Diyabetik nöropatisi olan ve olmayan diyabetes mellitus tanılı hastalarda anorektal manometri ile anal duyunun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE NUR MEMDUHOĞLU

Danışman: Ömer ÖZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kontrolsüz diyabet sinir, kalp, böbrek ve göz gibi organlar başta olmak üzere birçok organın fonksiyonunu etkilemektedir. Nöropati diyabetin sık görülen komplikasyonlarındandır. Distal simetrik sensörimotor polinöropati, diyabetik nöropatinin en yaygın türüdür ve genellikle diyabetik nöropati terimiyle eş anlamlı olarak kabul edilir. Duyusal aksonların kaybıyla ilişkili ilerleyici distal duyu kaybı ve ardından ciddi vakalarda motor zayıflığı ve motor aksonal kayıp ile karakterizedir. Diyabetik otonomik nöropati sık görülen komplikasyonlardan bir diğeridir. Çok sayıda organ ve sistem fonksiyonunu etkileyen bir tablodur. Bu sistemler kardiyovasküler, gastrointestinal, genitoüriner, sudomotor, vazomotor ve nöroendokrin sistemdir. Rektal duyu; visseral bir duyudur. Anorektal manometri rektal duyuyu tespit etmede kullanılan bir yöntemdir. Literatürde diyabetik nöropati ile rektal duyu arasındaki ilişkiyi inceleyen kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızda diyabetik nöropati ile rektal duyu arasındaki ilişkinin gösterilmesi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli prospektif tipte tasarlanmış olup Sağlık Bilimleri Üniversitesi(SBÜ) Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Dahiliye ve Gastroenteroloji polikliniklerine 1 Ekim 2023-1 Ağustos 2024 tarihleri arasında başvuran diyabetik hastalardan dahil etme ve dışlama kriterlerine uyan 30 diyabetik nöropatisi olan, 31 diyabetik nöropatisi olmayan toplam 61 hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden hastalardan yazılı onam alındıktan sonra araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemiyle veri toplama formu doldurulmuştur. Bu hastalara endikasyon dahilinde periferik polinöropati teşhisi için elektromiyografi(EMG) ve rektal duyu değerlendirilmesi için anorektal manometri yapılmıştır. Otonomik nöropati için ise araştırmacı tarafından istirahat taşikardisi ve ortostatik hipotansiyon bakılmıştır. Bulgular: Rektal sensasyon ile istatiksel olarak ilişkili olan değişkenlere bakıldığında; rektal sensasyon sonucu normal bireylerin hipersensitiflere kıyasla daha çok erkeklerden oluştuğu, hipersensitif erkek sayısının normal erkek sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha az olduğu saptanmıştır. Kabızlık durumu açısından bakıldığında hem hiposensitif bireylerin hem de normal bireylerin anlamlı düzeyde daha fazla kabızlık durumuna maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Hipersensitif bireylerin hem normal bireylere hem de hiposensitif bireylere kıyasla daha çok ishal oldukları ve dışkı şekillerinin daha fazla sulu oldukları saptanmıştır. Defekasyon yaparken güçlük hissi açısından incelendiğindeyse hiposensitif bireylerin; hipersensitif bireylerden anlamlı düzeyde daha çok güçlük hissi çektikleri görülmüştür. Hiposensitif bireylerin; hem hipersensitif bireylerden hem de normal bireylerden daha çok digital stimülasyonla gaita deşarjı sağladığı görülmüştür. Dışkı inkontinans ile rektal sensasyon arasındaki ilişki istatistiksel olarak incelendiğinde hipersensitif bireylerin hem hiposensitif bireylerden hem de normal bireylerden daha fazla dışkı inkontinansa sahip oldukları saptanmıştır. Dışkı inkontinansına benzer şekilde acil dışkı hissine sahip birey sayısının da hipersensitif olanlarda daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Diyastolik tansiyon farkına sahip birey sayısınınsa; hiposensitif bireylerde, hem hipersensitif bireylerden hem de normal olanlardan daha fazla olduğu görülmüştür. İlk duyum hissi açısından kıyaslandığında hiposensitif bireylerin normallerden ortalama 77,042cc, hipersensitif bireylerden ise 81,250cc daha yüksek hacimlerde olduğu saptanmıştır. Hiposensitif bireylerin defekasyon hissinin normallerden ortalama 97,317cc, hipersensitif olanlardansa 122,5cc daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun yanında normal bireylerin hipersensitif olanlardan ortalama 25,182cc daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Benzer ilişkilerin aynı şekilde maksimum his açısından da geçerli olduğu belirlenmiştir. Otonom nöropati ile rektal sensasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Buna karşın otonom nöropati bulgusu olarak bakılan diyastolik tansiyon farkı rektal hiposensitif bireylerde daha fazla saptanmıştır. Rektal sensasyonun periferik nöropati ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda hiposensitif bireylerde periferik polinöropatinin daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Rektal hiposensasyon tanısı olan hastalarda diyabetik periferik polinöropatinin daha fazla görüldüğü sonucuna varılmıştır. Kardiyak otonom nöropati ile rektal sensasyon arasında ilişki saptanmamıştır. Herhangi bir nedenle anorektal manometri yapılıp rektal hiposensasyon saptanmış diyabetik hastalar; periferik polinöropati açısından sorgulanıp erken teşhis ve tedavi edilebilir. Benzer şekilde diyabetik periferik nöropati saptanan hastaların da rektal hiposensasyon bulguları açısından değerlendirilmesini öneriyoruz.