18-65 yaş arası bireylerde mikrobiyota bilgi düzeyi ve gastrointestinal semptomlar arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEDA KIZILIRMAK
Danışman: Güzin ZEREN ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Vücudumuz, çeşitli yerlerinde konuşlanmış, mikrobiyota adını verdiğimiz mikrop toplulukları ile karşılıklı iş birliği halindedir. Normal koşullarda mikrobiyota, hastalığa sebep olan patojenlerin vücuda yerleşmesine izin vermez. Konağın bağışıklık sistemindeki aksaklık ya da mikrobiyotanın kalıtımındaki değişiklik gibi birtakım olaylar bu dengenin bozulmasına ve hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Biz bu çalışmamızda 18-65 yaş arası bireylerde mikrobiyota bilgi düzeyi ve gastrointestinal semptomlar ile arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi planladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli, kesitsel, tanımlayıcı, gözlemsel niteliktedir. Toplamda 48 sorudan oluşan sosyodemografik bilgiler, mikrobiyota ve probiyotikler hakkında genel bilgiler ile Mikrobiyota Farkındalık Ölçeği ve Gastrointestinal Semptom Derecelendirme Ölçeği yüz yüze/online olarak çalışmaya katılmayı kabul eden 349 kişiye uygulandı. İstatistiksel analiz için SPSS sürüm 25.0 paket programı kullanılmıştır, p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 349 birey katıldı. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi kadındı (%69,1 n=241), yaş ortalaması yaklaşık 30 (29,57±8,61) idi. Eğitim durumuna göre katılımcıların çoğu üniversite mezunuydu (%81,1 n=283) ve çoğunluk beyaz yakadan oluşuyordu (%55,0 n=192). Medeni duruma göre katılımcıların yüzde elliden fazlası bekardı (%56,4 n=197). Çalışmamızda kadınların mikrobiyota farkındalığının ve probiyotik/prebiyotik bilgisinin erkeklere kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu görüldü (p=0.006), eğitim durumu üniversite ve üzeri olan katılımcıların lise ve altı olan gruba kıyasla mikrobiyota farkındalığı anlamlı derece daha yüksek bulundu (p=0.001). Katılımcıların neredeyse tamamının probiyotik/prebiyotik ürün olarak yoğurt/ayran (%94,0) ve sonra peynir (%89,4) tükettiği belirlendi. Katılımcıların yarısından fazlası (%54,4) "Mikrobiyota nedir biliyor musunuz?" sorusuna "evet" cevabını verdi. Mikrobiyotanın ne olduğunu bilen katılımcıların bilmeyenlere kıyasla mikrobiyota farkındalığı anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.001). Çalışmamızda katılımcıların diyare, konstipasyon, hazımsızlık, karın ağrısı, reflü gibi gastrointestinal semptom şiddetleri ile probiyotik/prebiyotik ix bilgileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptandı (sırasıyla p=0.032; p=0.013; p=0.003; p=0.046; p=0.011). Sonuç: Çalışmamızda katılımcıların çoğunluğunun sağlıklı olmak için beslenmeye dikkat ettiği görüldü. Bunun için kullanılan probiyotik ürünler arasında süt ve süt ürünlerinin prebiyotiklerden ise kök bitkilerin ve kuru baklagillerin yüksek oranda kullanıldığı tespit edildi. Özellikle mide-bağırsak problemi olanların mikrobiyota bilgisinin daha yüksek düzeyde olduğu görüldü. Mikrobiyotanın hala yüksek oranda bilinmediği görüldü. Mikrobiyotanın doğru öğrenilebilmesi için; mikrobiyota farkındalığı ve hastalıklarla olan ilişkisi hakkında, hastalara çok kolay ulaşabilen birinci basamak doktorları tarafından hastalara daha fazla bilgi verilmelidir. Bu sayede mikrobiyota, sağlığı iyi yönde etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: Gastrointestinal semptom, Mikrobiyota, Mikroorganizma, Prebiyotik, Probiyotik