Servikal lenfadenopati nedeni ile başvuran çocuk hastaların klinik, laboratuvar ve sosyodemografik özelliklerinin retrospektif olarak incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA KEÇİÖREN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖZDE KARAASLAN

Danışman: Dilek SARICI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Servikal lenfadenopati çocukluk çağında yaygın bir muayene bulgusudur. Bu çalışmada servikal lenfadenopati nedeni ile başvuran çocuk hastaların klinik, laboratuvar ve sosyodemografik yönden incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: SBÜ. Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesine 01.01.2014-31.12.2018 tarihleri arasında sevikal lenfadenopati nedeni ile pediatri polikliniğine başvuran ve serviste yatırılarak izlenen, 0-18 yaş aralığında, 152 hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların dosyalarından öyküleri, muayene ve laboratuvar bulguları kaydedildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 7,9±3,8 yıldı ve 98'i (%64,5) erkek, 54'ü (%35,5) kızdı. Hastaların etyolojilerine bakıldığında 32'si EBV, 14'ü CMV, 1'i Toksoplazma gondii, 1'i A grubu β hemolitik streptekok bulundu. Başvuru şikayetleri boyunda şişlik (%84,9), ateş (%30,9) ve ağrı (%14,5) idi. Ayaktan hastaların kışın daha fazla başvurduğu saptandı. Yatan hastalarda lökositoz varlığı ve sedimentasyon yüksekliği uzun yatışla ilişkili bulundu. Yatan hastalarda ateş daha yüksek, lökositoz %75,8, nötrofili %79, anemi %74,6, trombositoz %79,1 oranında; LDH, CRP ve sedimentasyon yüksekliği saptandı. Ayaktan hastalarda Ürik asit düzeyi yüksekti. LAP boyutu 3 cm ve üzerinde olanlarda, CRP ve nötrofil sayısı normal olanların oranı daha fazla saptandı. Ürik asit seviyesi yüksek hastalarda LAP'ın çoğunlukla sağda, normal olanlarda solda olduğu görüldü. Ayaktan hastalarda lenf bezlerinin (%55,7) sağ, yatanlarda ise (%63,4) sol yerleşimli olduğu görüldü. Cinsiyet ve yaş ile LAP boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. EBV(+)'liği, ANS, PLT, CRP ve Sedimentasyon düzeyi normal, ürik asit düzeyi yüksek hastalarda daha fazla saptandı. CMV(+)'liği, lenfositoz, AST, ALT, LDH ve ürik asit düzeyi yüksek, CRP ve sedimentasyon düzeyi normal olan hastalarda daha sıktı. EBV ve CMV (+) hastaların %50'sinin 6-11 yaş aralığında olduğu ve yüksek oranda erkek olduğu saptandı. EBV (+) ve CMV (+) hastaların yatış süresinin daha kısa olduğu, EBV(+)'lerin ayaktan daha fazla izlendiği ix saptandı. LAP boyutu 3 cm ve üzerinde olan CMV(+) hastaların oranı %46,2 iken EBV(+) hastalarda LAP boyutu dağılımı benzerdi. EBV (+) ve CMV(+) hastaların sağ tarafta daha fazla tutulum gösterdiği izlendi. Sonuç: Servikal lenfadenopati çocukluk çağında sık karşılaşılan bir sorundur. En sık enfeksiyonlara bağlı olsa bile malignite mutlaka dışlanmalıdır. Çalışmamızda, EBV ve CMV enfeksiyonlarının ayaktan tedavi esnasında çoğunlukla toksik tablolara neden olmadan, lenfositoz ve ılımlı LAP ile seyredebileceğini, sağ taraf tutulumunun ve hiperüriseminin bu hastalarda saptanabileceğini, CMV'li hastalarda karaciğer fonksiyon testlerinde yükseklik olabileceğini bulduk. Her zaman etyoloji saptanamasa da öncelikli olan hastanın sistemik değerlendirmesi ve izlemidir. Laboratuvar parametreleri servikal lenfadenopatinin değerlendirilmesinde yardımcı olacaktır.