Süt çocukluğu dönemi sonrası D vitamini eksikliği saptanan hastaların belirti ve bulgularının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKHAN YÖRÜSÜN

Danışman: Esma ALTINEL AÇOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Süt Çocukluğu Dönemi Sonrası D Vitamini Eksikliği Saptanan Hastaların Belirti ve Bulgularının Değerlendirilmesi Amaç: D vitamini eksikliğinin pek çok hastalıkla ilişkisi saptanması nedeniyle başta sağlık çalışanları olmak üzere, medya ve halkın bu konudaki farkındalığı da artmış ve D vitamini düzeyi son yıllarda sıklıkla istenen bir tetkik haline gelmiştir. Çalışmamızda 2-18 yaş arasında D vitamini bakılan hastalarda D vitamini eksikliğinin sıklığını saptamak ve eksiklik saptanan hastaların demografik verileri, başvuru şikayetleri ve eşlik edebilecek klinik bulguların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasında Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran ve D vitamini bakılan 2-18 yaş arası 1505 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. D vitaminin sentez, emilim veya metabolizmasını etkileyebilecek ya da D vitamini eksikliği açısından bilinen riskli hasta grupları (Kronik böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı, malabsorbsiyon, kortikosteroit tedavisi alan hastalar, uzun süre yatağa bağımlı olan veya antiepileptik ilaç kullanan nörolojik hastalar, Tip1 veya Tip 2 diyabetes mellitus, onkoloji hastaları, transplantasyon hastaları) çalışma dışı bırakıldı. Hastalar yaşlarına göre 2-5 yaş arası okul öncesi, 6-9 yaş arası okul çağı ve 10-18 yaş arası adolesan olmak üzere üç gruba ayrıldı. D vitamini düzeylerine göre 25(OH)D düzeyi; 20 ng/mL ise normal D vitamini düzeyi olarak kabul edildi. Başvuru şikayetleri ve tanılarına göre hastalar ayrıca sınıflandırıldı. Bulgular: 25(OH)D düzeyi bakılan 1505 hastanın 835'i kız, 670'i erkek idi. Yaş ortalaması 8,7±4,2 yıl idi. Ortalama D vitamini düzeyi 21,0±13,6 ng/ml, ortanca değeri ise 17,7 (3,3-93) ng/ml olarak saptandı. Tüm çocukların %59,8'inde D vitamini eksikliği (%26,4) veya yetersizliği (%33,4) görüldü. Erkeklerde D vitamini eksikliği veya yetersizliği % 54,2 iken kızlarda bu oran %64,4 idi. Ortalama D vitamini adolesanlarda diğer yaş gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptandı (p 0,05), adolesanlarda D vitamini eksikliği ve yetersizliği kızlarda daha yüksek saptandı (p<0,001). Tüm çocukların %18'i herhangi bir şikayeti olmaksızın ailesi tarafından D vitamini düzeyi baktırılmak amacıyla başvurmuştu. Bunu iştahsızlık ve boy kısalığı şikayetleri izlemekte idi. D vitamini düzeyi bakılan hastaların %47,7'sinde herhangi bir sağlık sorunu saptanmadı. D vitamini eksikliği veya yetersizliği olanlarda normal D vitamini düzeyi olan gruba göre başvuru şikayetleri açısından iştahsızlık, nörolojik sistem ve kas iskelet sistemi şikayetleri daha yüksek saptandı. D vitamini düzeyleri açısından tanı dağılımları arasında anlamlı farklılık bulunmadı. Sağlıklı çocuklar ile diğer tanılara sahip çocukların ortanca D vitamini düzeyleri ile D vitamini eksikliği ve yetersizliği oranları açısından anlamlı farklılık bulunmadı. Sonuç: Çalışmamız Türkiye'de 2-18 yaş arası çocuklarda D vitamini durumunun incelendiği en geniş örnekleme sahip çalışmadır. D vitamini eksikliği açısından risk faktörleri bulunmayan hastaların değerlendirildiği çalışmamızda özellikle kız cinsiyet ve adolesan yaş grubunun D vitamini eksikliği açısından en büyük risk grubunu oluşturduğu görülmüştür. Çocuk doktorlarının çok farklı şikayetlerle başvuran çocuklarda D vitamini düzeyini de tetkikler arasına eklediği saptanmıştır. Bu durum son yıllarda D vitamini eksikliğinin yaygın bir sorun olduğu ve kemik dışı birçok hastalıkla ilişkili olduğuna dair artan çalışmaların sonucu olabilir. Ayrıca D vitamini düzeyine baktırmak için çocuklarını hastaneye getiren ailelerin sayısı da oldukça yüksek saptanmış olup bu durum aileler arasındaki D vitamini farkındalığının da yüksek olduğunu düşündürmektedir. Ek olarak çalışmamız süt çocukluğu dönemi sonrasında da Türkiye'de D vitamini durumunu iyileştirmek ve halk sağlığı politikalarını desteklemek için daha fazla kanıt sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Süt çocuğu, D vitamini, D vitamini eksikliği