Akut tip-A aort diseksiyonlarında serebral malperfüzyon gelişen hastalarda cerrahi tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET İBRAHİM BALKAYA

Danışman: Tolga DEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

-Amaç: Bu çalışmanın amacı, akut Tip-A aort diseksiyonuna bağlı serebral malperfüzyon gelişen hastalarda yapılan cerrahi tedavinin öncesi ve sonrasında nörolojik defisit gelişme riskini ve bu hastalarda yapılan operasyon sonuçlarını değerlendirmek amaçlamaktadır. -Gereç ve Yöntem: Araştırma, retrospektif olarak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 57 hastanın verileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar operasyon öncesinde serebral malperfüzyon görülenler ve operasyon öncesinde serebral malperfüzyon görülmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. SMP (+) grubunda operasyon öncesinde serebral malperfüzyon görülmekte, SMP (-) grubunda ise operasyon öncesinde serebral malperfüzyon görülmemekte idi. Serebral perfüzyon durumları, laboratuar bulguları, hastaneye geliş semptomları ve komplikasyonlar değerlendirildi. -Bulgular: Gruplar arasında geliş semptomları, operasyon süresi, laboratuar bulguları ve postoperatif serebral malperfüzyon açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sırt ağrısı SMP (-) grupta SMP (+) gruba göre anlamlı olarak daha sık gözlendi (%51,3'e karşı %15) ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p = 0,007). Operasyon süresi SMP (-) grubunda (467±148 dk) SMP (+) grubuna (384±85 dk) göre daha uzun bulunmuştur (p = 0.0352). Postoperatif SMP (POSMP), yalnızca SMP (+) grubunda saptandı ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (%15; p = 0,039). SMP (+) grubunun gelişteki MPV ve PDW değerleri SMP (-) gruba göre yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (sırasıyla 10,8±1,2'e karşı 9,9±1,3 fL, p=0.0103 ve %16,6±0,5'e karşı %15,9±1, p=0.0019). -Sonuç: Bu çalışma, serebral hipoperfüzyonun genellikle belirgin nörolojik semptomlarla seyrettiğini ve bu semptomların tanısal süreçte mutlaka dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Serebral malperfüzyonun (SMP) önlenmesinde, serebral perfüzyon stratejisinin dikkatli bir şekilde planlanması, intraoperatif nöromonitörizasyonun etkin kullanımı ve hastaya özgü anatomik varyasyonların göz önünde bulundurulması daha büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, SMP gelişen hastalarda ortalama trombosit hacmi (MPV) ve trombosit dağılım genişliği (PDW) değerlerinin anlamlı düzeyde yüksek olması, trombosit aktivasyonunun bu hasta grubunda etkili bir fizyopatolojik mekanizma olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda, platelet sayısı, MPV ve PDW gibi parametreler; non-invaziv, kolay erişilebilir ve düşük maliyetli potansiyel biyobelirteçler olarak SMP riskinin değerlendirilmesinde klinik anlam taşıyabilir. Elde edilen bulgular, SMP'nin oluşumunda inflamasyonun yanı sıra trombosit aktivasyonu ve mikrotromboz mekanizmalarının da önemli roller oynayabileceğini göstermektedir. Özellikle MPV ve PDW, yüksek riskli hastaların perioperatif değerlendirmesinde erken uyarı sinyali olarak kullanılabilir. Bu veriler, hem klinik karar destek sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir hem de ileri düzey araştırmalar için yeni hipotezlerin oluşmasına zemin hazırlayabilir. -Anahtar Kelimeler: Aort diseksiyonu, kardiyopulmoner by-pass, serebral malperfüzyon, serebral perfüzyon, nörolojik defisit