Diz çevresi sagital plan deformitelerinin ön çapraz bağ rüptürlerindeki etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞERVİN RAFİ
Danışman: Osman Tuğrul EREN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Diz çevresi sagital plan deformitelerinin ön çapraz bağ rüptürlerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Şişli Etfal Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2014-2021 tarihleri arasında kontrol grubu için polikliniğimize başvuran 100 adet salim (58E 42K) hastanin ve çalışma grubu için izole ön çapraz bağ (ÖÇB) rüptürü tanısı klinik ve MR ile doğrulanmış olan ve opere olmuş100 hastanin (57E 43K) preop grafilerinde, Posterior Tibial Eğim (PTE), Ekstansiyon Açısı (EA), Posterior Distal Femoral Açı (PDFA) ve Anterior Tibial Translasyon (ATT) ölçümleri diz tam ekstansiyonda ve 30 derece fleksiyonda çekilmiş olan grafilerde değerlendirilerek karşılaştırılmıştır. Çalışma ve kontrol grubunda bu anatomik parametreler bağımsız gruplarda t testi ile ; yaş, cinsiyet ve taraf ise ki-kare testi ile analiz edildi. Bu anatomik parametreler arasındaki ilişkileri daha spesifik incelemek için literatürdeki ortalama değerler esas alınarak 2 ayrı gruptaki hastalarımızı hem birbirleriyle karşılaştırarak hem de kendi içlerinde gruplandırarak daha ileri bir analiz ile incelemekteyiz. ATT için 5mm , PTS için 9 derece , EA için 0 derece esas alınarak bu limitlerin üstündeki ve altındaki değerlere sahip hastaları, ÖÇB rüptürü ve normal hastalar olmak üzere 2 ayrı grupta kendi içlerinde diğer parametrelerle ilişkileri değerlendirilmiştir. Anatomik parametreler scatter plot yöntemi ile kontrol ve çalışma grubu olmak üzere ikiye ayrılarak aralarında pozitif veya negatif yönde bir anlamlı ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Kontrol grubuna radyolojik değerlendirmede daha önce diz çevresi opere edilmemiş ve çekilmiş diz MR'larında patoloji görülmeyen hastalar dahil edildi. Çalışma grubuna ise daha önce izole ÖÇB rüptürü sebebiyle opere olup en az 1 yıl takip süresi olan hastalar dahil edildi. Bulgular: Bağımsız gruplarda t testi sonuçlarına göre PDFA, EA, ATT ve PTE ölçümleri gruplara göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektetedir (p 0,005). Sonuç: Çalışmamızda PDFA, PTE ve ATT, ÖÇB rüptüründe izole risk faktörleri olarak saptanıldı. IS orani izole risk faktörü olarak saptanılmasa da diğer parametlerle ilişkisi rölatif risk oranı hesaplanmasında yardımcı olmaktadır. PDFA ve PTE açıları arasındaki ters orantılı ilişkinin artması ÖÇB rüptürü için en önemli risk faktörü olarak görülmektedir. PTE'nin ortalamaya göre yüksek olduğu durumlarda PDFA'nın da yüksek olması ÖÇB rüptür riskini düşürürken, PTE'nin ortalamaya göre düşük olduğu durumlarda PDFA'nın yüksek saptanılması ÖÇB rüptür riskini arttırmaktadır. PTE ve EA arasındaki doğru orantılı ilişki arttıkça ÖÇB rüptürü için rölatif risk oranı azalmaktadır. Genel konsensusta PTE'nin ortalamaya göre yüksek olduğu durumlarda ÖÇB rüptür riskinden bahsedilse de PTE'nin ortalamadan düşük saptanıldığı hastalarda, IS veya PDFA ile ters orantılı ilişki arttıkça ÖÇB rüptürü için rölatif risk oranı artmaktadır. Konu ile alakalı prospektif randomize ve uzun süreli çalışmalarla daha objektif ve net bilimsel veri sağlanabileceğini düşünmekteyiz.