Sleeve gastrektomi yapılan morbid obezite hastaların demografik özellikleri ve ameliyat etkinliğinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: SERDAR AYDOĞAN

Danışman: Savaş YAKAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Obezite dünya ekonomisi üzerinde ciddi yük oluşturan, prevalansı giderek artan, eşlik eden komorbiditeleri nedeni ile yaşam süresini azaltan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Yapılan çalışmalarla morbid obezitenin ilaç, diyet veya psikososyal terapilerle kalıcı olarak tedavisinin neredeyse olanaksız olduğunu gösterilmiştir, ancak henüz altın standart olarak kabul edilen bir bariatrik cerrahi tekniği yoktur. Laparoskopik sleeve gastrektomi (LSG) son yıllarda primer bariatrik cerrahi yöntem olarak artan sıklıkla kullanılmaktadır.Bu çalışmamızda, kliniğimizde yapılan LSG uygulanan morbıd obezite hastaların demografık özelliklerinin değerlendirilmesi ve LSG'ninkısa dönem etkilerinin, obeziteye eşlik eden komorbiditelerin değişimini değerlendirmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde'nde yürütüldü.Ocak 2015-Aralık 2016 tarihleri arasında İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde'nde morbid obezite tanısıyla laparoskopik sleeve gastrektomi yapılan hastalar retrospektif olarak hastane bilgi sistemi ve hasta dosyaları incelenerek tarandı. Operasyon öncesi, operasyon sonrası 1. ay, 6. Ay ve 1. yıl yıl kontrollerine gelen hastaların kayıtlarına, hastane bilgi sistemi ve hasta dosyaları üzerinden ulaşıldı. Sonuç olarak, operasyon öncesi, operasyon sonrası 1. ay, 6. Ay ve 1. yıl bilgilerinde eksiklik bulunmayan 97 hasta çalışmaya alındı. Hastaların operasyon öncesine göre postoperatif 1.ay, 6. ay ve 1. vücut kitle indeksindeki (VKİ) değişim incelendi. Cerrahi öncesi tip 2 diyabet ve/veya hipertansiyonu bulunan hastaların operasyon sonrası kontrollerindeki tedavi değişiklikleri, olası komplikasyonlar ve mortalite araştırıldı. Verilerin analizinde istatistik yazılım programı (SPSS Version 15.0 paket program) kullanıldı, P 0.05) Operasyon öncesi çalışma grubunun 40 (%29.9)'nın Diyabetes Mellitus hastalığı varken, oran operasyon sonrası 7 (%7.2)'ye düşmüştür ve aralarında anlamlı fark tespit edilmiştir. (p<0.01). Operasyon öncesi 32 (%33.0) hastanın Hipertansiyonu varken, operasyon sonrası 2 (%2.1) hastanın HT devam etmekteydi ve aralarında anlamlı fark tespit edildi. (p<0.01). Hastaların hepsinde operasyon laparoskopik olarak sonlandırılmış olup, hiçbir hastada açık cerrahiye geçmeyi gerektirecek bir komplikasyon gelişmemişti.Üç (%3.1) hastamızda erken dönem komplikasyon gerçekleşti.İki hastada stapler hattından kaçak gözlendi.Hastalara endoskopik stent uygulandı ve kaçak kontrol altına alındı hastalar şifa ile taburcu edildi.Bir hastamızdada erken dönem hemorajı saptandı.Aynı gün içinde hastaya tekrar laparaskopık eksplorasyon yapıldı ve stapler hattından hemorajı saptandı.Laparaskopık olarak hemoklıp konularak hemostaz sağlandı batın yıkanıp dren konularak operasyon sonlandırıldı ve hasta şifa ile taburcu edildi. Primer bariatrik cerrahi yöntem olarak uygulanan LSG‟nin kısa ve orta dönem sonuçları, LSG‟nin oldukça etkin, düşük mortalite ve morbidite oranları ile güvenilir bir yöntem olduğunu destekler niteliktedir. Ancak LSG‟nin uzun dönem sonuçlarını değerlendiren daha geniş hasta gruplu randomize çalışmalara ihtiyaç vardır.