Küçük biyopsi örnekleri ile akciğer not otherwise specified (NOS) tanısı alan olgularda klinik ve sağkalım özellikleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAVVA YEŞİLDAĞLI

Danışman: Pınar AKIN KABALAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akciğer kanserinin en sık görülen patolojik tipi küçük hücreli dışı akciğer karsinomudur (KHDAK). Küçük hücreli dışı akciğer kanseri alt tiplendirmesini kabaca skuamöz hücreli akciğer karsinomu, non-skuamöz hücreli akciğer karsinomu ve sınıflandırılamayan (NOS-not other wised specified) olarak üç gruba ayrılmaktadır. KHDAK tanı anında %70 oranında cerrahiye uygun olmayan aşamada karşımıza çıkar. Bu nedenle alınan küçük biyopsi örneklerinin yeterliliği ve kalitesi hem immünohistokimyasal hem de moleküler incelemeler için uygun olmalıdır. Özellikle ileri evre KHDAK' nde hedefe yönelik tedavinin birinci basamak olarak uygulanmasının sağ kalımı olumlu yönde etkilediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, birincil sonlanım noktası olarak küçük biyopsi örnekleri ile NOS tanısı alan olgularda klinik ve sağkalım özellikleri araştırılması, ikincil hedefler ise interstisyel akciğer hastalığı (İAH) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi eşlik eden hastalıkların sağkalıma etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Çalışmaya 2011-2016 yılları arasında Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde; küçük biyopsi örnekleri (bronkoskopik bronş mukoza örneklemesi, transtorasik akciğer biyopsisi, plevral sıvı sitolojik incelemesi (sitoblok dahil), konvansiyonel yöntemle ya da EBUS ile alınan lenf nodu aspirasyon örnekleri) ile NOS tanısı konulmuş 196 olgu dahil edildi. Çalışma retrospektif olarak planlanmıştır. Olguların tanı anındaki yaş, cinsiyet, sigara kullanım ve miktarı, asbest maruziyeti, eşlik eden hastalıkları, klinik evresi (7. ve 8. TNM evreleme sistemine göre ayrı ayrı evrelenmiştir.), spirometrik incelemeleri (FEV1 ve FEV1/FVC oranı), KOAH varlığı (GOLD 2017 sistemine göre), radyolojik olarak İAH varlığı gibi tanımlayıcı verileri kaydedilmiştir. Ayrıca tedavi yaklaşımı, hedeflenebilir gen mutasyon varlığı (Epidermal büyüme faktörü reseptörü, Anaplastik lenfoma kinaz, ROS proto-oncogene 1) ve vücut kitle indeksi (VKİ) kaydedilerek sağkalım üzerine farklılıkları, sağkalımlarının süreleri (ay olarak) incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 196 olgunun çoğunluğu ileri evre (%55,61) ve erkek cinsiyetten oluşmaktaydı (%95,4). Ortalama yaş 66.59±9.197 idi. Hastaların 70'inde (%35,71) EGFR 19, EGFR 21, ALK mutasyonu ve 63' ünde (%32,14) ise xii ROS 1 mutasyonu çalışıldı. Mutasyon analizi yapılan olgulardan 4 tanesinde (%5,71) EGFR egzon 19, 1 tanesinde (%1,42) EGFR egzon 21, delesyonu 3 tanesinde (%4,28) ALK, 1 tanesinde (%1,58) ROS-1 pozitif olarak saptandı. Her iki evrelemeye göre (7. ve 8. Evreleme) lenf nodu evreleme sisteminde nodal durumu N3 olan grubun sağkalıma etkisi anlamlı bulunurken, progresyonsuz sağkalım üzerine etkisi gösterilemedi. Sekizinci evreleme sisteminde T1a grubunun diğer T evreleme alt grupları ile karşılaştırıldığında progresyonsuz sağkalım üzerine olumsuz etkisi gösterildi. Sekizinci evreleme sisteminde M1a ve M1c gruplarının toplam sağkalıma etkisi gösterilirken, M1a ile M1b gruplarında ise progresyonsuz sağkalım üzerine etkisi gösterildi. Lokal ileri ve ileri evre olgular karşılaştırıldığında her iki evreleme sisteminde toplam sağkalım literatür ile benzer olarak lokal ileri evrede anlamlı olarak daha yüksek saptanırken, progresyonsuz sağkalıma etkisi gösterilemedi. Her iki evreleme sistemine göre ileri evre hasta grubunun toplam sağkalıma olumsuz etkisi gösterilirken, progresyonsuz sağkalıma etkisi gösterilemedi. Bir yıllık sağkalım analizi yapıldığında ise her iki evreleme sisteminde de ileri evre grup hastalar diğer gruplarla karşılaştırıldığında sakalımları anlamlı derecede düşük bulundu. 196 olgunun 26'sında cerrahi (lobektomi, pnömonektomi), kriyobiyopsi, FOB tekrarı ve TTİAB tekrarı ile ileri tanıya gidildi. Olguların %42.307' si skuamöz hücreli karsinom, %34.61' i adenokarsinom, %19.23'ü büyük hücreli karsinom ve %3,87' si adenoskuamöz karsinom ile uyumlu geldi. Evre D KOAH birlikteliğinin toplam sağkalım üzerine etkisi literatür ile uyumlu bulunurken, KOAH varlığının progresyonsuz sağkalım üzerine etkisi gösterilmedi. İnterstisyel akciğer hastalığı varlığının ve VKI' nin toplam sağkalım ve progresyonsuz sağkalım üzerine etkisi bulunmadı. SONUÇ: Bu çalışmada NOS tanısına sahip hastalarda evre, tümör boyutu, metastaz varlığı ve KOAH birlikteliği sağkalımı etkileyen faktörler olarak bulunmuştur. Son yıllarda önemi gittikçe artan genetik mutasyonların da incelendiği ve bunun sonucunda hedefe yönelik tedavilerin yer aldığı araştırmaların yapılması, akciğer kanserinde subtiplendirmenin önemini ve sağkalımı etkileyen faktörlerin daha iyi aydınlatılması gerektiğini göstermektedir.