İnfertil kadınlarda oksidatif stres ve inflamasyonun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURGÜL YILDIZ

Danışman: Mehmet Ali ERYILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: İnfertilite toplumda sık rastlanılan klinik bir durumdur. İnfertilite nedenleri arasında kadın faktörünün daha yaygın olduğu bilinmektedir. Kadına bağlı faktörler arasında da servikal faktörler, endometriozis, tubal faktörler, ovulatuar disfonksiyon başlıca nedenlerdendir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda oksidatif stres ve inflamasyonun infertiliteye neden olabileceği hakkında çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada, primer infertil kadın hastalarda native tiyol, total tiyol, disülfid ve hsCRP değerlerini ölçerek, infertilite ile oksidatif stres ve inflamasyon arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Bu çalışma 01/01/2020 ve 15/07/2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Bölümü ve Dr. Ali Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nde yürütüldü. Çalışmanın hasta grubuna çalışma kriterlerine uyan 18-40 yaş arası 75 primer infertil kadın hasta, kontrol grubuna ise çalışma kriterlerine uyan 18-40 yaş arası 72 sağlıklı fertil kadın alındı. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalara sosyodemografık veri formu dolduruldu. Hastaların kanlarından elde edilen serumlarda native tiyol, total tiyol, disülfid ve hsCRP parametreleri çalışıldı. Çalışmada kategorik verilerin tanımlayıcı analizleri frekans ve yüzde değerleri ile, sayısal verilerin tanımlayıcı istatistikleri ise ortalama standart sapma ve medyan (minimum-maksimum) değerleri ile gösterildi. Çalışmadaki grupların normallik varsayımı Shapiro-Wilk Testi ve Kolmogorov-Smirnov Testi ile değerlendirildi. Çalışmada bağımsız gruplar arasında yapılan sayısal veri karşılaştırmalarında Mann-Whitney U Testi kullanıldı. Kategorik verilerin karşılaştırmasında ise Ki Kare Testi kullanıldı. Sayısal veriler arası ilişki analizlerinde ise Spearman non-parametrik korelasyon analizi uygulandı. Çalışmada istatistiksel anlamlılık sınırı olarak %5 kabul edildi. Tüm istatistiksel analizler SPSS 22.0 (IBM Inc., Armonk, NY, USA) yazılımı kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya 75 (%51,0)'i hasta, 72 (%49,0)'si kontrol olmak üzere toplam 147 katılımcı alındı. Katılımcıların hepsi evliydi. Çalışmadaki kontrol grubunun yaşları hasta grubundan istatistiksel olarak anlamlı yüksekti (p<0,001). Grupların BMI değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p=0,055). Çalışmadaki hasta grubunun native tiyol medyan değeri 393,00 (158,90-481,40) kontrol grubunun ise 389,26 (207,26-517,81)'ydı. Çalışma gruplarının native tiyol değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p=0,980). Çalışmadaki hasta grubunun total tiyol medyan değeri 435,23 (197,53-529,36), kontrol grubunun ise 417,59 (233,82-541,00)'du. Çalışma gruplarının total tiyol değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p=0,045). Çalışmadaki hasta grubunun disülfid medyan değeri 22,64 (9,50-44,40), kontrol grubunun ise 13,72 (1,95-24,90)'ydi. Çalışma gruplarının disülfid değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0,001). Çalışmadaki hasta grubunun disülfid/native tiyol medyan değeri 5,83 (2,31-12,19) kontrol grubunun ise 3,71 (0,48-6,96)'di. Çalışma gruplarının disülfid/native tiyol değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0,001). Çalışmadaki hasta grubunun disülfid/total tiyol medyan değeri 5,22 (2,20-9,80), kontrol grubunun ise 3,45 (0,48-6,11)'ti. Çalışma gruplarının disülfid/total tiyol değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0,001). Çalışmaya alınan hasta grubunda hsCRP ile BMI (r=0,057 p=0,626), yaş (r=0,178 p=0,126), total tiyol (r=-0,041 p=0,728), disülfid (r=-0,224 p=0,054), native tiyol (r=0,028 p=0,813) arasında ilişki yokken, disülfid/native tiyol (r=-0,243 p=0,036), disülfid/total tiyol (r=-0,243 p=0,036) arasında negatif yönde, native tiyol/total tiyol (r=0,243 p=0,036) arasında ise pozitif yönde ilişki vardı. Sonuç: Bu çalışmada primer infertil kadın hastalarda tiyol disülfid homeostazisi (TDH) disülfid lehine yani sola kaydığı ve oksidatif stresin arttığı, yüksek duyarlı C-reaktif protein (hsCRP) değerlerinin ise kontrol grubundan anlamlı farklı olmadığı bulunmuştur. Primer infertil kadınlarda, tiyolü arttıracak disüfidi azaltacak medikal veya tamamlayıcı tıp metotlarıyla TDH'nin tiyol lehine yani sağa kayması sağlanarak oksidatif stresin azaltılması bu hastaların gebe kalmasını sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: infertilite, kadın, oksidatif stres, inflamasyon, tiyol disülfid homeostazisi