Bisfenol-A'nın sıçan kan viskozitesi üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZÜLFÜYE REYYAN DEMİRTAŞ
Danışman: Medine Ayşin TAŞAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bisfenol-A (BPA), plastik kaplar, oyuncaklar, sofra gereçleri, tıbbi cihazlar ve polikarbonat şişelerde, sentetik polimer ve termal kâğıt endüstrisi gibi bazı endüstrilerde yaygın olarak kullanılan kimyasal bir bileşiktir. BPA'nın toksik ve inflamatuvar etkisinin kan hücrelerinin ve plazma proteinlerinin miktar, sayı ve içeriğini etkilediği bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Ancak tam kan ve plazma viskozitesi üzerine etkileri bilinmemektedir. Bu nedenle bu çalışmada, BPA ile plazma ve tam kan viskozitesi arasındaki ilişkinin gösterilmesi amaçlanmaktadır. Gereç Yöntem: 24 adet 250±20 gr Wistar albino erkek sıçan rastgele dört gruba ayrılarak birinci gruba boş enjeksiyon, ikinci gruba 1 cc mısır yağı, üçüncü gruba 5 mg/kg BPA, dördüncü gruba 50 mg/kg BPA uygulanarak, beş hafta sonunda tam kan ve plazma viskozitesi, hemogram, biyokimyasal parametreler ve vücut ağırlıklarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Viskozite tayini Vilastic Bioprofiler (Vilastic Scientific, Inc, Austin, Texas, United States) cihazı ile yapıldı. Tam kan viskozite tayini için düşük, orta, yüksek kayma hızı olarak 5, 50 ve 200 sn - ¹ kullanıldı. Çalışmanın istatistiksel analizi SPSS kullanılarak gerçekleştirildi. Tanımlayıcı istatistiklerle gruplara ait veriler; aritmetik ortalama, standart sapma, ortanca ve minimum-maksimum kullanılarak verildi. Sayısal verilerin dağılımını belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulandı. Verilerin dağılımları normal olmadığı için non-parametrik testler kullanıldı. Gruplar arası korelasyon değerlendirmeleri Spearman korelasyon testi ile yapılmış olup, tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık sınırı p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Vücut ağırlıklarında 28. Günde D grubu vücut ağırlığı ortancası, A ve B gruplarına göre yüksek saptandı (p=0,006). A grubu beyaz küre ortanca değeri, C ve D grubuna göre daha düşük saptandı (sırasıyla p=0,004; 0,001). B grubu trombosit ortanca değeri, C ve D grubuna göre anlamlı derecede düşük saptandı (sırasıyla p=0,010; <0,001). Gruplar arası değerlendirmede D grubu glukoz ortanca değeri, B ve A gruplarına göre anlamlı derecede yüksek saptandı (sırasıyla p=0,001; 11 0,027). Gruplar arası değerlendirmede A ve B grupları total protein ortanca değeri, C ve D gruplarına göre istatiksel olarak yüksek saptandı (sırasıyla p=0,025; 0,013). D grubu albumin ortanca değeri, A ve B gruplarına göre anlamlı derecede düşük saptandı (sırasıyla p=0,034; 0,007). D grubu trigliserit ortanca değeri, A ve B gruplarına göre anlamlı derece yüksek saptandı (sırasıyla p=0,004; 0,025). Gruplar arasında tam kan viskozitesi 50 sn -1 ve 200 sn -1 kayma hızlarında istatistiksel fark saptandı (p=0,001). Plazma viskozitesi parametresinde gruplar arasında istatistiksel fark saptandı (p=0,002). Total kolesterol ile tam kan viskozitesi 200 sn -1 arasında negatif yönde, orta düzeyde ilişki saptandı (r=-0,422; p=0,040). Trigliserit ile tam kan viskozitesi 50 sn -1 ve viskozitesi 200sn -1 arasında negatif yönde orta düzeyde ilişki saptandı (sırasıyla r=-0,440, p=0,032; r=-0,536; p=0,007). Plazma viskozitesi ile trigliserit ve LDL arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki saptandı (sırası ile, r=0,673; p<0,001; rr=0,448; p=0,028). Sonuç: Çalışmamızda deneklerin tam kan viskozitesi düşük, orta ve yüksek kayma hızlarında karşılaştırılmıştır. Düşük kayma hızında gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Yüksek kayma hızında ise 50 mg/kg BPA verilen grubun tam kan viskozitesi düşük doz verilen ve kontrol grubuna göre anlamlı derece düşük saptanmıştır. Bisfenol A maruziyeti ile plazma viskozitesi arasında belirgin bir ilişki bulunmuştur. Özellikle plazma viskozitesindeki artış, çeşitli araştırmalarda gösterildiği gibi, kan akışına karşı direnci artırarak sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu durum hipertansiyona yol açabilir ve dokulara oksijen iletimini engelleyerek potansiyel olarak organ işlev bozukluğuna sebep olabilir.