çam ve Sakura Şehir Hastanesine Ocak 2021- Ekim 2024 tarihleri arasında Meme Radyolojisi birimine başvurusu bulunan meme kanseri tanısı almış 1417 hastanın retrospektif olarak mevcut sistem üzerinden mamografi ve tomosentez görüntüleri incelenmiştir. İlk tanı anında sistemde tomosentez görüntüleri mevcut, meme parankim yapısı ACR tip C ve tip D parankim yoğunluğuna sahip ve mamografi ve tomosentezde nonkalsifik prezentasyonlu 110 olgu araştırmaya dahil edilmiştir. İlk tanı anında mamografi-tomosentez görüntüleri olmayan, meme parankim yapısı ACR tip A ve tip B parankim yoğunluğuna sahip, lezyonun tanı anında kalsifikasyon eşlik eden yahut kitle sınırı vermeksizin izole kalsifikasyonla prezente olan kitleler çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Mamografide lezyon görünürlüğü %65,5 iken, Tomosentezde bu oran %83,6'ya yükselmiştir. Tip C memelerde görünürlük mamografide %74,7'den tomosentezde %93,1'e; Tip D memelerde ise %30,4'ten %47,8'e çıkmıştır. Tomosentez, ≤ 20 mm boyutlu lezyonlarda görünürlük oranını %53,7'den %73,2'ye yükseltmiştir. PR negatifliği, yüksek Ki-67 indeksi ve yüksek histolojik grade, özellikle mamografide lezyon görünürlüğünü anlamlı şekilde artırmıştır. Yüksek Ki-67 indeksli tümörlerde mamografi görünürlüğü anlamlı derecede daha yüksek bulunurken, tomosentez proliferasyon indeksinden bağımsız olarak görünürlüğü artırmış ve özellikle düşük Ki-67'li tümörlerde %30 ek görünürlük sağlamıştır. Tomosentezde lenf nodu pozitif olgularda görünürlük anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p = 0,025). Sonuç: Bu çalışma, tomosentezin özellikle yoğun meme yapısına (ACR tip C-D) sahip olgularda ve küçük boyutlu lezyonlarda (≤20 mm) mamografiye kıyasla daha yüksek tanısal performans ile ilişkili olduğunu desteklemektedir. Tomosentez, mamografinin aksine düşük proliferasyonlu (düşük Ki-67) ve düşük gradeli tümörlerde görünürlüğü %30 oranında daha fazla artırarak, yavaş büyüyen tümörlerin erken teşhisinde avantaj sağlayabileceğini düşündürmektedir. Ancak her iki yöntemde de saptanamayan olguların çoğunlukla düşük gradeli, düşük proliferasyon kapasiteli ve zayıf stromal reaksiyon gösteren luminal alt tip tümörlerden oluşması; maskeleme etkisinin sadece anatomik bir örtüşme olmadığını, aynı zamanda tümör biyolojisinin yarattığı düşük radyolojik kontrastla da ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Mamografi, Meme Tomosentezi, Meme Yoğunluğu, Kanserin Erken Teşhisi