Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bisfenol a maruziyetinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖZDE ONAY İŞERİ
Danışman: Dilek KAHVECİOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Endüstriyel faaliyetlerin artmasına bağlı olarak endokrin bozucu kimyasallara (EBK) maruziyet giderek yükselmektedir. Polikarbonat plastikler ve epoksi reçinelerin temel bileşeni olan Bisfenol A (BPA), östrojen benzeri etkileri nedeniyle en yaygın EBK'lardan biridir. Yenidoğanlar, özellikle prematüre bebekler, gelişimsel dönemlerinin yüksek duyarlılığı ve yenidoğan yoğun bakımda çok sayıda tıbbi cihaza maruz kalmaları nedeniyle BPA'nın olası olumsuz etkilerine karşı daha hassastır. Deneysel veriler BPA'nın yaşamın erken dönemlerinde bol miktarda bulunan kahverengi yağ dokusunda birikebildiğini ve nörogelişimsel, metabolik ve endokrin süreçleri etkileyebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan bebeklerden yatışın ilk 24 saatinde ve taburculuk öncesinde alınan idrar örneklerinde serbest BPA düzeylerinin ölçülmesi ve yatış süresince kullanılan tüm işlem ve tıbbi malzemelerin kaydedilerek BPA maruziyetinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Kliniği'nde 1 Ocak - 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan hastalarda yürütülmüştür. İdrar örnekleri eksiksiz biçimde elde edilebilen ve analize uygun nitelikte olan toplam 48 bebek çalışmaya dâhil edilmiştir. Ayrıca, sağlıklı yenidoğanlardan oluşan 30 bebek kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Her hastaya ait idrar örnekleri, yatışın ilk 24 saati içinde ve taburculuk öncesinde olmak üzere iki ayrı zamanda toplanmıştır. Kontrol grubundan ise doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde tek idrar örneği alınmıştır. Her hasta için oluşturulan "Hasta Veri Kayıt Formu"na demografik bilgiler, klinik tanılar, yatış süresince uygulanan işlemler ve kullanılan tıbbi malzemelere ait veriler kaydedilmiştir. İdrar örneklerinde serbest BPA düzeyi ELISA yöntemiyle ölçülmüş, istatistiksel analizler ise SPSS 25 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen 48 bebek ile doğum sonrası anne yanında izlenen 30 sağlıklı yenidoğandan elde edilen idrar örnekleri üzerinden gerçekleştirildi. Hasta grubunun %37,5'i (n=18) kız ve %62,5'i (n=30) erkekti. Kontrol grubunda ise bebeklerin %36,7'si (n=11) kız ve %63,3'ü (n=19) erkekti. Hasta grubu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında, demografik değişkenler arasında yalnızca doğum ağırlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptandı; hasta grubundaki yenidoğanların doğum ağırlıkları kontrol grubuna göre daha düşük bulundu (p = 0,04). Hasta ve kontrol gruplarının idrar serbest BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla 0,42 [0,34–0,50] ng/mL ve 0,41 [0,32–0,58] ng/mL; p = 0,90). Hasta grubunda yatış ve taburculuk dönemlerinde ölçülen serbest BPA düzeyleri arasında da anlamlı bir fark bulunmadı (0,42 [0,34–0,50] vs. 0,40 [0,34–0,48] ng/mL; p = 0,70). Yoğun bakım sürecinde kullanılan tıbbi malzemelerin BPA düzeylerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan analizlerde, orogastrik tüp, nazal kanül, endotrakeal tüp, umbilikal kateter ve göğüs tüpü kullanım süreleri ile serbest BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (tüm p> 0,05). Taburculuk döneminde üçten az cihaz kullanılan hastalar ile üç ve üzeri cihaz kullanılan hastalar arasında idrar BPA düzeylerinde anlamlı bir fark saptanmamıştır (p = 0,58). Kümülatif cihaz gününe göre yapılan değerlendirmede, anlamlı bir fark saptanmamıştır (p = 0,62). Yatış süresi ile de anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda, hasta grubu ile sağlıklı kontrol grubunun ilk idrar örneklerinde benzer BPA düzeylerinin saptanması, erken yenidoğan dönemindeki BPA varlığının büyük ölçüde prenatal maruziyeti yansıttığını düşündürmektedir. Yatış ve taburculuk BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark izlenmemekle birlikte, taburculuk döneminde idrarda serbest BPA'nın tespit edilebilmiş olması, yenidoğanların klinik bakım sürecinde çevresel kimyasal ajanlara maruziyetinin görünür kılınması açısından dikkate değerdir. Erken yaşam döneminin metabolik ve nöroendokrin açıdan yüksek duyarlılığı göz önünde bulundurulduğunda, BPA içermeyen veya daha güvenli alternatif materyallerin kullanımının teşvik edilmesi, potansiyel maruziyetin azaltılması yönünden klinik bir gereklilik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle yenidoğan bakımında kullanılan sarf malzemelerinin içerik güvenliğine ilişkin farkındalığın artırılması ve daha güvenli materyal seçeneklerinin uygulamaya geçirilmesi önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, idrar, Bisfenol A, Endokrin Bozucular