Kafatabanına transorbital klasik nöroendoskopik ve transtübüler nöroendoskopik yaklaşımların karşılaştırılması: Anatomik çalışma
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, NÖROŞİRÜRJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GARDASHKHAN KARIMZADA
Danışman: Nail Çağlar TEMİZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kafatabanı patolojileri nöroşirürjinin kompleks lezyonlarıdır. Bu bölgeye yaklaşımların temelini transkranyal yaklaşımlar oluşturmaktadır. Lezyona ulaşmak için yapılan insizyonlar ve rezeksiyonlar kozmetik rahatsızlıklarla birlikte çiğneme problemleri gibi fonksiyonel sorunlar da doğurabilmektedir. Cerrahi ulaşım ve rekonstrüksiyon hedef patolojide yapılandan bağımsız başlı başına ayrı bir major cerrahi işlemdir. Günümüzde kafatabanına dışarıdan skar bırakmayan, minimal invaziv yaklaşımlar tercih edilmektedir. Bu yaklaşımların başında endoskopik endonazal yaklaşımlar gelmektedir. Fakat bu yaklaşımlarda kavernöz sinüs lateral duvarı lezyonlarına, orbital apeks, petröz apeks gibi orta hatta uzak olan patolojilere ulaşım kısıtlıdır. Son dekatda supraorbital endoskopik "key hole" yaklaşımının popülerlik kazanmasıyla transorbital endoskopik yaklaşımlar gündeme gelmiştir. Bu bağlamda laboratuvar ve klinik çalışmaları devam etmektedir. Transorbital cerrahi sırasında orbital yapıların korunması önem arz eder ve bu konuda az sayıda çalışma mevcuttur. Biz kendi çalışmamızda Transorbital Nöroendoskopik yaklaşımın ulaşım sınırlarını, tübüler retraktör kullanımının fizibilitesini ve klasik ekartasyonla farklılıklarını inceledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızın endoskopik kadavra diseksiyonları Yeditepe Üniversitesi Nöroşirürji Laboratuvarında yapıldı. 7 kafatasına ait 14 orbita çalışmaya dahil edildi. Diseksiyonlar dijital ortamda kayıt altına alındı. Bulgular: Üst göz kapağı kıvrımı yaklaşımı ile orbital rim korunarak orbita süperior duvarı drillendi ve anterior kranyal fossa durasına ulaşıldı. Büyük sfenoid kanat drillenerek orta kranyal fossa durasına ulaşıldı. Her iki kraniektomi sahası birleştirilerek geniş bir alanda hakimiyet sağlandı. Meningoorbial bant identifiye edildi. Ekstradural ve intradural olarak kavernöz sinüs ve petröz apekse ulaşıldı. Anterior klinioid rezeksiyonu yapılarak kavernöz sinüse klinoidal üçgenden ulaşıldı. Belirlenen hedeflere tübüler rekraktör aracılığıyla ulaşım sağlandı. Cerrahi aletlerin çalışma serbestliği değerlendirildi. Sonuç: Lateral orbital rim drillenmesi dar alan kaynaklı kısıtlılığı bir miktar rahatlatmıştır. Manipülasyonları kolaylaştıracak, dar koridorlarda takılmayacak açılı ve çok işlevli aletlere ihtiyaç vardır. Labaratuvar ortamında lateral orbital duvar ve orbital rimin içeriden drillenmesi sonucunda yaklaşık 5 mm alan kazanılması kozmetik sorun oluşturmadığı gibi glob retraksiyonunu da minimalize etmektedir. Tübüler retraktörlerin yaklaşımın intraorbital aşamasında kullanılabilir olmadığını, fakat derin yerleşimli hedeflerde kullanımının mümkün olduğunu gözlemledik. Bu yaklaşımın klinik güvenliğinin yüksek olduğu geniş vaka serileri ile birlikte, anatomik çalışmalara devam edilmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Endoskopik Transorbital Yaklaşım, Endoskopik Transorbital Kafatabanı Cerrahisi, Tübüler retraktör.