Kliniğimizde 1999 – 2022 yılları arasında opere edilen spinal tümörü (spinal kord ve omurga) olan hastaların retrospektif olarak incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALİ KAPLAN

Danışman: Nail Çağlar TEMİZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Spinal tümörler, yüksek morbidite oranlarına sahiptirler. Erken tanı ve uygun tedavi yöntemi uygulandığında, morbidite oranının düştüğü görülmektedir. Teknolojik ilerlemelere paralel olarak tanı olanakları da artmıştır. Ayrıca, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte mikrocerrahinin gelişimi ve elektrofizyolojik tetkiklerin intraoperatif olarak kullanılmasının yaygınlaşması, yapılan cerrahi işlemi daha güvenilir hale getirmekle birlikte daha kolaylaştırmış olup cerrahi tedavideki başarı oranını yükseltmiştir. Spinal tümörlerin anatomik lokalizasyonu, histolojik tipi, bunlara bağlı olarak değişen büyüme hızları ve hastanın başvurudaki nörolojik durumu, hastalığın prognozunu belirleyen en önemli parametrelerdir. Bu çalışmada, 1999-2022 yılları arasında kliniğimizde opere edilen spinal tümörü olan 281 hasta, retrospektif olarak incelenerek, hastaların preoperatif (yaş, cinsiyet, başvuru süreci, başvuru şikayeti, başvuru muayenesi, radyolojik görüntü, anatomik yerleşimi), intraoperatif (uyguladığımız cerrahi teknik, eksizyon miktarı, intraoperatif nöromonitörizasyon kullanılma durumu) ve postoperatif (muayene, patoloji sonucu) süreçleri ayrıntılı biçimde değerlendirilmiş olup sonuçlarımız literatür bulguları ile karşılaştırılarak tartışılmıştır. Serimizde, hastalar arasında erkek cinsiyet hakimiyeti mevcuttur (erkek/kadın oranı 1,6/1). Bu bulgular, literatür bulguları ile uyuşmaktadır. Metastatik spinal tümörü olanların, primer spinal tümörü olanlara göre yaş ortalamasının daha yüksek olduğu izlenmiştir (p=0,010). Ancak cinsiyet açısından anlamlı farklılık (p=0,805) izlenmedi. Çalışmamızda spinal tümör hastalarında başlıca semptomların sırasıyla ağrı, motor defisit, parestezi ve inkontinans olduğu izlenmiştir ve bu bulgular literatür ile uyuşmaktadır. Serimizdeki spinal tümörlerin %63'ünün primer, %37'sinin metastatik olduğu görüldü. En sık izlenen primer tümörler sırasıyla ependimom, schwannom ve menenjiyom olarak görüldü. Metastatik tümörlerde ise sırasıyla en sık akciğer, prostat ve meme kanseri metastazları izlenmiştir. Çalışmamızda spinal tümörlerin en sık izlendiği anatomik lokalizasyonların lumbosakral (%51,6) ve torakal (%43,8) bölge olduğu görülmüş olup servikal bölgede daha nadir görülmektedir. Primer spinal tümörlerin en sık lumbosakral bölgede izlendiği görülürken metastatik spinal tümörlerin en sık torakal bölgede izlendiği görülmüştür. Primer tümörler daha çok intradural intramedüller ve intradural ekstramedüler lokalizasyonda görülürken, metastatik tümörlerin büyük çoğunluğunun ekstradural yerleşimli olduğu görülmüştür. Çalışmamızdaki cerrahilerin çoğu elektif, daha azı acildir. Eksizyon miktarı sırasıyla gross total, total, subtotal ve parsiyeldir. Primer tümörlerde total eksizyon oranı daha yüksekken, metastatik tümörlerde, gross total ve subtotal eksizyon oranı daha yüksek olarak görülmüştür. Ameliyatların %40,2'sinde intraoperatif nöromonitorizasyon kullanılmıştır. Metastatik tümör nedeniyle cerrahi geçiren hastalar içinde postoperatif dönemde fizik muayene bulgularında düzelme olan (p<0,001) veya değişiklik olmayan(p<0,001) hasta oranı, primer spinal tümör nedeniyle opere edilen hastaların postoperatif fizik muayene değişimleriyle karşılaştırıldığında daha yüksek görülmüştür. Primer spinal tümörlü hastaların büyük çoğunluğunda preoperatif motor ve duyu defisit olmayıp postoperatif dönemde de hastaların büyük çoğunluğunda motor ve duyu defisit görülmemiştir (p<0,001). Çalışmamızdan çıkan sonuçlar, spinal tümörlere yaklaşımda genel olarak kabul gören ilkelerin bir kez daha doğrulanması anlamına gelmektedir. Bulgularımız, spinal tümörlerin büyük çoğunluğunun primer ve benign tümörler olduğunu, cerrahi tedavi ile yeterli eksizyon miktarlarının sağlandığını, güncel teknolojik gelişmeler doğrultusunda rutin kullanıma giren intraoperatif nöromonitörizasyonun ve gelişen mikrocerrahi tekniklerin katkısıyla, çok yüksek oranda başarılı sonuçlar alındığını göstermiştir. Spinal tümörlerin epidemiyolojik özelliklerinin bilinmesi ile, hızlı tanı ve uygun tedavi ile hastaların sağ kalımında uzama, tümör ilişkili yaşam kalitelerinde artış ve sağlık harcamalarında azalma sağlanabilir.