Açıklanamayan infertilitede ,intrauterin inseminasyon ve HCG uygulama günündeki östradiol ve progesteron değerlerinin gebeliği öngörmedeki etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE MELİKE ALPASLAN
Danışman: Müzeyyen Gülnur ÖZAKŞİT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, açıklanamayan infertiliteye sahip çiftlerde intrauterin inseminasyon sırasında estradiol ve progesteron seviyelerinin gebelik başarısındaki rolünü daha ayrıntılı bir şekilde anlamaktır. Bu bağlamda, özellikle hormonal değişikliklerin; embriyo implantasyonu, gebeliğin sürdürülmesi ve doğal yolla gebe kalma süreçleri üzerindeki etkilerini incelemek hedeflenmektedir. Çalışmamız, hormonal parametrelerin gebelik başarısıyla olan kompleks etkileşimlerini ortaya koymak ve bu bilgiyi temel alarak açıklanamayan infertilite tedavisinde daha etkili stratejiler geliştirmek amacını taşımaktadır. Bu nedenle, estradiol ve progesteron seviyelerinin, IUI sonrası gebelik sonuçları üzerindeki etkilerini değerlendirmek, klinik uygulamalara daha fazla içgörü sağlamak ve çiftlere daha kişiselleştirilmiş bir tedavi yaklaşımı sunmak için önemlidir. Gereç ve yöntem: Araştırmanın retrospektif vaka kontrol çalışması olarak dizayn edilmiştir. Hastanemiz etik ve akademik kurul onayları alındıktan sonra; araştırma için 2019 ve 2022 yılları arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum İnfertilite Kliniğine başvurup açıklanamayan infertilite tanısı almış, IUI (intrauterin inseminasyon)işlemi yapılmış ve takiplerine hastanemizde devam edilmiş hastaların bilgileri hastane otomatizasyon sistemi ve hastane arşivinden tarandı. Toplamda açıklanamayan infertilite tanısı almış ve IUI işlemi planlanmış 324 hastaya ulaşıldı. Estradiol ve progesteron düzeyine ulaşılamayan, gebelik bilgisine ulaşılamayan ve hastanemizdeki takibini bırakan hastalar dışlandıktan sonra kalan 18-45 yaşları arası 237 hasta ile çalışma verileri oluşturuldu. Çalışmaya Dahil Olma Kriterleri; 1-Açıklanamayan infertilite tanısı alıp IUI tedavisi almış 18-45 yaş arası kadın hasta olmak 2-Bilinen sistemik bir hastalığın olmaması (hipertansiyon, diyabet, inflamatuar barsak hastalığı vb.) olmaması 3-IUI günü ve hCG uygulama günü estradiol ve progesteron düzeyinin çalışılmış ve kayıtlı olması Çalışmadan Hariç Tutma Kriterleri; 1-Sistemik kronik hastalık (hipertansiyon, diabetes mellitus, inflamatuvar barsak hastalığı, çölyak hastalığı vb.) sahibi olmak 2-18 yaş altı ve 45 yaş üstü kadın hasta olmak 3-Açıklanabilir erkek veya kadın nedenli infertiliteye sahip olmak 4-Estradiol, progesteron ve IUI işlemi sonrası gebelik başarısına dair veri bulunmaması Çalışmamızda araştırma popülasyonunu oluşturan kadınların gebelik oranlarını etkileyebileceğini düşündüğümüz hasta yaşı, gravida, parite, ek hastalık mevcudiyeti, sigara kullanımı, alkol kullanımı, infertilite süresi, IUI günü bakılan serum E2 ve progesteron değerleri, Hcg uygulama günü bakılan serum E2 ve progesteron değerleri, IUI sonrası 15. Gün kontrolünde hCG pozitifleşme durumuna ilişkin bilgiler toplanmıştır. Bulgular: Çalışmamızda açıklanamayan infertilite tanısıyla IUI yapılan hastalardan 27 tanesinin gebelik testi pozitif olarak sonuçlanmıştır. IUI başarısı %11,39'dur. Gebelik testi pozitif olan olguların yaş ortalaması 26,77±4,06 iken gebelik testi negatif olan grubun 28,73±5,14'tür. İki grup arasındaki bu fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik testi pozitif olan gruptaki hastaların yaş ortalaması daha azdır. Çalışmamızda gebelik testi pozitif olan hastaların ortalama infertilite süresi 1,24±0,44 yıl iken; gebelik testi negatif olan grubun 1,73±3,21 yıldır. İki grup arasındaki fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik testi pozitif olan grubun infertilite süresi