Erektil disfonksiyonu olan hastalarda penil doppler ultrasonografi ve shear wave elastografi değerlerinin korelasyonu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERCAN MENGÜÇ

Danışman: Alpaslan YAVUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Erektil disfonksiyon (ED) dünya çapında erkekler arasındaki en yaygın cinsel problemlerden birisidir. Yaş ile birilikte görülme sıklığı artmaktadır. Tatmin edici cinsel performans için yeterli ereksiyonu elde edememek olarak tanımlanan erektil disfonksiyon (ED), etiyolojiye göre 3 kategoriye psikolojik, organik ve karışık nedenler olarak ayrılır. Organik etiyolojiye sahip hastalar, erektil disfonksiyon (ED) vakalarının yaklaşık %80'ini oluşturmaktadır. ED yaşam kalitesini olumsuz olarak etkileyen psikolojik olarak ciddi etkilere neden olan cinsel bir sağlık problemidir. Bu yüzden tanısı önemlidir. Erektil disfonksiyon hastalarının tanısında, penil renkli Doppler ultrasonografi (PDU), intrakavernosal (IC) papaverin enjeksiyonu ile kombine edildiğinde penisin hemodinamik parametrelerini nicel olarak değerlendirebilen invaziv bir yöntemdir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte farklı tanı yöntemleri klinik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Shear wave elastography (SWE) ise son yıllarda sıklıkla kullanılmaya başlanan yeni yöntemlerden birisidir. Bu çalışmada korpus kavernosum (KK) SWE değerlerinin ED subtiplerindeki (venöz, arteriyel) değişimi, erectil hardness score (EHS), yaş ve Doppler USG (Ultrasonografi) değerleri ile arasındaki arasındaki ilişkiyi, bu parametreler arasındaki değişim trendini analiz etmek ve ilgili tepe sistolik hız (PSV) değerine karşılık gelebilecek SWE değerlerini araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmaya haftada en aza bir kez düzenli heteroseksüel aktiviteye sahip en az 6 aydır ED öyküsü olan 37-77 yaş arası 48 ED hastası ve 7 kontrol olgusu katılmıştır. Hasta ve kontrol grubundaki olguların hiçbirisinde penil travma, operasyon öyküsü, Peyroni's hastalığı ve konjenital penil deformite bulunmamaktaydı. Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında hastanemiz üroloji kliniğine başvuran ED hastalarına eş zamanlı olarak PDU ve ardından SWE incelemeleri yapıldı. 6-15 MHz band genişliğindeki lineer prob, Toshiba Aplio 500 (Tokyo, Japonya) cihazı yardımıyla ultrasonografik incelemeler için kullanıldı. Olgulardan supin pozisyonunda yatarken tek eliyle glans penisden tutup, penisin dorsal yüzünü karın ön duvarına doğru yaslayıp sabit tutması istendi. Ardından PDU ve SWE ölçümleri her iki korpus kavernosuma penoskrotal bileşke düzeyinden, flask durumda ve IC Alprostadil E1 (prostalandin E1, Taide Co., Beijing, China) enjeksiyonundan sonra 5. 10. ve 15. dakikalarda yapıldı. Ölçümler aynı araştırmacı tarafından 3 kez yapılıp ortalaması alındı. İnceleme sonrasında hastaların erectil hardness score (EHS) gradeleri not edildi. Sonuç olarak bu çalışmada korpus kavernosum ortalama SWE değerinin ereksiyon sırasındaki penil arterial kan akımını yansıtabileceği gösterilmiştir. ED subtiplerinde (arterial, venöz) PSV ile ortalama SWE arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<.05). Ayrıca KK ortalama SWE değerinin, PDU incelemesinde elde edilen kavernosal arter akım hızları ve penil tümesans grade değerleri ile negatif ilişkili olduğu bulundu. Tatmin edici cinsel birlikteliği sağlayan ereksiyon için SWE cut-off değeri PSV'ye göre 16 kPa, penil tümesans grade değerine göre ise 25 kPA olarak bulundu. Ayrıca yaşlanma ile birlikte flask haldeki KK SWE değerinin arttığı gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Erektil disfonksiyon (ED), Shear wave elastography (SWE), Penil Renkli Doppler ultrasonografi (PDU), Korpus Kavernosum, Arteriyel Yetmezlik, Venöz Yetmezlik, Stiffness