Birinci ve ikinci trimester tarama testlerinde kullanılan biyokimyasal belirteçlerin plasenta previa gelişimi ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SENA DOĞAN
Danışman: Sezin ERTÜRK AKSAKAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Antenatal tarama testleri dünyada yaygın olarak kullanılmakta olup, birinci ve ikinci trimester serum belirteçlerinin kombinasyonu anöploidilerin taranmasında rutin yöntemdir. Birinci trimesterde PAPP-A ve serbest β-hCG; ikinci trimesterde ise AFP, total hCG, uE3 ve anne yaşı değerlendirilerek kromozomal anomalilerin riski belirlenir. Anormal test sonuçları, trizomi 21 ve 18'in yanı sıra nöral tüp defekti, karın ön duvarı defektleri ve diğer olumsuz obstetrik sonuçlarla (preterm doğum, IUGR, preeklampsi, GDM vb.) ilişkilidir. Bu riskler belirteç düzeylerinin belirgin yüksek veya düşük olmasıyla artar. Çalışmamızın amacı, fetal anöploidi tarama testlerinde kullanılan biyokimyasal belirteçlerin değerleri ile plasenta previa gelişimi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. İkili ve üçlü tarama testlerinin Down sendromu gibi kromozomal anomalileri öngörmesinin yanı sıra, kötü gebelik sonuçlarını da tahmin edebileceği bilinmektedir. Bu bağlamda, çalışmamız plasenta previa ile maternal tarama testi belirteçleri arasındaki ilişkiyi tanımlamayı hedefleyen tanımlayıcı bir araştırmadır. Hipotezimiz ise; Birinci ve özellikle ikinci trimester fetal anöploidi tarama testlerinde değerlendirilen maternal serum biyokimyasal belirteç düzeyleri (özellikle AFP ve AFP MoM), ilerleyen gebelik haftalarında plasenta previa gelişimi ile anlamlı şekilde ilişkilidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde yürütülmüş olup bir Retrospektif Kohort çalışmasıdır. Bu çalışma kromozom anomalisi taraması için yapılan birinci ve ikinci trimester tarama testlerinde bakılan serum belirteç düzeylerinin anormal olmasının ileri haftalarda Plasenta previa gelişimini öngörmede etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Ekim 2022- Haziran 2025 arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi antenatal poliklinik ve perinatoloji polikliniklerinde takipli tekil gebeliği olan 18-40 yaş aralığındaki hastanemizde doğum yapmış ve ikili-üçlü tarama testi sonuçlarına ulaşabildiğimiz gebeler dahil edildi. Kontrol grubu olarak da tekil gebeliği olan 18-40 yaş arası Plasenta previa ve herhangi bir maternal fetal hastalığı ix olmayan ikili ve üçlü tarama testi sonucuna ulaşabildiğimiz hastalar çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya 105 plasenta previa ve 110 kontrol olgusu dahil edildi. Previa grubunda ortalama anne yaşı, gravida, parite ve geçirilmiş sezaryen oranı anlamlı biçimde yüksekti (p<0.001). Beden kitle indeksi, boy ve kilo açısından fark saptanmadı. İkinci trimesterde ölçülen AFP ve AFP MoM düzeyleri previa grubunda belirgin artış göstermiş (p<0.01) ve AFP MoM artışı previa riskini yaklaşık 3,7 kat artırmıştır. Diğer belirteçler (β-hCG, uE3, PAPP-A) arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Tüm previa olguları sezaryen ile doğum yapmış, erken doğum, intraoperatif kan transfüzyonu ve histerektomi oranları anlamlı biçimde yüksek bulunmuştur. Yenidoğan ağırlığı daha düşük, yoğun bakım gereksinimi ve neonatal morbidite oranı belirgin olarak artmıştır. Bulgular, AFP'nin previa gelişimiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Plasenta previa olgularında ikinci trimesterde maternal AFP ve AFP MoM düzeylerindeki artışın, trofoblastik aktivite artışı ve plasental invazyon derinliğiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sonuç: AFP MoM düzeyi ile geçirilmiş sezaryen öyküsü, previa gelişimi için bağımsız risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Bulgular, AFP'nin tek başına tanısal gücünün sınırlı olmasına rağmen, klinik öyküyle birlikte değerlendirildiğinde tanısal değeri artırabileceğini göstermektedir. Literatürle uyumlu biçimde, AFP artışı plasental invazyon anomalilerinin biyokimyasal bir yansıması olarak görülmektedir. AFP'nin obstetrik risk faktörleri ve görüntüleme yöntemleriyle birlikte kullanımı, prenatal tanı ve risk sınıflandırmasında yardımcı olabilir. Gelecekte geniş örneklemli, prospektif ve çok merkezli çalışmalar önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Prenatal Tarama Testi, Biyokimyasal Belirteçler, Plasenta Previa, Yenidoğan Sonuçları