istatistiki anlamlılık düzeyinde daha düşüktür. Çalışmamızda gebelik testi pozitif olan hastaların %11,1'i; gebelik testi negatif olan hastaların %18'i sigara kullanmaktadır. Sigara kullanan grupta istatistiki anlamlılık derecesinde sigara kullanımı daha azdır. IUI başarısı sağlanan grupta gravida ortalaması 0,51±0,23 iken; IUI başarısız grupta 0,47±0,88'dir. İki grup açısından gravida yönünden anlamlı farklılık bulunmamaktadır. IUI başarısı sağlanan grupta parite ortalaması 0,48±0,52 iken, başarısız grupta 0,48±0,54'tür. İki grup arasında anlamlı istatistiki farklılık bulunmamaktadır. hCG zamanı E2 düzeylerine baktığımızda gebelik başarısı sağlanan 27 hastanın ortalaması 455,2±305,4 (pg/mL) iken, IUI başarısız grupta 403,6±291,2 (pg/mL)'dir. İki grup arasındaki bu fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik başarısı sağlanan grupta hCG zamanı E2 düzeyi anlamlı derecede daha yüksektir. IUI zamanı E2 düzeylerine baktığımızda gebelik başarısı sağlanan 27 hastanın ortalaması 402,6±287,6 (pg/mL) iken, IUI başarısız grupta 361,7±288,2 (pg/mL)'dir. İki grup arasındaki bu fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik başarısı sağlanan grupta IUI zamanı E2 düzeyi anlamlı derecede daha yüksektir. IUI zamanı E2/ hCG zamanı E2 oranına baktığımızda her iki grupta da IUI zamanı E2 değerleri düşüş göstermiştir. Bu oran gebelik başarısı sağlanan grupta 0,88'ken; diğer grupta 0,86 olarak bulunmuştur. Anlamlı istatistiki fark saptanmıştır. hCG zamanı P düzeylerine baktığımızda gebelik başarısı sağlanan 27 hastaortalaması 1,32±1,71 (ng/mL) iken, IUI başarısız grupta 0,69±1,72 (ng/mL)'dir. İki grup arasındaki bu fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik başarısı sağlanan grupta hCG zamanı P düzeyi anlamlı derecede daha yüksektir. IUI zamanı P düzeylerine baktığımızda gebelik başarısı sağlanan 27 hastanın ortalaması 2,41±2,21 (ng/mL) iken, IUI başarısız grupta 2,26±2,34 (ng/mL)'dir. İki grup arasındaki bu fark istatistiki olarak anlamlıdır. Gebelik başarısı sağlanan grupta IUI zamanı P düzeyi anlamlı derecede daha yüksektir. IUI zamanı P/ hCG zamanı P oranına baktığımızda her iki grupta da IUI zamanı P değerleri artış göstermiştir. Bu oran gebelik başarısı sağlanan grupta 1,82'yken; diğer grupta 3,27 olarak bulunmuştur. Anlamlı istatistiki fark vardır. Gebelik başarısı sağlanamayan grupta bu artış daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda, açıklanamayan infertilitede genç yaşın, az infertilite süresinin, sigara kullanımının az olmasının IUI başarısı üzerinde olumlu etkileri olduğunu saptadık.hCG uygulama zamanı ve IUI zamanında yüksek progesteron düzeylerinin belirli değerler üzerine çıkmadıkça IUI başarısını arttırdığını saptadık. Özellikle endometriyal reseptivite, inflamatuvar yanıtın baskılanması, luteal fonksiyonların ve sağlanan gebeliğin devamı açısından önemli olan bu steroid hormonun seviyesinin IUI başarısı için prediktif bir marker olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Ek olarak hCG ve IUI zamanları arasında ciddi P seviyesi artışının, endometrial reseptiviteyi reseptörler üzerinden negatif etkileyebileceği ve folikül yaşlanmasını sağlayabileceğinden IUI başarısı üzerine olumsuz etkileri olabileceğini saptadık. Ve hCG uygulama zamanı ve IUI zamanında yüksek E2 düzeylerinin IUI başarısını arttırdığını saptadık. Özellikle endometriyal reseptivite,folikül fonksiyonu ve gelişim, luteal fonksiyonların ve sağlanan gebeliğin devamı açısından önemli olan bu steroid hormonun seviyesinin IUI başarısı için prediktif bir marker olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Bunun yanında hCG ve IUI zamanları arasında E2 seviyesindeki düşüşün, oluşan androjenik ortam nedeniyle IUI başarısı üzerine olumsuz etkileri olabileceğini saptadık.