Vücut kitle indeksi ile serum asprosin düzeyi arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, DİYARBAKIR GAZİ YAŞARGİL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERHAT ÇETİN

Danışman: İhsan SOLMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Obezite, sağlığı bozabilecek ve vücut sağlığı için risk oluşturabilecek derecede yağ birikimidir. Dünya çapında yaygınlığı artan kronik bir hastalık olan obezite, birçok ülkede sağlık sorunlarının başlıca nedenlerindendir. Obezite, Tip2 diyabetes mellitus, hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi komorbiditelerin riskinin artmasına sebep olabilir. Ülkemizde de her geçen gün insidans ve prevalansı artmaktadır. Obezlerde var olan adipoz dokudan salgılanan pro-inflamatuar ve anti-inflamatuar sitokin ve adipokinler obezitenin ve beraberindeki komorbiditelerin patofizyolojisinden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Asprosin son yıllarda keşfedilen önemi ve görevleri her geçen gün daha iyi anlaşılmaya çalışılan asprosin kahverengi adipoz dokuya göre beyaz adipoz dokudan daha fazla sentezlenen bir adipokindir. Asprosin glukojenik etkili bir adipokin olup; karaciğerde glukoz üretimini uyarır, pankreasın özelikle beta hücreleri üzerinde etkisini göstererek apoptozise neden olur ve insülin direncini artırır. Bu özeliklerinden dolayı asprosin daha iyi anlaşılması gelecekte obeziteyle ilişkili komorbidite ve komplikasyonlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayarak takip ve tedavileri ile ilgili yeni gelişmelerde anahtar rolü oynayabileceği düşünülmektedir. Visseral Adipozite İndeksi (VAI) son zamanlarda kardiyo-metabolik riski dolaylı olarak ifade eden yağ dağılımı ve fonksiyonu göstergesi olduğu kanıtlanmıştır. Buna ek olarak, VAI, kardiyo-metabolik risk durumunun bariz bir metabolik sendroma dönüşmeden önce erken tespiti için yararlı bir araç olarak önerilmiştir. Çalışmamızın amacı adipoz dokudan salınan asprosinin vücut kitle indeksi ile ilişkisini göstermek ve önemi vurgulamaktır. Materyal ve Metot: Çalışmamıza Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi dahiliye ve obezite polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası vücut kitle indeksi (VKİ :18-24,9 kg/m2) olan normal kiloya sahip kontrol grubu (n=55), (VKİ :25-29,9 kg/m2) olan fazla kilolular (n=40), ve (VKİ>30 kg/m2) olan obezler (n=60), ayrılarak toplam 3 grup oluşturuldu. Çalışmaya katılan hastalara önceden bilgilendirme yapıldığından tüm hastalarımızdan 8 saatlik açlığı takiben sabah 08:00-09:00 saatleri arasında kanları alındı. Çalışmaya alınan hastaların serum asprosin düzeyleri dışında vücut antropometrik ölçümleri yapıldı ve biyokimyasal parametreler çalışıldı. Bulgular: Çalışmamıza toplamda 155 olgu dahil edildi. Olguların %49'u kadın (n=76), %51'inin erkek (n=79) idi. Olguların ortalama yaşı 34,46 ± 9,15'ti. Çalışmamızda literatüre benzer şekilde vücut kitle indeksi arttıkça asprosin düzeyinin arttığını gördük. Hastaların yer aldıkları vücut kitle indeksi gruplarına göre asprosin değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Uygulanan posthoc test sonuçlarına göre; fazla kilolu ve obez hasta grubunun asprosin düzeylerinin kontrol hasta grubuna göre daha yüksek olduğu saptadık. Obez hasta grubunun asprosin değerlerinin fazla kilolu hasta grubuna göre daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmamızda vücut kitle indeksi ile Asprosin, Visseral Adipozite İndeksi (VAİ), HbA1c, TG, LDL, AST, ALT anlamlı düzeyde pozitif korelasyon vardı. HDL ile negatif korelasyon gösterdi. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda asprosin düzeyi vücut kitle indeksi ile pozitif korelasyon gösterdi. Bunula birlikte obez hastalarda asprosin düzeyinin artmış olması ve kontrol grubuna göre yüksek olması eş zamanlı olarak TG, LDL, HbA1c arasında pozitif korelasyon göstermesi ve de HDL ile negatif yönlü korelasyon göstermesi obezite arttıkça kardiyo-metabolik riskin arttığını ve asprosinin de bu patofizyoloji içerisinde rol oynadığını göstermektedir. Asprosinin özelikle obeziteli hastalarda kontrollerle karşılaştırıldığında anlamlı derecede daha yüksek olması ve LDL, HbA1c, Trigliserit gibi testler ile korelasyon göstermesi metabolik sendrom, Tip 2 diyabet veya obezite gibi durumlarda belirteç olarak ve risk değerlendirmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu da asprosinin obezite ve beraberindeki komorbiditeler için önemli bir adipokin olduğunu göstermiştir. Bu yönüyle asprosinin gelecekte çok daha yaygın kullanılacağını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Asprosin, Vücut Kitle İndeksi, Obezite, Visseral Adipozite İndeksi