Superb mikrovasküler görüntüleme malign ve benign meme kitlelerinin ayrımına katkı sağlayabilir mi?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA ZEYNEP ARSLAN

Danışman: Ayşegül ALTUNKESER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Meme kanseri kadında en sık görülen kanser tipidir ve en sık ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda geliştirilen ve alternatif bir Doppler USG tekniği olan Superb Microvascular görüntüleme, küçük damar yapılarının yavaş akımını gösterebilen, kolay tekrarlanabilir noninvaziv inceleme yöntemidir. Çalışmamızda SMG'nin, malign ve benign lezyonu ayrımında tanısal performansı incelenecektir. Malign lezyonlarda yeni gelişen neovasküler yapılar göz önüne alındığında, SMG'nin tanı koymada yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Gereç ve Yöntem: Hastanemiz radyoloji polikliniğine başvuran ve USG'de malinite açısından riskli lezyonu bulunan kadın hastalar prospektif olarak incelendi. 27– 86 yaş aralığındaki 86 kadın hasta ve 90 meme lezyonu araştırmamıza dahil edildi. Sonografik incelemenin ardından SMG'ye geçildi. İki farklı modu bulunan SMG'ye cSMG ile başlanıldı. cSMG inceleme esnasında kutu ROI ve elle lezyon çevresi çizilerek işaretleme yapılan serbest ROI kullanıldı. Her iki ROI çeşidi kullanılarak lezyondan ve kutu ROI ile normal meme dokusundan VI değerleri elde edildi. cSMG tamamlandıktan sonra mSMG'ye geçildi. Monokrom SMG ile mikrovasküler yapıların iskelet yapısı vizüel olarak değerlendirildi. Monokrom SMG için lezyonların vaskülaritelerini vizüel olarak skorlayan bir gradeleme sistemi oluşturuldu. Klinisyen tarafından önerilen veya hasta tarafından istenen BI-RADS 3 olgularına ve BI-RADS kategori 4a, 4b, 4c ve 5 lezyonu olan hastalara SMG sonrası tru-cut biyopsi yapıldı ve lezyonların histopatolojileri elde edildi. Elde edilen VI değerleri ve mSMG gradelemesi ile histopatolojik sonuçlar karşılaştırıldı. Meme lezyonlarında malign ve benign ayrımında cSMG ile mSMG'nin etkinliği araştırıldı. Bulgular: Çalışmamızda 86 hastada 90 meme lezyonu tespit edildi ve incelenen lezyonlar arasında çoğunluğu oluşturan BI-RADS kategori 4b'ye ait lezyon sayısı 32 idi. BI-RADS kategori 5 olarak sınıflandırdığımız lezyon sayısı ise 19 idi. Patolojik inceleme sonucunda 30 meme lezyonu malign, 60'ı ise benign histopatolojiye sahipti. İnceleme sonucunda 28 lezyon invaziv duktal karsinom olup, malign lezyonların çoğunu oluşturmaktaydı. Benign ve malign lezyonların SMG ile ölçülen VI değerleri istatistiksel olarak anlamlı farklılıkta idi (p 0.05). Monokrom SMG gradelemesi ile lezyonun malign ya da benign olma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı (p<0,001). Sonuç: Sonuç olarak, SMG meme lezyonlarındaki mikrovasküler damar yapılarını görüntülemedeki üstünlüğü nedeniyle malign ve benign meme lezyonu ayırıcı tanısında umut vaat eden yeni bir Doppler tekniğidir.